Yeni Müslüman Olan Kimse

Yazar: beytül ahzan Tarih: 27 Nisan 2011 Hikaye ve Kıssa Yorum Yok



Biri Müslüman, diğeri Nasranî olan iki komşu, oturmuş, İslam dini hakkında konuşuyorlardı. Dindar ve abid olan Müslüman, İslam’ı o kadar anlattı ki, Nasranî olan komşusunun kalbi İslam’a ısındı ve sonunda İslam dinini kabul etti.

Seher vaktiydi. Yeni Müslüman olan Nasranî, kapısının çalındığını duydu. Tedirgin bir şekilde sordu:

-Kim o?

Gelen Müslüman komşusuydu.

Yeni Müslüman olan adam tekrar sordu:

-Bu saatte hayırdır?

-Çabuk abdest al ve elbiseni giy ki camiye gidelim.

Yeni Müslüman olan adam ilk kez abdest aldıktan sonra, kendisine bu dini tebliğ eden arkadaşıyla caminin yolunu tuttu. Oysa sabah namazına daha vakit vardı ve camiye gittikleri vakit gece namazı vaktiydi.

Birlikte camiye girdiler ve sabah namazına kadar epey namaz kıldılar. Sonra sabah namazını kılıp hava aydınlanıncaya kadar dua okumayla meşgul oldular. Yeni Müslüman olan adam, evine gitmek için kalktığında arkadaşı sordu:

-Ne oldu, nereye gidiyorsun?

-Eve gideceğim, diye cevap verdi. Sabah namazını kıldık. Artık işimiz yok.

-Biraz sabret. Namazın dua ve zikirlerini güneş doğuncaya kadar oku.

-Peki diyerek oturup güneş doğuncaya kadar ibadetle meşgul oldu

Sonra gitmek için kalktığında, Müslüman arkadaşı bu sefer ona bir Kur’an verdi ve şöyle dedi:

-Şimdilik Kur’an okumakla meşgul ol, öğlene kadar…. Sana bugün oruç tutmanı tavsiye ediyorum. Oruç tutmanın ne kadar sevap olduğunu bilemezsin.

Yavaş yavaş öğlen vakti yaklaşmıştı. Müslüman adam, yeni Müslüman olan arkadaşına:

-Sabret öğlene bir şey kalmadı. Öğlen namazını da camide kıl, dedi.

Öğlen namazını kıldıktan sonra da ona:

-Sabret az bir zaman sonra ikindinin fazilet vakti gelecek. Onu da fazilet vaktinde kılalım, dedi.

İkindiyi de kıldıktan sonra:

-Akşama bir şey kalmadı, dedi ve arkadaşını akşam namazına kadar bekletti. Yeni Müslüman olan adam, akşam namazından sonra iftar edebilmek için evine gitmek isteyince, arkadaşı ona:

-Sabret yatsı namazı kaldı, diyerek onu uyardı.

Ama bir süre sonra yatsı namazının fazilet vakti geldi; böylece yatsı namazını da kıldılar.

Nihayet yeni Müslüman olan adam kalktı ve yorgun argın biçimde evine gitti.

İkinci gece seher vaktinde, yine kapının çaldığını duyan adam sordu:

-Kim o?

-Benim komşun… Üzerini giy, camiye gidelim.

-Ben dün akşam camiden döndüğümde, bu dinden istifamı verdim. Git, işi gücü olmayan birini bul ki, bütün zamanını camide geçirebilsin. Ben fakir ve aile sahibi bir insanım. İşimin, gücümün peşinde olmam lazım.

İmam Cafer Sadık (as), bu hikâyeyi ashap ve yarenlerine anlattıktan sonra şöyle buyurdu:

“Böylece o baskıcı abid, biçare adamı doğru yola getirdikten sonra, tekrar kendi eliyle onu yoldan çıkarmıştır. Dolayısıyla sizler de bu hakikate dikkat edin ki, insanlara karşı baskıcı olmayın. İnsanların gücünü, tahammülünü ve yeteneklerini göz önünde bulundurun. Ancak bu şekilde insanları dine ısındırıp, kaçmalarına engel olabilirsiniz. Emevîlerin siyasetinin baskı ve şiddete dayalı olduğunu bilmiyor musunuz? Oysa bizim yolumuz ve yöntemimiz; ılımlılık, iyi geçinmek ve kalpleri kazanmaktır.”[1]

——————–

1-Vesailu’ş-Şia, c.2, s.494, 3. Ve 4. hadisler

———————-

Murtaza Mutahhari’nin,

“Doğruların Öyküsü-1” kitabından alıntıdır.

Sayfa:75

Yorum Bırak