Ne çabuk unuttuk, ne çok unuttuk… Dünya kalınası değildi, Yeryüzünde karar kılamazdık ki. Geldik ve nihayet dönecek değil miydik? Şimdi hatırladığımız bu.. Ve hiç unutmayacağımız… Ne çok unuttuk, ne çabuk unuttuk. Bizden önce gelenleri ve bizden önce gidenleri. Güzel atlara binip giden güzel insanları. Sırf ölümünü güzel eylemek için yaşayanları. Ölümünü ‘düğün gecesi’ gören güzel bakışlıları Ne çok uyuduk göklerden...
Sallu Alâ Muhammed Ve Alâ Âl-i Ahmed Evvelunâ Muhammed Evsetunâ Muhammed Ahirunâ Muhammed Sallu Alâ Muhammed Ve Alâ Âl-i Ahmed Hürmetine varlığı buldu cihân Senle şeref buldu zaman ve mekân Habibimiz, rehberimiz Muhammed Şefîimiz, serverimiz Muhammed Sen doğduğun zaman âlem nur oldu Bi’setinle küfre cihân dar oldu Habibimiz, rehberimiz Muhammed Şefîimiz, serverimiz Muhammed Âlem u Âdem eder hep iftihâr Nâmına, ey cümle cihâna bahâr Habibimiz, rehberimiz...
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Kucaklayayım mihriban Zeyneb’i ben de. Sabrından bir tutam olsun ben de alayım. Şam’a beni de sürükleyin Zeyneb gibi. Seccad’daki zincirden bağlayın bana da. Çıplak develerin üstündeki acıyı ben de çekeyim. Beni de, beni de: Zeyneb’in yolunda esir edin! Sessizce ağlayan Rugayye’ye götürün beni. “Babamı alın ama başörtümü almayın” diyen, Rugayye’ye… Fıratın kenarında bende ağlayayım, Ama...
Geleceksin biliyorum ağacan. Mazlumun ümidi yıkılmadan gel. Zalim zulmü ile yok olup bu can. Kanı topraklara dökülmeden gel. —————– ————- ———– —————- Ümidim bitmeden,gücüm bitmeden. Yeni acı başlar, acım bitmeden. Ecel gelip ihtiyacım bitmeden. Nolur ruh bedenden çekilmeden gel. ——————- ————— ———–...
Günde beş vakit döneriz beşiğine Çölde su gibi bakar, kanarız aşığına Cennete ermiş deriz sana kavuşana Gel gönlüme kabe ol ya ALİ… Ölümü sana yakıştıramam bu dünyada Cenneti sana tercih edemem ukbada Musay’a dil oldun sen tur-i sinada İbrahim’im, gülistanım ol ya ALİ… Hasan sen oldu, zehirlerde boğuldu Huseyn kan oldu, Kerbela’da vuruldu Zeyneb ses oldu, Şam elinde haykırdı Selman’ım, gel yarenim ol ya ALİ… Göz nurun, gönül sururun yatar Bakide Yüreğinin...
İffetini koru bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Sen de başar zoru bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Evlatları eğit bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Bize güzel öğüt bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Sen yoluna yürü bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Dikkate al kör’ü bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Dolu dolu yaşa bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Yardım eyle eşe bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi. Resulden al ibret bacım Fatıma’tüz...
İstemem başka can, bir başka güzel Nergis gülü yâr, sen bahârla gel Aşkımın cânısın, bin yâre bedel Bülbül-i şeydâyım, âh u zâre gel Kâinâtın rûhusun, yokluğun ecel Ebedilik rûhu, ma’nâda ezel Ey sevgili! mahrem-i esrârla gel Bir bade sun asra, ki budur emel Yüzünde Neynevâ’dan lâlezârla gel Muhtâcım sana her dem, ısrarla gel Parıldar saçların, aysız, güneşsiz, Bir nevâsın hasret bağında eşsiz Aşkın yedi şehri, pervâne şemsiz Ölmek...
Bil ki ona köle olmaktır amacım Ona bağlayacak bir aşktır ki bana lazım Bil ki ona mest oluyorum Ruhani seslere geri döndüğümde Fırtınaları bekliyorum Rabbani güneşe geri döndüğümde Beni ona ulaştıracak bir Fatıma bekliyorum Yollara sordum adını bilmediler Bulutlara sordum ağlayarak yeryüzüne indiler Öyle bir aşk ki yıllarca beni mest ederek Onu görmek ve anlamak için Fatıma gerek, dediler Yusuf olup kuyulara düşsem Bilirim her...
Ali diyen diller ulu Allah’ın en halis kulu Sıratı müstakim yolu Ali nerde ben ordayım. Herkes yalınız bıraksa Kenara çekilip baksa Kanım oluk oluk aksa Ali nerde ben ordayım Nur bölündü Ali için Peygamberin yolu için Allah için, kulu için Ali nerde ben ordayım. Ali yazmasa kalemi Yaratmazdı bu alemi Aşk miracı onun yeri Ali nerde ben ordayım Rica ediyorum sizden Ne olur anlayın sözden Sevgisi sorulur bizden Ali nerde ben ordayım Yalanı yok özü doğru İmanı çok...
Kerbela’ nın Fatıma’ sı Peygamber’in hatırası Musibetlerin anası Hazreti Zeynep değil mi? Onca belaları çeken Kerbela’ dır beli büken Saltanatı yere yıkan Hazreti Zeynep değil mi? Hasaneyn’ in kız kardeşi, Sabr’ etmektir onun işi Sarayda konuşan kişi Hazreti Zeynep değil mi? Hep güzellikleri gören Ziyad’a dersini veren Batıl karşısında duran Hazreti Zeynep değil mi? O Öğretmensiz Alime Dersini verir zalim’e ...








