Yakine Eren Genç

Yazar: beytül ahzan Tarih: 27 Temmuz 2011 3.993 kez okundu Hikaye ve Kıssa Yorum Yok


Resul-i Ekrem (saa) sabah namazını cemaate kıldırdı. Artık hava aydınlanmış ve insanları birbirinden seçmek mümkündü.

Bu sırada Resul-i Ekrem’in (saa) gözü, durumu pek normal gözükmeyen bir gence takıldı. Genç, ayakta durmaya zorlanıyordu; başı bedeninde sabit durmuyor, bir o yana bir bu yana sallanıp duruyordu. Yüzüne baktığında, gencin sarardığını ve vücudunun çok zayıf düştüğünü gördü. Resul-i Ekrem (saa):

-Nasılsın, diye sordu.

-Yakin halindeyim ya Resulallah, diye cevap verdi.

-Her yakinin bir alameti vardır. Senin yakininin alameti nedir?

-Yakinimin alameti şudur ki, beni derde düşürmüştür. Uykuyu gözümden almış, gündüzlerimi susuz geçirmeme sebep olmuştur. Dünyadan ve dünyadakilerden yüz çevirmişim. Allah’ın arşını, hesap yerinde (kıyamet sahnesinde) bütün mahlukatın yeniden haşrolunduğunu, cennetlikleri nimet içinde, cehennemlikleri de elemli azap içinde görür gibiyim. Cehennem ateşinin korkunç sesi, sanki şu an kulaklarımda yankılanıyor.

Resul-i Ekrem (saa), orada bulunanlara dönerek şöyle buyurdu:

-Bu Allah’ın, kalbini iman nuruyla aydınlattığı bir kuldur.

Sonra gence dönerek şöyle buyurdu:

-Bu güzel halini hep koru.

Genç şöyle arz etti:

-Ya Resulallah! Dua edin, Allah bana hak yolunda cihat etmeyi ve şehit olmayı nasip etsin.

Resul-i Ekrem (saa), dua etti. Çok geçmeden bir savaş çıktı ve cihat emri geldi. Bu cihada katılan genç, savaşta şehit olan onuncu kişiydi.[1]

————–

1-Usul-i Kafi, c.2, s.53

————-

Murtaza Mutahhari’nin,

“Doğruların Öyküsü-1” kitabından alıntıdır.

Sayfa:130

Yorum Bırak