Hüseyin’den taraf akamaz mıydın? Yezit ordusunu yakamaz mıydın? Hiç içilmez olup kokamaz mıydın? Ne olursun söyle derdin ne Fırat… Çoğu teyemmümle kıldılar namaz Su vermeyen zaten insan olamaz. Hak için akmayan suda yaramaz Ne olursun söyle derdin ne Fırat… İsteyince kıyıları yıkarsın İstediğin yere doğru akarsın Resul’ün yüzüne nasıl bakarsın Ne olursun söyle derdin ne Fırat… Duymadın mı Peygamber’in sözünü? Nasıl üzdün...
Kendime ağlıyorum, Kerbela dendiğinde Matemler meclisinde, bazense bir düğünde Gözlerim durmaz benim, bir zincir gördüğümde Kendime ağlıyorum, Muharrem girdiğinde Kendime ağlıyorum, Zeynep adı duyunca Sayıları sayarken, yetmiş iki deyince Farkında olmayanlar hele beyaz giyince Üzüntüm artar benim, matem ayı boyunca Kendime ağlıyorum, susuz biri görünce Parçalanır yüreğim, yere hasır serince Hemen aklıma gelir yaralanmış görünce İçim...
Havva, Hacer, Meryem ile Hatice Fazilet-i Fatıma’dır netice Ali, Zehra ile vardı o güce “Ümm-ü Ebiha”dır öz’dür Fatıma Zehra’yı hakkıyla tanıyım dersen Tanımak ne mümkün ömrünü versen Ademden Hatem’e topla istersen Baştaki akıldır, gözdür Fatıma Kıyas kabul etmez, örneği yoktur Rakamla sayılmaz, marifet çoktur Hak Fatıma ile Fatıma haktır İlahi hüccettir, sözdür Fatıma Mümine şefkatli, çok...
Bugün ben bir yerden geçtim Eller Hüseyin, Hüseyin diyor Doldurdular bade içtim Diller Hüseyin, Hüseyin diyor Eller açılmış Sema’ya Bakarlar nurlu simaya Tevessül Zehra Ana’ya Kullar Hüseyin, Hüseyin diyor Baktım gördüm gül bahçesi Hayran ediyor herkesi Kokladım çektim nefesi Güller Hüseyin, Hüseyin diyor Kan kırmızı güle bakın Yağmur yağdığında sakın Sallamayın siz bırakın Dallar Hüseyin, Hüseyin diyor ...
Şehitlerle asıl cennet süslenir, Aşık, maşukuna bakar seslenir, Şükür sofrasında sevda beslenir, Şehitler diyarı Kerbubela’da. Resul’e benzeyen Ali Ekber’di, Yüzünü kim görse hüznü giderdi, Bir gören ‘bir daha göreyim’ derdi, Şehitler diyarı Kerbubela’da. Çocuklar kaç gündür susuz,uykusuz, Fırat’ı kuşatmış düşman bahusus, Abbas’ın kolunu kesen namussuz, Şehitler diyarı Kerbubela’da. Kalbinde zerrece kalmasın...
Kerbela’yı anarken, her damla gözyaşımla Kan gözümden akarken, mazlumlara yanarım Matemine yanarken, başa vurup hışımla Kervan yola çıkarken, feryad eder ağlarım Hüseyin maşukuna adarken, pak canını Sahrayı Kerbela’ya akan masum kanını Gayretim anlamaya, o irfan’î yanını Çadırlara bakarken, feryad eder ağlarım Susuz can veren erler, Fırat’ın kenarında Şimdi suya kandınız, siz Kevser pınarında Gıpta ederken size, ben bu hasret...
Bu nasihatleri dinlersen şayet İyilik emreder yüzlerce ayet Söylediğim söze kendim riayet Etmezsem dinleme beni ey kızım Küçüğe sevgidir, büyüğe saygı Mevla’m bize vermiş ne güzel duygu Sözümü dinlersen çekmezsin kaygı Kendinden büyüğü daim say kızım Kulaktır sözleri işiten duyan Hayrı dinlemektir sana da uyan Benim bu sözlerim çok açık ayan Nasihati iyi dinle duy kızım Kıyar mıyım senin bir tek teline Dayanamam kor...
İffetini koru bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Sen de başar zoru bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Evlatları eğit bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Bize güzel öğüt bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Sen yoluna yürü bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Dikkate al kör’ü bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Dolu dolu yaşa bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi Yardım eyle eşe bacım Fatıma’tüz – Zehra gibi. Resulden al ibret bacım Fatıma’tüz...
Ali diyen diller ulu Allah’ın en halis kulu Sıratı müstakim yolu Ali nerde ben ordayım. Herkes yalınız bıraksa Kenara çekilip baksa Kanım oluk oluk aksa Ali nerde ben ordayım Nur bölündü Ali için Peygamberin yolu için Allah için, kulu için Ali nerde ben ordayım. Ali yazmasa kalemi Yaratmazdı bu alemi Aşk miracı onun yeri Ali nerde ben ordayım Rica ediyorum sizden Ne olur anlayın sözden Sevgisi sorulur bizden Ali nerde ben ordayım Yalanı yok özü doğru İmanı çok...
Kerbela’ nın Fatıma’ sı Peygamber’in hatırası Musibetlerin anası Hazreti Zeynep değil mi? Onca belaları çeken Kerbela’ dır beli büken Saltanatı yere yıkan Hazreti Zeynep değil mi? Hasaneyn’ in kız kardeşi, Sabr’ etmektir onun işi Sarayda konuşan kişi Hazreti Zeynep değil mi? Hep güzellikleri gören Ziyad’a dersini veren Batıl karşısında duran Hazreti Zeynep değil mi? O Öğretmensiz Alime Dersini verir zalim’e ...








