Zuhur Alametleri

Zuhur Alametleri

Haz 8, 2010 62 Yazar: beytül ahzan


Hiç belirtmeden, kıyılardasın,

Senden bir işaret var, ey veliyy-i velayet

Hem ortada değilsin hem aramızdasın,

Ey Allah’ın evi ki, bu evin sahibisin.[1]

***

Zuhur vaktine yaklaşmış olduğumuz nereden anlaşılacak? Zuhur dönemine yaklaşıldığını gösteren belirtiler nelerdir? “Ahir zaman” denen dönem ne zamandır ve özellikleri nelerdir? Acaba ahir zaman geldi çattı mı?

Onun zuhur anını, Allah’tan başka tam olarak hiç kimsenin bilemeyeceği anlaşılmış oldu. Tam olarak vakit belirleyen kişi yalan söylemiş olur. Bunu kabul ettikten sonra hadis kitaplarımızda anlatılan öyle kanıtlar ve şahitler var ki o “kurtuluş zamanı”nın yaklaştığını haber veriyor. “Zuhur alametleri/belirtileri” ile ilgili geçmişten günümüze kadar çok sayıda kitap yazılmıştır. Pek çok hadis-i şerif de bu alametleri anmaktadır.

Bu alametler, bir kısım özel olay ve haberlerdir ki onun kıyamına yakın bir zamanda gerçekleşecektir. Bazı genel belirtiler, zuhur öncesi toplumun durumunu, davranışlarını ve psikolojilerini açıklamaktadır. Bazı alametler ise olağanüstü, şaşkınlık uyandırıcı ve sır gibidir. Bunları, ortaya çıkaran olaylara uyarlamak güçtür. Gönül rahatlığıyla bu olaylara, hadislerde anılan durumlardır denilemez.

Şu noktayı da ekleyelim ki “zuhur koşulları” ile “zuhur alametleri” arasında fark vardır. Zuhur koşulları; “zuhur”un gerçekleşmesinin yakın olduğu sıralarda halkın fikrî, psikolojik yapısı, toplumun ve devletlerin beşerî düzeniyle ilgili durumdur. “Zuhur alametleri” ise; geçmişte hiç olmamış olayların gerçekleşmesidir. Bunlar, o kutlu olayın yaklaştığını haber verir ki, muntazırları Mehdi’nin (ac) büyük ordusu’na katılmaya hazırlar.

Zuhurdan önce İslam toplumunun geneline hâkim olan durumu açıklayan hadis-i şeriflerde çok ve çeşitli belirtilerle karşılaşıyoruz. Örneğin:

“Günahlara yönelmenin aşırı bir şekilde artması, günahların açıktan işlenmesi, içkinin açıkça içilmesi, kumar ve toplumun ahlakını bozan davranışların açıkça sergilenmesi, sahteciliğin, hilenin, yalanın, rüşvetin, riyanın, bidatin, sapkın söz, edepsizlik ve zulmün yayılması, erkeklerin kendilerini kadınlara, kadınların da kendilerini erkeklere davranış, elbise ve görünüşleriyle benzetmesi, erkekler arasında süslenmenin artması, iyiliği emretmenin ve kötülükten sakındırmanın terk edilmesi, zekât ve humusun verilmemesi, akraba ziyaretinin terk edilmesi, insan olarak kardeşlerine merhamet edilmemesi, yalancıların ve düşmanların Müslümanların ülkesine hâkim olması, ani ölümlerin artması, savaş ve çatışmaların çoğalması, kalplerin katılaşması, halkın oyun ve eğlenceye düşmesi, yağışların azalması, rızkın azalması, fiyatların yükselmesi, ırmakların kuruması, İslam’ın garip olması, müminlerin hakarete uğraması, şer güçlerin kuvvet bulması, yaşlı ve düşkünlere saygı ve merhametin azalması, Allah’ın helal ve haramlarının göz ardı edilmesi, ömürden, maldan ve hayattan bereketin kalkması, bütün dünyanın kargaşaya düşmesi, bilginlerin küçük düşürülmesi, çocukların, gençlerin ve ayak takımının devlet yönetimine gelmesi, mescitlerde ney ve müzik çalınması, kadın ve erkeğin karışıklığı, kadınların dik kafalılık, yüzsüzlük ve utançsızlığı, kadınların erkeklere üstün gelmesi, kadınların tesettürsüz ve açık gezmesinin yaygınlaşması, ortakların birbirine ihanet etmesi, peygamberlik iddiasında bulunanların çoğalması yalan yere yemin etmenin ve yalancı şahitliğin kabul edilmesi, mala düşkünlüğün artması, Kur’an’ın arzu ve isteğe göre yorumlanması, müzik eşliğinde Kur’ân  okunması, Allah ve kıyamet inancının unutulması, haramların helal görülmesi, erkeklerin kıskançlığını yitirmesi, erkeklerin kendi eşlerinin meşru olmayan yollardan kazandığı gelirle geçinmesi, livata, sevicilik ve erkek erkeğe evlenme gibi kötü amellerin yaygınlaşması, kötülüklerin iyi sayılması, sabah namazı ve camilerde namaz kılmanın terk edilmesi…”

Bu belirtilerin hepsine az veya çok kendi toplumumuzda, İslam ülkelerinde ve bütün yeryüzünde tanık oluyoruz.

Bu türden alametlere/belirtilere topluca bakıldığında dünyanın ve insanların durumu hoş ve iyi değil. Kötülükler, bütün dünyayı kaplamış, “ahir zaman” dönemi gelmiştir. Artık dünyadan şer ve kötülükleri silip süpürecek gaybdan bir kurtarıcının zuhuruna ihtiyaç duyulmaktadır.

Bazı belirtiler daha açık ve daha somuttur. Olaylar özel koşullara sahip ve özel alanlara açılık getiriyor. Bunlar da pek çoktur. Örneğin şu belirtiler:

“Necef ve Kufe şehirlerinin su altında kalması, Irak’ta huzur ve güvenin kalmaması, İranlıların Araplara galip gelmesi, Basra’nın işgal edilmesi ve su altında kalması, Belh şehrinin yıkılması, Beytü’l-Mukaddes’in onarılması, Mısır ve Şam’ı yönetenlerin öldürülmesi, Horosan’lı bayrağının Dicle kenarına dikilmesi, Fas’tan ve Cehyun’dan bayraklıların harekete geçmesi, Türklerin Şattu’l-Arab’a kadar ilerlemesi, dört antlaşmanın yapılması, Habeşistan’ın depremle yıkılması, Necef’te ilim ve bilginin tükenmesi ilmin Kum şehrinden fışkırması, ramazan ayında semavi sesin duyulması, dinin bir İranlının eliyle pekişmesi, Hac yolunun kapanması, Rey şehrinin yıkılması, Horosanlı Seyyid’in Horosan’dan kıyam etmesi, Şuayb’ın Talikan şehrinden kıyama kalkması, güneşin batıdan doğması, Mina’da bir facianın meydana gelmesi, Kıptî’lerin Mısır’a yönetime gelmesi, Şam Camisi’nin bir bölümünün yıkılması, Kâbe’nin yakılması, Lübnan’da kanlı olayların meydana gelmesi, Kufe Camii ve Borasa Camii’nin harap edilmesi ve benzeri olayların gerçekleşmesi.”

Bu olayların ve belirtilerin çözümü ve yorumu nedir? Acaba bunlar gerçekleşti mi? Bazı kimseler, bunların bazısını olayların bir kısmına uyarlamışlar ve “şu belirti, işte şurada meydana geldi” demişlerdir. Ama bu tür yaklaşımlar tam bir güvenle kabul edilemez. Çünkü bazen tam aksi gelişmeler bu iddiaları çürütmekte ve bu uyarlamaların doğru olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.

Ancak bütün belirtileri toplu olarak ele aldığımızda şunu söyleyebiliriz: Mehdi’nin (af) zuhurunun eşiğinde yaşam şartları ve barış açısından durum karışık bir haldedir. Bu durumda gaybî bir ıslahatçıya şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır.

Belirtilerin üçüncü çeşidi de özel alametlerdir ki bunların ortaya çıkması durumunda zuhur zamanının kesinlikle çok yakın olduğuna inanmak gerekir. Bunların bir kısmı İmam’ın zuhuru ve kıyamı sırasında gerçekleşecektir. Bu alametlerden bir kaçına şu şekilde işaret edilmiştir:

Süyanî’nin ayaklanması: Ebu Süfyan soyundan adı “Osman İbn Anbese” olup, Ehlibeyt’e (hepsine selam olsun) muhalif olan kötü bir adam çıkacak. Şam (Suriye, Filistin, Ürdün…) bölgesinde ayaklanacak ve birçok şehri ele geçirecek, katliam ve yağmalama yaptıktan sonra Mekke ve Medine arasında ordusunu yere gömülecek, kendisi kaçacak; ama İmam-ı Zaman’ın (ac) zuhurundan sonra Beytü’l-Mukaddes’te öldürülecektir.

Seyyid Hasenî’nin kıyamı: Şia’nın büyüklerinden ve İmam Hasan Müçteba’nın (as) soyundandır. İran’ın Kazvin ve Deylem illerinden kıyama başlayacak, halkı Ehlibeyt yoluna davet edecek. Şehirleri feth edecek, Kufe yolunda İmam Mehdi’nin (af) zuhur ettiğini işittiğinde ona yetişip biat edecektir.

Gökten kutlu bir haykırış: Zuhurun hemen eşiğinde gökten kutlu bir çağrı işitilecek, İmam-ı Zaman’ın (ac) zuhur ettiğini bildirecek, herkes ona biat ve itaat edecektir.

Hazret-i İsa Mesih’in inmesi: Rivayetlerimizde yazıldığına göre İsa (as) gökyüzünden yere inecek, namazda İmam-ı Zaman’a (af) uyacak ve onun bağlısı olacaktır.

Nefs-i Zekiyye’nin öldürülmesi: Allah Resulü’nün (saa) soyundan bir kişi, Kur’ân ve Ehlibeyt yoluna davette bulunacak, Mekke’de Rükün ile Makam’ı İbrahim arasında düşmanlar tarafından katledilip başı gövdesinden koparılacaktır.

Yemanî’nin ayaklanması: Yemen’den zulüm karşıtı bir adam ayaklanma çıkaracak, Kufe’ye vardıktan sonra savaşçı askerleriyle Süfyanî ordusuna saldırıp onları yenilgiye uğratacak.

Hadislerde anıldığına göre; zuhur çok yakın olduğu zaman benzeri başka alametler de ortaya çıkacak ve bu farklılıklardan dolayı halk bir Dünya Kurtarıcısı’nın ortaya çıkacağını anlayacaktır.

Bu olayların bir bölümü İmam’ın zuhuruna kadar sürecektir. Bir hadiste İmam Cafer Sadık (as) şöyle buyuruyor:

“Mehdi’nin (ac) kıyam etmesinden önce beş şey kesinlikle gerçekleşecektir: Yemenî, Süfyanî, haykırış, Nefs-i Zekiyye’nin öldürülmesi ve yere gömülme.”[2]

Bütün bu anılan alametler konusunda çok çeşitli incelemeler ve yorumlar yapılmıştır. Bazen de belirli olaylar ve belli kişiler için tatbik edilmiştir. Ancak rivayetlerde bu olayların kesin açıklamasını ve yorumunu bulmak güçtür. Bu konuda hata yapan kimseler az değildir.

Ne olursa olsun, o gelecektir. Her ne kadar İmam (af) gizli ise de onun varlığının izleri her yerde açıktır. Çünkü o yerin ve zamanın hareket eden ruhudur ve bir gün kutlu bir müjde olarak imanımızın merkezine yerleşecektir.

***

Ben bu caddelerden sormuşum bu yıl geliyorsun,

Beni de beraberinde buradan götüreceksin, ey sahranın ruhu.

Beni anla, ey ismi goncaların açılışının başlangıcı olan.

Güz gönlüm yalnızlık yıkıntılarından çürümüştür.

Eğer gözlerimden uçuşan bir hürmet görüyorsan,

Toprak ruhumu incitti, ey ulu güzelim.

Belki kimse bilmiyor, ama beni iyi biliyorum,

Zuhurun kıymetlidir, baştan ayağa seyredilmeye değer.

Sen Allah’ın en güzel sabahlarından daha güzelsin,

Biliyorum bu sıkıntılardan beni kurtaracaksın.

Bütün caddeler senin aşkınla taşıyor,

Ben bu caddelerden sormuşum, bu yıl geliyorsun.[3]

***

1-Hekim Safay-i Isfahanî.

2-Biharu-l Envar, c.52, s.204

3-İshak Rahib.

***

Cevad Muhaddisi’nin “Ümit Sabahı” kitabından alıntıdır.

Sayfa:65