Asırlara Taşınan Sessiz Çığlık

Yazar: beytül ahzan Tarih: 1 Ağustos 2009 1.7K kez okundu Genç Kalemler Yorum Yok

Ne başı, ne de bir sonu vardır yaşanılanların. Her defasında olduğu gibi bu kez de hüznümü kâğıdımla ve kalemimle paylaşıyorum.

Elemim gözyaşı misali aktı kâğıdıma yüreğimden çıkan acı dolu yakarışımla. Gözlerim doluyor, akıtamıyorum gözyaşlarımı. Kalemim konuşuyor gözyaşlarımın yerine…

Bana bu sözleri yazdıran da neydi?

Hangi elem yüreğimi böylesine yaktı?

Cevabı buldum. Biliyorum, galiba!

Bunca zamandır gaflet uykusundaydım. Benliğimi yitirmiştim.

Sessiz bir çığlığı duymama engel oluyordu bu gaflet uykusu…

Ta ki Rukayye’ nin ’’BABA’’ diye haykırışını duyuncaya dek. O an uyandım gaflet uykusundan. Asırlardır dinmeyen o acı dolu sessiz çığlığı duydum tüm ruhumla…

İşte o gece ıslandı seccadem.

O gece veballerimden dolayı tövbe ettim.

O gece Zeynep’in hazin dolu bakışlarını gördüm…

Yorgun ve bitkindi. Fakat Rukayye’ye belli etmemeye çalışıyordu. Gözyaşlarını semada saklıyordu Rukayye görmesin diye.

Zeynep’in al yanaklı nilüferi acı içinde asırlardır inliyor. O harabede hala Huseyn’in kokusu bulunmakta. Rabbim dinmiyor miniğimin çığlıkları… Asırlardır dinmiyor. Gözlerinde yaşlar bitti, artık kan akıtıyor gözlerinden. Şamın zincire vurulmuş harabesi karşısında hangi çocuk ağlamaz? Yetişkinler ağlarken, çocuklar nasıl ağlamaz?!

Ey Zehra ziyneti Zeynep mahcubum, beni mazur gör. Rukayye’nin sessiz çığlıklarını duyduktan sonra gönlüm Şam’a doğru yola koyuldu.

Rukayye’yi görmeyi umuyordum. Bana Huseyn bin Ali’yi yani babasını anlatmasını isteyecektim. Gönlüm, ruhumu da beraberinde götürmüştü. Bedenim hariç.

Şam harabesinde bir başka matem daha vardı. Hatunlar ağıtlar yakıyordu. Zalim onları kırbaçlıyordu. Ama neyin nesiydi bu ağıtlar?

Miniğimi gördüm. Kucağında ki oyuncak mıydı? Hayır! Oyuncak değildi. Nereden bilebilirdim ki? O yaştaki bir çocuğun oyuncakla oynama çağıdır. Ama O’nun kucağındaki babasının kesik başıydı… Sımsıkı sarılmıştı babasına.

Kuvuşmuştu O’na…

Diğer tarafta ise elemli emme Zeynep acılı gözlerle baktı asumana. Bir bakışı vardı ki gören oracıkta yıkılırdı kederden.

Rukayye ruhunu teslim etmişti fakat sessiz çığlıkları dinmemişti. Daha nice gönüllere aşk ve bağlılık öğretmenliği yapacaktı Rukayye’nin sedası.

Ruhu arşa çıksa bile O’nun sessiz çığlıkları Aşura’dan şimdiye dek hep duyulmakta!…

’’…Lakin O’nun sessiz çığlıkları hiç dinmedi, dinmeyecek mahşere dek. Çünkü O’nun sessiz çığlıkları gaflet uykusunda uyuyanları uyandırmaya devam edecektir. Ve uyananlar Huseyni olacaktır…’’

Şam’ın açmadan solan bahar gülüne asrımızdan selam olsun…

… ::YARALI GÖNLÜMÜN DiNMEYEN SEDASI ZEYNEP :: …

-Merve Yavnik

Cuma 16 Mayıs 2008


Yorum Bırak