Allah’ım! Ey hacetlerin isteneceği son merci! Ey katında isteklerin elde edilebileceği kimse! Ey nimetlerini parayla satmayan! Ey bağışlarını başa kakarak bulandırmayan! Ey kendisiyle gani olunan, onsuz gani olunmayan! Ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilemeyen! Ey hazineleri dilenmelerle tükenmeyen! Ey hikmeti vesilelere tevessül etmekle değişmeyen! Ey muhtaçların kendisine olan ihtiyaçları bitmeyen! Ve ey dua edenlerin duası kendisini zahmete düşürmeyen...
Ey anılması ananlar için şeref olan! Ey şükrü şükredenler için zafer olan! Ve ey itaati itaat edenler için kurtuluş olan (yüce Allah)! Muhammed ve Âline salât eyle ve kalplerimizi seni anmakla diğer bütün anmalardan, dillerimizi sana şükretmekle diğer bütün şükürlerden ve uzuvlarımızı sana itaat etmekle diğer bütün itaatlerden alıkoy. Şayet bizim için işten artakalan boş bir zaman mukadder ettiysen, onu selâmet boş zamanı kıl; ondan bir günah veya bir yorgunlukla...
Allah’ım! Dilersen, lütfunla bizi affedersin; dilersen, adaletinle bize azap edersin. O hâlde, lütfunla, affını bizim için kolaylaştır; mağfiretinle, bizi azabından kurtar. Çünkü gerçek şu ki; bizim, adaletine dayanacak gücümüz yoktur; affın olmadan hiçbirimiz için kurtuluş söz konusu değildir. Ey ganilerin ganisi (yüce Allah)! Biz kulların, senin huzurundayız ve ben, sana muhtaç olanlar içerisinde en çok ihtiyacı olanım. O hâlde, geniş rahmetinle yoksulluğumuzu...
Allah’ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve bizi sevdiğin tövbeye muvaffak et; sevmediğin günah alışkanlığından kurtar. Allah’ım! Din veya dünya ile ilgili iki eksiklikle karşılaştığımız zaman eksikliği, fani oluşu çok hızlı olan (dünya) ile ilgili kıl; bekası çok uzun olan (din) hususunda ise tövbeyi bize nasip et. (Allah’ım!) Biri seni bizden razı edecek, diğeri de seni bize karşı gazaba getirecek iki işe azmettiğimiz zaman bizi, seni bizden...
Allah’ım! Hırsın kabarmasından, öfkenin sersemliğinden, hasedin galebesinden, sabrın zayıflığından, kanaatin azlığından, huyun kötülüğünden, şehvetin azmasından, bağnazlığın sultasından, nefsin tutkusuna uymaktan, hidayete karşı çıkmaktan, gaflet uykusundan, zorluklara düşmekten, batılı hakka yeğlemekten, günahlara ısrarla devam etmekten, günahı küçümsemekten, itaati büyük görmekten, zenginlerin övünmesinden, fakirleri hor görmekten, elimizin...
Ey mihnet düğümleri kendisiyle çözülen! Ey zorluklar sınırı kendisiyle aşılan! Ey kurtuluş ferahlığına kendisiyle kavuşulan (yüce Allah)! Kudretin karşısında güçlükler kolaylaşmış, lütfunla sebepler sebep oluvermiş, kudretinle kaza ve kaderin cari olmuş ve her şey iraden doğrultusunda gelip geçmiştir. Her şey, söylemene gerek kalmadan sırf dilemenle emir almakta; nehyine ihtiyaç duyulmadan sırf iradenle sakınmakta. Önemli işler için çağrılan sensin. Musibetlerde...
Ey azametinin şaşılacak harikaları bitmek bilmeyen (yüce Allah)! Muhammed ve Âline (Ehl-i Beytine) salât eyle ve bizi azametin hakkında eğriliğe sapmaktan koru. Ey saltanatının süresi sona ermeyen (yüce Allah)! Muhammed ve Âline salât eyle ve boyunlarımızı ceza ve ukubetinden azat et. Ey rahmetinin hazineleri tükenmeyen (yüce Allah)! Muhammed ve Âline salât eyle ve rahmetinden bizim için de bir pay ayır. Ey gözlerin görmekten âciz olduğu (yüce Allah)! Muhammed ve Âline...
Allah’ım, seni tesbih etmekten bıkmayan, seni kutsamaktan usanmayan, sana ibadet etmekten yorulmayan, emrini imtisalde ciddiyetle çalışıp ihmalkârlık etmeyen, sana olan iştiyaklarından asla gaflete düşmeyen, Arşının taşıyıcılarına; kirpik kırpmadan izninin ve emrinin gelmesini bekleyen, (emrin gelince de) Sur’a üfleyerek kabir rehinleri olan baygınları ayıltacak Sur sahibi İsrafil’e; indinde şan-şeref sahibi olan, sana itaat ederek yüksek bir yere ulaşan Mikail’e;...
Ve hamd Allah’a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Muhammed -Allah’ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin sonuncusu kıldı; inkârcılara karşı bizi tanıklar yaptı ve nimetiyle, az olanlar karşısında sayımızı çoğalttı. Allah’ım, o halde vahyinin emini,...
İmam (a.s), duaya Allah’a hamd ve sena ile başlar ve şöyle buyururdu: Hamd Allah’a ki ilkdir, O’ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O’ndan sonra bir son yoktur. Gözler O’nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O’nu vasfetmekten âcizdir. Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir...
