Yedi Hasta

Yazar: beytül ahzan Tarih: 13 Temmuz 2009 2.1K kez okundu Hikaye ve Kıssa 1 Yorum

Yaklaşık 20 yıl önce Şiraz’da tifo salgını baş göstermişti.Oldukça büyük kayıplar vardı ve çok az evin dışında neredeyse bu hastalığa yakalanmayan ev yoktu.

Bir gün merhum Muhammed Haşim Silahi bana gelerek “Hacı Abdurrahim Serefraz’ın evinde İmam Hüseyin’in (as)  bereketiyle yedi tifo hastası birden şifa buldu” dedi ve olayı detaylarıyla anlattı.

Sonraları Hacı Serefraz  ile görüştüm ve bu olayın nasıl gerçekleştiğini sordum.Anlattıkları merhum Silahi’nin anlattıklarıyla aynıydı.Sonra olayı kendi el yazısıyla yazmasını rica ettim.Şimdi, yazdığı metnin aynını naklediyorum:

“Bundan yaklaşık 20 yıl önce halkın geneli tifoya yakalanmıştı.Evimin bir odasında (yakınlarımdan) yedi tifo hastası bulunuyordu.Muharrem’in 8. akşamıydı. Matem merasimine katılmak için onları evde kendi hallerine bırakıp gecenin geç saatlerinde, telaşla merhum Hacı Molla Ali Seyfi’nin tertiplediği merasime gittim. Sine dövme merasiminin ardından Hz. Kâsım b. Hasan (as) ağıtı okundu.Meclisin bitiminde cemaatle sabah namazını kıldık.Namazın ardından alelacele evin yolunu tuttum.Henüz yoldayken içimden, Hz. Zehra’nın (sa) azizini (Hz. Mehdi [a.f]) vasıta kılarak, evimdeki yedi hastanın şifa bulmasını Allah’tan diledim.

Nihayet eve gelmiştim.Çocuklar mangal ateşinin etrafına toplanmış, önceki günden arta kalan ekmekleri ısıtıp ısıtıp  büyük bir iştahla yiyorlardı. Bu sahneyi görünce öfkelendim. Çünkü bayat ekmek tifo hastaları için zararlıydı.Sinirlendiğimi gören büyük kızım, “ Biz iyiyiz,, uykudan yeni uyandık ve karnımız aç. Açlığımızı bastırmak için de ekmekle çay içiyoruz” dedi. “ İyi de tifo hastaları için ekmek yemek iyi olmaz” dedim.Bunun üzerine “ Babacığım! Biz şifa bulduk; otur da sana gördüğüm rüyayı ve  nasıl şifa bulduğumuzu anlatayım” dedi. Ben de anlatmasını istedim. Şöyle anlattı:

” Rüyamda, bulunduğumuz oda oldukça aydındı.Bir yabancı odamıza gelerek köşeye siyah bir sergi serdi ve edepli bir şekilde kapının yanında durdu.

Ardından, son derece değerli beş kişi daha içeri girdi.İçlerinden biri çok saygın bir hanımefendiydi. Önce odanın raflarına ve üzerinde 14 masumun isimleri yazılı olan duvardaki tablolara dikkatle baktılar.Sonra si yah serginin üzerine oturarak ceplerinden Kurân çıkarıp okumaya başladılar.Daha sonra içlerinden biri Hz. Kâsım’ın ağıtını Arapça olarak okumaya başladı.”Kâsım” isminin tekrarlanmasından dolayı bu ağıtların

Hz. Kâsım için okunduğunu anladım.Herkes için için ağlıyordu.Özellikle de o yüce hanımefendinin ağlayışı daha yürek yakıcıydı. Herkesten önce odaya girip sergiyi seren şahıs küçük kaplarda kahveye benzer bir şey getirip önlerine koydu.Bu azametteki kişileri yalın ayak görünce şaşırmıştım.Öne çıkarak “Allah aşkına söyleyin, hanginiz İmam Ali’siniz?” dedim.İçlerinden biri “Benim!” diye cevap verdi. Oldukça azametliydi.”Neden yalınayaksınız?” diye sordum.Ağlayarak cevap verdi : “Biz bugünlerde yastayız, o yüzden ayaklarımız çıplak!” dedi.Dikkat ettim; sadece o heybetli hanımın ayağı örtülüydü. Daha sonra “Biz çocuklar hastayız; annemiz de, teyzemiz de hasta” Dedim.İmam Ali (as) yerinden kalkarak mübarek elini teker teker başımıza ve yüzümüze dokundurup yere oturdu.”Artık iyileştiniz!” dedi.”Annem de hasta” dedim. “Annenin ölmesi gerekiyor!”dedi. Bunu işitince ağladım, ısrarla yalvarmaya başladım.Ayağa kalkarak mübarek ellerini  annemin yorganının üzerine sürdü.Odadan çıkıp giderken bana dönerken “Namaza önem verin; insan. Kirpikleri açılıp kapandığı sürece namaz kılmalıdır” buyurdu.

Sokak kapısına kadar arkalarından gittim.Onlar için siyah parçalara bürünmüş binekler getirmişlerdi.Üzerlerine binip yanımızdan ayrıldılar.Hemen eve döndüm.Bu esnada sabah ezanının sesini duyarak uykudan uyandım.Elimle kardeşlerimin, teyzemin ve annemin eline dokundum. Hiçbirimizin ateşi kalmamıştı.Hep birlikte sabah namazını kıldık.Çok acıkmıştık. Sizin gelip kahvaltı hazırlamanız uzun sürer diye düşünüp çayla birlikte ekme yedik.”

Böylece evde bulunan yedi tifo hastası, doktora ihtiyaç duymadan iyileşmişti. “

————————–

Bu öykü Ayetullah Destgayb’ın Gizemli Öyküler adlı kitabından alıntıdır.

Öykü;28  Sayfa;61

Yorum Bırak

  1. musa dedi ki:

    gizemli öyküler kitabından  alıntı yaptığınız öyküleri okudum

    çok güzeller kitabı bulsam alıcam inşallah