Çocuğa İsim Konulması

Yazar: beytül ahzan Tarih: 14 Aralık 2009 44.2K kez okundu Evlilik ve Aile 2 Yorum
Çocuğa İsim Konulması
Bu yazıyı değerlendirin


İsim koymak, beşer tarihinde bir zaruret olup, günümüzde dahi zaruret olarak bilinmektedir. İnsanlar her şeyi birbirinden ayırt edip tanıyabilmek için bütün eşyaları ve tabiattaki hayvanları ve şahısları adlandırmak zorundadırlar.

İsim koymanın ne denli mühim olduğu Kur’ân-ı Kerim’den çok iyi anlaşılmaktadır. Zira, yüce Allah Kur’ân’da adı geçen peygamberlerden beş tanesini, daha dünyaya gelmeden onları kendi tarafından adlandırmıştır.

O peygamberler ise şunlardır: Ahmed, Yahya, Mesih (İsa), İshak ve Yakup (Allah’ın selâmı üzerlerine olsun).

Çocuk için İslâmî bir isim koymak her anne ve babaya dinî bir görev olmakla birlikte, çocuğun anne ve baba üzerindeki haklarından sayılmaktadır.

Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Çocuğun babası üzerindeki hakkı, ona güzel isim koymak, güzel edeplendirmek ve ona Kur’ân’ı öğretmektir.”[1]

Çocuklara koyulan isimler baba ve annelerin yolunu, düşünce ve hedeflerini vurgulayan en önemli öğelerdendir. Çünkü insan kimi sever ve saygı duyarsa onun hatıralarıyla mutmain olmaya ve onun ismini ayakta tutmağa çalışacaktır.

Çocuklar büyüdükten sonra, camiada kendilerini aşağı derecede görmemeleri ve alaya maruz kalmamaları için, anne ve babalar çocuklarına seçecekleri ismi dolaylı yönlerden etraflıca düşünmelidirler. Şöyle ki, anne ve baba çocuklarına günümüzde ve geçmişteki,
cani, zalim, sapık ve şeytani bir kervanda yol alan şahısların isimlerini koyarsa, bu gibi isimler toplumdaki bazı fertlerin de yardımıyla ileride çocuğun düşüncesinde ve geleceğinde eser bırakabilir. Defalarca çocukların olgunluk çağına girdikten sonra isimlerini değiştirdikleri veya diğerlerinin alayları karşısında rahatsız oldukları görülmüştür. Hiç şüphesiz baba ve anne bu olanların hepsinden sorumludurlar.

İşte bu sebepten dolayı mukaddes İslâm dini, bütün anne ve babalara çocuklarına İslâmî ve güzel isim koymalarını emir buyurmuştur. Hatta çocuk anne rahmindeyken, daha dünyaya gelmeden önce isminin konulması çok güzel bir örnektir.

İsim Koyma Zamanı

Geçen konuda, Kur’ân’da adı geçen beş büyük peygamberin isimlerinin daha dünyaya gelmeden yüce Allah tarafından konulduğunu zikretmiştik. Hatta Resul-i Ekrem (s.a.a), dünyaya gelecek olan kendi torununu daha anasının rahmindeyken Muhsin[2] olarak adlandırmıştı.[3]

İmam Sadık (a.s) ceddi Hz. Ali (a.s)’dan şöyle rivayet ediyor: “Çocuklarınızın ismini, daha dünyaya gelmeden önce koyunuz ve eğer çocuğun erkek veya kız olduğunu bilmiyorsanız, bir erkek ismi ve bir de kız ismi seçiniz. Çünkü sizin düşük olan çocuklarınız, kıyamet günü sizi görüp de, neden bize isim koymadınız diye şikayette bulunacaklardır…”[4]

Diğer bir rivayette ise, eğer çocuk dünyaya gelmeden önce ona isim koymazsanız, doğumunun yedinci günü ismini koyunuz diye naklolunmuştur.

İyi ve Güzel İsim

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Babanın çocuğuna yapacağı ilk iyilik, ona güzel isim koymasıdır. Öyleyse sizin her biriniz çocuklarınızı güzel isimlerle adlandırınız.”[5]

Anne ve babaların çocuklarına güzel isim koymaları, onların anne-baba yanındaki değerini gösterir.

Güzel isimin ruha birçok faydaları vardır. Örneğin ismi Ali olan bir şahıs, tarih kitapları okuduğunda Ali İbn-i Ebu Talib (a.s)’ın ibadet mekânlarında bir abid, cihat sahnelerinde cesur, korkusuz, adil, takvalı, imanlı, ahlâklı vs. olduğunu öğrendikten sonra, artık kendi kudretine göre gayret gösterip, kendisini o mukaddes insanın ahlâkıyla süslemeğe çalışacaktır. Ama isimi, Nemrut, Firavun, Yezid ve benzerleri olan bir şahıs, bunların ne kadar aşağılık, alçak ve zalim bir şahıs olduğunu
öğrendiğinde, kendisinde bir alçalma duygusu hissedecektir.

Resul-i Ekrem (s.a.a), çocuğun babası üzerindeki haklarını şu üç şekilde bizlere emir buyurmaktadır:
“1- Ona güzel isim koymak
2- Ona yazı yazmayı öğretmek
3- Bulûğ çağına vardığında evlendirmek.”
[6]

Yine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İyi ve uygun isimler seçiniz. Zira kıyamet günü o isimlerle çağırılacaksınız.”[7]

Diğer bir rivayette Resul-i Ekrem (s.a.a)’in, erkeklerin ve şehirlerin çirkin isimlerini değiştirip yerine güzel isimler koyduğu da naklolunmuştur.[8]

Rivayetlerden anlaşıldığına göre, çocuklara konulması gereken en iyi isimler din büyüklerinin örneğin, peygamberler, imamlar ve Allah’ın kulluğunu niteleyen isimlerdir.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Allah’ın kulluğuna delalet eden isimler en doğru ve iyi isimlerdir ve bunların en iyileriyse peygamberlerin isimleridir.”[9]

Diğer bir hadiste Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Dört evlâdı olup ta onlardan birisine benim ismimi koymayan, doğrusu bana cefâ etmiştir.”[10]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor: “Muhammed ismi olan evde, ev halkı hayırlı olarak sabah ve akşama girer.”[11]

Bazı hadislerde çocuğa en azından yedi gün Muhammed isminin konulmasının müstehap olduğu geçer.

İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Doğan erkek çocuklarımızın hepsinin ismini Muhammed koyarız. Yedi gün geçince, istersek adını değiştirir, istemezsek adı öyle kalır.”[12]

Birisi Resul-i Ekrem (s.a.a) ile oğluna isim koyma hususunda istişare edince Peygamber ona; “Ona benim yanımda en sevimli olan Hamza ismini koy.” diye buyurdu.[13]

Rivayetlerde Ehlibeyt isimlerinin konulmasının müstehap olduğu geçer. Peygamber’in Ehlibeyti’nin isimlerini koymak, Resulullah’a (s.a.a) saygı ve sevgidir de aynı zamanda.

Ravi, Ebe’l-Hasan (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakleder: “Muhammed, Ahmed, Ali, Hasan, Hüseyin, Cafer, Talib, Abdullah ve Fatıma isimleri olan eve fakirlik girmez.”[14]

Ayrıca rivayetlerde, Kur’ân’da geçen “Esma’ul-Husna (en güzel isimler) Allah içindir.” ayeti hakkında bunların Ehlibeyt İmamları oldukları geçmektedir.

Nitekim bir hadis-i şerifte İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Allah’a andolsun ki biz (Ehlibeyt) esma-ul husna (en güzel isimler) ve sıfat’ul-ulya (en iyi sıfatlar)yız.”

İslâm düşmanları, hepsi aynı nurdan vücuda gelen bu mukaddes imamların isimlerinin dillerden silinip kaybolması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. İşte bu sebepledir ki mutahhar imamların isimlerini koymak, Resu-lullah’a (s.a.a) saygı olmasının yanı sıra, fazilet örneklerini yaşatmak ve öykülerini canlı tutmak demektir. İşte bu yüzden Allah’ın övdüğü Ehlibeyt’i yad etmek ibadet sayılmaktadır.

Bu isimleri koymanın siyasi yönü de vardır. Nitekim Benî Ümeyye halifeleri döneminde Ali (a.s) ve Şiîlerinin aleyhine zorlu ve saptırıcı baskılar yapılıyordu. Devran bozuk bir devrandı. Müslümanlar için rahat bir nefes almak nerede ise imkânsızdı. İşte böyle fırtınalı bir dönemde,

İmam Hüseyn (a.s), isim yoluyla bile olsa gerçek hidayet meşalelerinin ismini yaşatıp, ayakta tutmak için şöyle buyuruyorlar:...(Eğer yüce Allah) bana 100 tane evlât (erkek çocuk) merhamet etse, hiçbirisine Ali isminden başka bir isim koymam.[15]

Bir şahıs oğluna isim koymak hususunda İmam Cafer Sadık (a.s) ile istişare edince, İmam ona; “Allah’ın kulluğuna delalet eden ismi oğluna koy.” diye buyurdu. Mezkur şahıs; “O isim hangi isimdir?” diye sorunca, İmam “Abdurrahman’dır. diye buyurdu.[16]

Konumuzun bu bölümünde şu noktayı aydınlatmakta yarar vardır. İnsan yüce Allah’ın isimlerinden yararlanmak istediğinde (yüce Allah’a mahsus olan isim ve sıfatları çocuklarına koymak istediklerinde) o isimleri abd kelimesi ile birlikte zikretmelidir. Bu işi yapmak farz ve zaruridir. Örneğin, Rahman, Allah’ın isimlerindendir. Çocuğuna bu ismi koymak isteyen bir şahıs, onu Abdurrahman olarak zikretmelidir. Kısacası, Rahman vb. Allah’a mahsus olan isimler, Abdullah, Abdurrahman, Abdurrahim şeklinde isim olarak koyulmalıdır. Bütün Müslümanların, özgür bir düşünür olup ta çocuklarına seçecekleri güzel isimlerle sahih İslâm mektebini bu alanda korumaları ümidiyle.

———

1- Nehc’ül-Belâğa, Kısa Sözler, h:399.

2- Muhsin dünyaya gelmeden önce, anne karnında şehadet şerbetini içen Fatıma (s.a)’nın oğludur.

3- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:21, h:1.

4- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:21, h:1.

5- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:22, h:1

6- Bihar’ul-Envar, c.101, s.92, h:19

7- Bihar’ul-Envar, c.101, s.131, h:29

8- Kurb’ul-İsnad, s.45.

9- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:23, h:1.

10- Furu-u Kâfi, c.6, s.19.

11- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:24, h:6.

12- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:24, h:1

13- Furu-u Kâfi, c.6, s.19.

14- Furu-u Kâfi, c.6, s.19

15- Furu-u Kâfi, c.6, s.19.

16- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:14, b:21, h:2
———

“İslam’da Evlilik ve Cinsel Sorunlar” kitabından alıntıdır.

Yazar:Mehdi Aksu

Sayfa:231


Yorum Bırak

  1. kam dedi ki:

    allah razi olsn

  2. *merziye** dedi ki:

    Şimdikilerde çok güzel ismler koyuyor. Dizilerdeki oyuncuların, futbolcuların… isimlerini….!