Yaşayış Dini İslam / Seyyid Ali Muhakkık

Yazar: beytül ahzan Tarih: 1 Ocak 2010 1.8K kez okundu Kitap Tanıtımı 1 Yorum


Kitabın Adı: Yaşayış Dini İslam

Yazarı:Seyyid Ali Muhakkık

Çevirmen: Seyyid Seccad Hüseyni

Sayfa:194

Yayınevi: Tuba


Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları

“Yaşayış Dini İslam” İslam ahlakı ile ilgili bir kitaptır. Konular hadisler ve ayetlerle desteklenmiştir.Her Müslümanın mutlaka okuması gereken bir kitap.  Kitaptan “Ahlak” bölümüne birkaç konu alıntı yapmıştım.Yorum yoluyla linklerini bildiririm inşaallah. Kitabın önsözü:


Günden Güne Artan İhtilaflar

Meseleler her ne kadar büyük de olsa, şüphesiz onları bertaraf etmeye azimli olan çelik iradelerin, himmetli ve sürekli çabaları karşısında yine de küçük kalır.

Etrafımızı, kanımızın son damlalarını dahi emmek isteyen çeşitli adlarda güçlü ve acımasız düşmanlarımız sarmıştır. Onlar bize hayat hakkı tanısalar bile bu, çıkarlarına bir köprü olmamız içindir.

İçeride ise; her vesileyle ihtilaf ve tefrika çıkarmak, yeni bir gedik açmak için uğraşan cahil dostlarımız vardır. Sanki onları Allah, (hâşâ) sadece ihtilaf çıkarmak, ikiyüzlülük tohumunu ekmek için yaratmıştır…Bu şahıslar kendilerinden başka kimseyi yanlarında istememektedirler.

Bunlar, gerçekte etrafımızdaki düşmanların parasız uşaklarıdırlar ve yabancıların hedeflerine ulaşmalarında etkin bir şekilde rol oynamaktırlar. On kişinin katıldığı bir oturumda on çeşit inanç, on tarz-ı tefekkür olduğunu ve nihayet birbiriyle çelişen onlarca plan ve programın ileri sürüldüğünü görmekteyiz.

Bu ayrılık ve dağınıklık ruhunu, toplumumuzun bütün işlerinde görebilmekteyiz.

Günümüz dünyasında “fertler”, ne kadar da güçlü, sermayeli, istidatlı olurlarsa olsunlar, ferdî çalışmalar sonucu yenilgiye uğrayacaklarını bilmelidirler. Dünyamız, cemiyetler ve topluluklar halinde mücadele dünyası haline gelmiştir.

Bizler nasıl bu duruma geldik?

Acaba bugün ikiyüzlülük ve anlaşmazlığa dayalı ilişkilerle, ferdi çalışmalarla hiçbir işte başarılı olamayacağınızı hala anlamıyor muyuz?

Yoksa, eğitimimiz yanlış bir eğitim olduğu için, bütün sınıfları cemaat faaliyetlerine değil de, ferdi çalışmalara mı sürüklemiştir?

Ya da, biz de hedef uğrunda fedakârlık edebilecek, hoşumuza gitmeyecek bazı şeylere göz yumabilecek, grup çalışması gerektiği zaman; kişiliğimizden taviz verebilecek bir “ahlaki erginlik” ve hedefe iman yoktur.

Bunlar, maalesef cevabını benim veremeyeceğim birtakım sorulardır.

İslam’ı Tebliğ Etmenin En İyi Yolu

Gönüllerimizi adeta bir zincir halkaları gibi birbirine bağlayan bu yegane vahdet unsuru olan İslam daha da güçlenmesi ve bir zamanlar Müslümanları izzet ve iftiharın doruğuna kadar yücelten bu hidayet meşalesinden daha çok yararlanabilmek için ne yapmalıyız?

Şüphesiz, bu hedefe ulaşmak için İslam’ın hakikatlerini açık bir şekilde kamuoyuna sunmaktan daha iyi bir yol yoktur. Bizce halkın ilgisini bu temiz dine çekmenin en iyi ve en etkin yolu budur.

Nasıl ki bir malın kabul görmesi ve makbul sayılması için iyi bir şekilde sunulması gerekiyorsa, İslam hakikatlerinin gerçek etkisini bırakması için de bunları açık bir şekilde sunmak gerekir. “İslam öğretileri öyle derin ve çekim gücü öyle kuvvetlidir ki, kendi kendisinin en güçlü ve en etkin mübelliği sayılmaktadır.

Bugün bir kısım tahsilli gençlerimiz İslam’dan ürkmüş bulunmaktadırlar. Bizce bunun tek sebebi, bu mukaddes dinin doğru bir şekilde yani gerçek şekliyle onlara sunulmamış olmasıdır.

İlgililer, “bugün Batı dünyasında İslam’ı kabul etmek için büyük bir hazırlık gözlemlenmektedir” diyorlar. Öyle ki “Uygar dünya(!) bugün bir yol ayrımındadır: Ya İslam’ı kabul etmeli yahut da dinsizleşmelidir.” Üçüncü bir alternatif yoktur. Ama bu uygun ortama rağmen İslam, dünyanın bu hassas bölgesinde gereğince ilerleme kaydetmemiştir. Niçin mi? Çünkü İslam, doğru bir şekilde dünyaya tanıtılmamıştır.

Bizce geçmiş asırlarda İslam’ın hızla yayılması ve çok kısa bir zamanda eski dünyayı yıkıp onun yerine ruh, hayat, ilim, takva ve faziletle dolu yeni bir dünya bina etmeyi başarmasının sebebini, İslam’ın gerçek şekliyle o günün insanlarına tanıtılmış olmasında aramak gerekir.

Bugün de fesat, ihtilaf, anlaşmazlık, sıcak ve soğuk savaşlar, silahlanma yarışması ve sömürü ateşinde yanmakta olan dünyayı; saflık ve samimiyetin, doğruluk ve dürüstlüğün hakim olduğu bir dünyaya dönüştürebilecek olan tek din eğer doğru bir şekilde dünyaya tanıtılırsa İslam’dır.

Onun için bir daha itiraf etmeliyiz ki, İslam’ı tebliğ etmenin, onu doğru bir şekilde tanıtmanın en iyi yolu, onun öğretilerini aynen olduğu şekilde halka sunmaktır.

Yanlış ve Gerçek Dışı Saplantılar

Burada çok üzücü olan şey, bazılarının bu mukaddes din hakkındaki yanlış ve hakikatten uzak saplantılarıdır. Bunlar İslam’ı sadece namaz, oruç ve hacdan ibaret biliyorlar. Tabii ki dine mensup görünen bazılarının amelleri de bu yanlış anlayışa yardımcı olmaktadır.

Şunu da itiraf etmek gerekir ki, dini tebliğ araçlarımız, İslam’ı en azından çevremizde yaşayan insanlara doğru bir şekilde tanıtacak güçte bile değildir.

Okullarda “Din Dersleri” adında okutulan şeyler de, bir avuç kuru, ruhsuz, zor ve karmaşık öğretilerden öteye geçmeyip çocuklarımızı İslam’ın özü ve hakikatiyle tanıştıracağı yerde, onları İslam’dan bıktırmakta ve uzaklaştırmaktadır.

Batıya gitmiş olanlarımız da genelde İslam’ın, Hıristiyanlık gibi fazla önem taşımayan geleneklerden ibaret olup, sosyal emirler bakımından çok zayıf olduğunu zannetmektedirler.

Halbuki tam tersine İslam, hayat dinidir ve mutlu bir hayat için gerekli olan en yüce emir ve kanunlara sahiptir. İslam öylesine geniş ve zengin bir hayat programına sahiptir ki, doğum anından ölüme kadar, aile yuvasının içinden savaş meydanına kadar, ticarethaneden yargı masasına kadar her konuda insanın kat edeceği mutluluk çizgisini belirlemiştir.

İslam, hayat meselelerinin her biri hususunda insanın karşısın da gayet açık ve aydın bir yol bırakmıştır. Hatta insanla hayvanlar arasındaki ilişkiyi ve günümüzde “Hayvanları koruma” diye söz konusu olan meseleyi bile, daha canlı ve daha değerli bir şekilde açıklanmıştır.

Aynı zamanda bu geniş programlardaki esneklik sebebiyle İslam uzay asrında da tatbik edilebilir ve insanın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir. Elinizdeki Kitabın Biyografisi

1- Bu kitap, çeşitli toplumsal konularla ilgili 1900’den fazla ayet ve hadis arasından seçilmiş 580 ayet ve hadis içermektedir.

2- Amaç, İslâm’ın sosyal emirleri ile ilgili metinlerin aslını zikretmek olduğu için, ayet ve hadislerin tercümeleriyle yetinilmiştir. Ama bazen, hadislerin mana ve birbiriyle olan ilişkilerini anlamaya yardımcı olacak kısa açıklamalar da eklenmiştir. Bu kısa açıklamalar, hadis metinleriyle karışmasın diye ayrı yazılmıştır.

3- Ayet ve hadislerin tercümesinde, (genelde anlaşılmayan) kelime kelime tercümeden kaçınılmış, cümlelerin sade ve anlaşılır olmasına dikkat edilmiştir.

Şunu da belirtmek gerekir ki; bu kitapta toplananlar, İslâm’ın sosyal içerikli geniş emirlerinden, sadece küçük bir bölümdür. Umarız herkes, “özellikle tahsilli kesim,” bu kitap sayesinde İslâm’ın toplumsal emirleri konusunda yeni bir ufuk edinerek dinin, toplumun ve hayatın dışında kalan birtakım gelenek olduğunu zanneden, bazı kimselerin bu yanlış düşüncelerini düzeltmeye çalışırlar.

Nasır Mekarim Şirazî-Kum / Şaban 1383 -Ocak 1964.

Not: Kitabın önsözü 1964’te yazılmış olup, okuyucuya bu tarihteki İslam dünyasının halini tasvir etmiştir. Bunlara benzer haller bugün de görülmekte olduğundan önsözü tercüme etmeyi yararlı gördük. (çev.)  ”