Hz. İmam Ali Rıza’dan (as) Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 19 Ocak 2010 9.9K kez okundu Hadis Yorum Yok
Bu yazıyı değerlendirin


1- “İnsanlar iki kısımdır: kendisinden daha iyi ve daha takvalı olan ve kendisinden daha kötü ve daha aşağı olan. (Nazarında) kendisinden daha kötü ve daha aşağı olan biriyle karşılaştığında şöyle demelidir: “Belki onun iyiliği gizlidedir ve bu onun yararınadır. Benim iyiliğim ise açıktadır; bu da benim zararımadır.” Ama kendisinden daha hayırlı ve daha takvalı birini gördüğünde de, ona ulaşmak için karşısında tevazu etmelidir. Bunu yaparsa makamı yücelir, iyilikleri temiz olur, ismi iyi anılır ve zamanının efendisi olur.”

2- “Kimde şu beş sıfat olmazsa, dünya ve ahiret işlerinden hiçbiri için hayır bekleme: Asaletinde güvenirlik, tabiatında kerem, ahlakında sebat, nefsinde şeref ve kalbinde Allah korkusu.”

3- “İmanın dört rüknü vardır: Allah’a tevekkül etmek, Allah’ın kazasına rıza göstermek, Allah’ın emrine teslim olmak ve işleri Allah’a bırakmak. Salih kul (Mümin-i Âl-i Fir’avn) şöyle dedi: “Ben işimi Allah’a bırakıyorum…

Bunun üzerine) Allah onların düzenlerinin kötülüklerinden onu korudu.”[   Mu’min/44-45.]
4- “İman, farzları yerine getirmek, haramlardan sakınmak, kalple Allah’ı tanımak, dille ikrar etmek ve azalarla da amel etmektir.”

5- Bir gün İmam Rıza (a.s) Kur’ân’ı anarak ondaki hücceti ve nazmındaki mucizeyi beyan edip şöyle buyurdu: “Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın sağlam ipi, muhkem kulpu ve örnek yoludur, insanı cennete götürür, ateşten kurtarır. Zaman onu yıpratmaz; ağızlarda dolaşmak basitleştiremez. Çünkü o, belli bir süre için gönderilmemiştir. O, insan için açık delil ve hüccet kılınmıştır. Hiç bir taraftan batıl ona giremez; çünkü Hamid ve Hekim olan Allah tarafından indirilmiş bir kitaptır.”

6- “Cömert, yemeğini yesinler diye halkın yemeğini yer. Ama cimri, yemeğini yemesinler diye halkın yemeğini yemez.”

7- “İmamet (müslümanların önderliği) dinin yuları, Müslümanların düzeni, dünyanın ıslahı ve müminlerin izzetidir. İmamet, İslam’ın gelişen kökü, yücelen dalıdır. İmam ile namaz, zekat, oruç, hac ve cihat kamil olur, ganimet ve sadakalar çoğalır, had (şer’i ceza) ve hükümler uygulanır, hudut ve sınırlar korunur.”

8- “Öyle bir gün gelir ki, afiyet (rahatlık) on üz olur: dokuz cüz’ü, insanlardan uzaklaşmakla, bir cüz’ü de susmakla sağlanır.”

9- İmam (a.s) Ebu Haşim-i Caferi’ye şöyle buyurdular: “Ey Ebu Haşim! Akıl, Allah’ın bir armağanıdır. Edep, zahmetle elde edilen bir şeydir; zahmetine katlanan onu elde eder. Ama zahmet ve zorluğa katlanarak akıl elde etmeye çalışan, ancak cehaletini artırır.”

10- “Mümin, kendisinde üç haslet olmadıkça mümin olamaz: Rabbinden bir sünnet, Peygamberinden bir sünnet, Allah’ın velisinden (İmam’dan) bir sünnet. Rabbinden olan sünnet, sırrını başkalarından gizlemektir. Nitekim Allah-u Teala buyurmuştur ki; “Gizlileri bilendir, gizlileri razı olduğu elçilerden başka bir kimseye bildirmez.” Peygamberden olan sünnet, halkla iyi geçinmektir. Nitekim Allah-u Azze ve Celle Peygamberine; “Halkın yanlışlıklarını af ve onları iyi iş yapmaya emret” buyurarak halkla iyi geçinmesini emretmiştir. Allah’ın velisinden olan sünnet ise sıkıntı ve zorluklarda sabırlı olmaktır.”

11- “Müslüman’da on haslet olmadıkça aklı kemale ermez: İyiliği umulmalı, kötülüğünden emin olunmalı, başkalarının az iyiliğini çok görmeli, kendisinin çok hayrını az saymalı, ihtiyacı olanların müracaatından bıkmamalı, ömür boyu ilim talep etmekten yorulmamalı, Allah yolunda fakir olmayı zengin olmaya tercih etmeli, Allah yolunda aşağı olmayı, düşmanlar içerisinde aziz olmaktan üstün bilmeli, tanınmamayı meşhur olmaya üstün tutmalı, onuncusu ve en önemli olan ise ilk karşılaştığı herkesi kendisinden daha iyi ve daha takvalı bilmesidir.”

12- “Kim nefsini hesaba çekerse kar eder, kim ondan gafil olursa zarar görür; kim (Allah’tan) korkarsa güvene kavuşur, kim ibret alırsa basiretli olur, kim basiretli olursa anlar, kim de anlarsa bilgili olur.”

13- Kulların en iyileri kimlerdir? diye sorduklarında şöyle buyurdu: “Kulların en iyisi, iyilik yaptığında sevinen, kötülük yaptığında mağfiret dileyen, kendisine bir nimet verildiğinde şükreden, sıkıntıya düştüğünde sabreden, sinirlendiğinde de affeden kimselerdir.”

14- “Kaçınılması gerekli olan büyük günahlar şunlardır: Allah-u Teala’nın öldürülmesini haram kıldığı nefsi öldürmek, zina ve hırsızlık yapmak, şarap içmek, ana babaya eziyet etmek, savaştan kaçmak, zorla yetimin malını, murdarı, kanı, domuz etini ve zaruret olmaksızın Allah’ın adı getirilmeden kesilen hayvanın etini yemek, faiz ve haram mal yemek, kumar oynamak, ölçü ve tartıda eksik vermek, iffetli hanımlara iftira etmek, livata yapmak, yalan yere şahadet etmek, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek, Allah’ın cezasından korkmamak, zalimlerle yardımlaşmak, onlara yaslanmak, yalan yere yemin etmek, sıkıntıda olmaksızın halkın hakkını (borcunu) vermemek, yalan konuşmak, kibirli olmak, israf ve tebzir (savurganlık) etmek, hıyanet etmek, haccı küçümsemek, Allah’ın velileriyle savaşmak, boş şeylerle eğlenmek ve günahları yapmakta ısrar etmek.”

15- “Abdestte,  yüz ve elleri yıkamanın bir defası farz, ikincisi ikmaldır ve fazlası günahtır, sevabı yoktur. Abdestti ancak (bağırsaktan çıkan) gaz, bevl (idrar), gait (dışkı), uyku ve cünüplük bozar. Kim mestin üzerine mesh ederse, Allah’a, Peygamber’e ve Kur’ân’a muhalefet etmiştir; abdestti de batıldır. Çünkü Ali (a.s) mestin üzerine meshetmede diğerlerine muhalefet etmiştir.”

16- “Eğer Allah-u Teala insanları, cennet ve cehennemle müjdeleyip korkutmasaydı, yine onlara yaptığı lütfu ve ihsan karşılığında Allah’a itaat edip isyan etmemeleri gerekirdi.”

17- “Oruç  niçin emredildi? diye sorulacak olursa cevap olarak şöyle denir; Açlık ve susuzluğun zorluğunu görerek ahiretin fakirliğini anlamaları; oruçlunun alçak gönüllü, huşulu, mükafatlanması, sevaba ümitli olması, açlık ve susuzluk karşısında bilinçle sabretmesi ve böylece sevabı hakketmesi için oruç farz kılındı. Üstelik oruç, şehvetlerin ölmesine de sebep olur. Yine orucun farz kılınışı, dünyada insanlara bir öğüt olması, onları dini mükellefiyetlerini yerine getirmeye yöneltmesi, ahiret için kılavuz olması, dünyadaki yoksulların durumlarını anlamaları ve Allah’ın onların malında farz kıldığı hakları yoksullara eda edilmeleri içindir.”

18- “Namazın cemaatle kılınmasının felsefesi; Tevhit, İslam ve Allah’a olan ibadetin zahir, aşikar ve yaygın olması içindir. Çünkü bunların aşikar ve ibadetin sadece Allah’a mahsus oluşu, doğu ve batıda yaşayan herkese hüccet olmasından dolayıdır. Yine münafıkların ve dini hafife alanların, İslam’ın zahirine ikrar ettikleri şeyi eda etmeleri ve insanların birbirlerine şahitlik yapabilmelerinin câiz ve mümkün olması içindir. Bunlardan ilave cemaat namazı, takvaya, iyiliğe ve Allah’a karşı yapılan bir çok masiyetin önlenmesine de yardımcı olur.”

19- “Allah-u Teala, Kur’ân’da üç şeyi üç şeyle birlikte istemiştir: Namazı zekatla birlikte istemiştir; öyleyse kim namaz kılıp da zekat vermezse, onun namazı kabul olmaz.
Allah Teala, kendisine ve ana-babaya şükür ve teşekkürü birlikte emretmiştir; öyleyse kim ana-babaya teşekkür etmezse, Allah’a şükretmemiş sayılır. Allah Teala, O’ndan çekinmeyi ve sila-i rahimde bulunmayı birlikte emretmiştir, öyleyse kim sila-i rahim yapmazsa, Allah Azze ve Celle’den gerektiği şekilde çekinmemiştir.”

20- “Âl-i Muhammed’e (Ehl-i Beyt’e) sevgi ümidiyle, ibadette gayret göstermeyi ve salih amel yapmayı asla terk etmeyiniz.”

21- “Hırs ve hasetten kaçının; çünkü geçmiş ümmetleri bu iki sıfat helak etmiştir. Cimrilikten sakının; çünkü cimrilik hür ve mümin insanda bulunmayan bir afettir ve cimrilik imana aykırıdır.”

22- “Ey Ali! Nimetlerin kadrini bilin (onların şükrünü yerine getirin). Çünkü nimetlerin kadri bilinmezse kaçarlar; kaçtılar mı da bir daha geri dönmezler. Ey Ali, insanların en kötüsü, yardımını (halktan) esirgeyen, (sofrasına kimseyi davet etmeyip) yalnız yemek yiyen ve kölesine kırbaç vuran kimsedir.”

23- “Namaz, vaktin evvelinde kılınmalıdır. Cemaatle kılınan her rekat,ferdi kılınan iki bin rekata bedeldir. Fasıkın arkasında namaz kılma; velayet ehlinden başkasına da iktida etme….”

24- “Ramazan ayının orucu, Ramazan hilalinin görülmesiyle başlar ve Şevval hilalinin görülmesiyle de sona erer. Teravih namazı (Ramazan ayı gecelerinde kılınan müstehap namazlar, diğer müstehap namazlar gibi) cemaatla kılınmaz. Her ay üç gün oruç tutmak müstahaptır; şöyle ki,her on  günde bir gün; yani ayın ilk on gününün perşembe, ikinci on gününün çarşamba, son on gününün ise  Perşembe gününü. Şaban ayının orucu güzeldir, sünnettir de. Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: Şaban ayı benim ayımdır, Ramazan ayı Allah’ın ayıdır.” Ramazan ayının kaza olan oruçları ard arda olmasa da olur.”

25- “Cimrinin rahatlığı, kıskancın lezzeti, çabuk usananın vefası, yalancının da yiğitliği olmaz.”

26- “Namazın felsefesi; Allah’ın rububiyetine ikrar etmek, şeriki olmadığını nefyetmek, geçmiş günahların affedilmesini dilemek için onlara itiraf ederek cebbar olan Allah’ın önünde huzu ve huşu içerisinde durmak, Allah’ı yüceltmek için günde beş defa yüzü yere koymak, unutmak ve azmaksızın Allah’ı sürekli anmak, O’nun huzurunda kendini zelil saymak, din ve dünya hakkındaki nimetlerinin artmasını da talep etmektir. Üstelik namaz, mevla, yönetici ve yaratıcıyı unutarak azmamak ve haddi aşmamak için insanı gece gündüz sürekli olarak Allah’ı hatırlamaya iter. Namaz halinde Rabbini anması ve O’nun huzurunda durması ise onu, her çeşit günah ve fesatlardan alıkoyar.”

27- “Cihat, adil İmam’ın emriyle yapılır. Kim, mal, mülk ve canını savunmak yolunda savaşıp da öldürülürse şehittir. Takiyye halinde hiçbir kafiri öldürmek câiz değildir; ancak can tehlikesi olmaz ve (kafir de) katil veya bağı olursa o başka. Muhalif veya muhalif olmayan kimselerin mallarını (haksız yere) yemek câiz değildir”

28- “İslam, imandan başkadır. Her mümin, Müslüman’dır, ama her Müslüman mümin değildir. Hırsız, mümin olduğu halde hırsızlık yapmaz. Şarap içen de mümin olduğu
halde şarap içmez. Mümin, mümin olduğu halde Allah’ın haram kıldığı nefsi öldürmez. Haddi (şer’i cezayı) hakkeden kimseler, ne mümindirler, ne de kafir (yani Müslüman’dırlar). Allah, kendisine cenneti ve orada ebedi kalmayı vaat ettiği bir mümini cehenneme sokmaz. Nifak, fısk veya büyük bir günahtan dolayı cehennem ateşini hakkeden bir kimse, ne müminlerle haşır olur ve ne de onlardan sayılır.
29- “Allah-u Teala şarabı haram kılmıştır. Çünkü şarap fesada ve onu içen kimsenin şuurunu yitirip Allah’ı inkar etmesine, Allah’a ve resullerine iftirada bulunmasına sebep olur. Yine şarap, fesat, adam öldürme, birbirine ithamda bulunma (kazf), zina ve Allah’ın haramlarından çekinmemeye yol açar. Bundan dolayı, içinde sarhoş edici maddenin bulunduğu her şeyin içilmesinin haram olduğuna hükmettik. Çünkü şarabı içmekle meydana gelen sonuçlar sarhoş edici meşrubatta da vardır. Öyleyse Allah’a ve ahiret gününe inanan, biz Ehl-i Beyt’i seven ve bizi dost tutmakla şereflenen herkes, her türlü sarhoş edici meşrubattan uzak durmalıdır. İçki içenlerle bizim aramızda hiç bir (dostluk) bağı yoktur.”

30- “Yedi şey olmadan yedi şey alay sayılır: Kim kalpten pişman olmadan diliyle mağfiret dilerse, kendisini alay etmiştir; kim Allah’tan tevfik ister de ciddiyet göstermezse, kendisiyle alay etmiştir; kim ihtiyatlı olmak ister de sakınmazsa, kendisiyle alay etmiştir; kim Allah’tan cenneti niyaz eder de sıkıntılarda sabırlı olmazsa, kendisiyle alay etmiştir; kim cehennemden Allah’a sığınır da dünyevi lezzetleri terk etmezse, kendisiyle alay etmiştir; kim Allah’ı zikreder de O’na kavuşmaya koşmazsa, kendisiyle alay etmiştir.”

31- “Bir yudum suyla bile olsa, sıla-i rahimde bulun; en iyi sıla-i rahim akrabaya eziyet etmemektir. Allah Teala Kur’ân’da şöyle buyurmuştur: “Sadakalarınızı minnet ve eziyet ederek batıl etmeyin.”

32- “Herkesin dostu, onun aklıdır; düşmanı ise cehaletidir.”

33- “Kim bir Müslüman fakirle karşılaşır ve zengine verdiği selamdan farklı bir şekilde ona selam verirse, kıyamet günü Allah’ı, kendisine gazap ettiği halde mülakat eder.”

34- “Nasıl sabahladınız? dediklerinde şöyle buyurdular: “Yakınlaşmış bir ecel (azalmış bir ömür) ve korunmuş bir amelle sabahladım; ölüm yanı başımızda beklemekte, ateş arkamızda durmakta ve bize ne yapılacağını da bilmiyoruz.”

35- “Kabir azabına, Nekir ve Münkire, öldükten sonra dirilmeye, hesaba (sorgu suale), teraziye ve sırata iman etmek, dalalet imamlarından ve onların takipçilerinden uzaklaşmak, onlardan beraat etmek, Allah’ın dostlarını sevmek, şarabın azını da çoğunu da haram bilmek dinimizdendir.”

36- “İki tarafı birbiriyle eşit olmayan her çeşit yumurtanın yenmesi helaldir. İki tarafı birbiriyle eşit olan her çeşit yumurtanın yenmesi de haramdır.

37- “Hediye, kinleri gönüllerden giderir (öyleyse hediye verin).”

38- “Sarhoş edici her şey şaraptır; çoğu sarhoş eden her şeyin, azı da haramdır. Mecburiyette kalan kimse bile şarap içmemelidir. Çünkü şarap (aklı mahvederek ruhi yönden) onu öldürür.”

39- “Yeni doğan erkek veya kız çocuğunun yedinci günü akika kurbanı verilir, saçı kesilir, ismi konulur, ve yine o günde saçının ağrılığı miktarınca altın ve gümüş sadaka verilir.”

40- “Kıyamet günü bana en yakın olanınız, ahlakı en güzel olan ve ailesi için en hayırlı olanınızdır.”

————-

KAYNAKLAR

1- Tuhaf’ul- Ukul, s. 925. H. 17.
2- Tuhaf’ul- Ukul, s. 929. H. 31.
3- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 338.
4- Tuhaf’ul- Ukul, s. 877.
5- Bihar’ul- Envar, c. 92, s. 14.
6- Tuhaf’ul- Ukul, s. 929. H. 33.
7- Usul’ul- Kafi, c. 1, s. 200.
8- Tuhaf’ul- Ukul, s. 929. H. 35.
9- Tuhaf’ul- Ukul, s. 933. H. 43.
10- Usul’ul- Kafi, c. 2, s. 241.
11- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 336.
12- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 352.
13- Tuhaf’ul- Ukul, s. 927.
14- Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 2, s. 127.
15- Tuhaf’ul- Ukul, s. 867.
16- Bihar’ul- Envar, c. 71, s. 174.
17- Bihar’ul- Envar, c. 96, s. 370.
18- Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 2, s. 109 ve el-Hayat, c. 1, s. 233.
19- Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 258.
20- Bihar’ul- Envar, c. 78. s. 347.
21- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 346.
22- Tuhaf’ul- Ukul, s. 933. H. 41.
23- Tuhaf’ul- Ukul, s. 867.
24- Tuhaf’ul- Ukul, s. 871.
25- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 345.
26- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 261.
27- Tuhaf’ul- Ukul, s. 871.
28- Tuhaf’ul- Ukul, s. 877.
29- Vesail’uş- Şia, c. 17, s. 262.
30- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 356.
31- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 338.
32- Tuhaf’ul- Ukul, s. 923, h. 14.
33- Vesail’uş- Şia, c. 8, s. 442.
34- Tuhaf’ul- Ukul, s. 929, h. 30.
35- Tuhaf’ul- Ukul, s. 877.
36- Müsned-i İmam Rıza, c. 1, s. 294.
37- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 352.
38- Tuhaf’ul- Ukul, s. 879.
39- Tuhaf’ul- Ukul, s. 875.
40- Müsned-i İmam Rıza, c. 1, s. 294.


Yorum Bırak