Hz. İmam Hasan Askeri’den (as) Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 31 Ocak 2010 7.3K kez okundu Hadis Yorum Yok


1- “Ey İshak, şunu kesin olarak bil ki, kim bu dünyadan kör olarak çıkarsa (Allah’ın en büyük ayeti olan  zamanın İmamını tanımadan ölürse), ahirette de kör ve yolca daha sapık olur. Ey İshak, (bu) gözler kör  olmaz, fakat göğüslerdeki kalpler kör olur. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyuruyor: (O zalim der ki) “Rabbim,
beni neden kör olarak haşrettin, halbuki ben görüyordum?” (Allah da) der ki: “İşte böyle; sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutuvermiştin (kalp gözünü açmamıştın), bu gün de sen işte böyle unutulursun.”[ Taha/125-126.]

2- “İyilerin iyileri sevmesi, iyiler için sevaptır; facirlerin iyileri sevmesi, iyiler için bir üstünlüktür; facirlerin iyilere düşmanlığı, iyilere ziynettir; iyilerin facirlere düşmanlığı ise facirler için bir aşağılanmadır.”

3- “Hakkı terk eden her güçlü zelil olur; hakka sarılan her zelil de izzetli olur.”

4- “Nefsini koruyan, dinini muhafaza eden, heva ve hevesine uymayan, Allah’ın emrine itaat eden fakihleri  (müçtehitleri), avam (halk kesimi) taklit etmelidir.”

5- “Bir zaman gelir ki, insanlar güler yüzlü ama siyah kalpli olurlar; Peygamber’in sünnetlerini bidat, bidatleri  ise sünnet sayarlar; mümin onların yanlarında hakir, münafık ise saygılı olur; onlara hükmedenler cahil ve zalim  olur; alimleri ise zalimlerin kapılarında yer alır…”

6- “İnsanların en takvalısı, şüpheli olan işlere teşebbüs etmeyen kimsedir; insanların en abidi, farzları eda  eden kimsedir; insanların en zahidi, haramları terk eden kimsedir; insanların en çok çaba göstereni, günahları  terk eden kimsedir.”

7- “Dostlarının iyisi, hatalarını unutup yaptığın iyilikleri aklından çıkarmayan kimsedir.”

8- “Ahmağın kalbi dilindedir, hekimin diliyse kalbindedir.”

9- “Bir kimseyi zahmete sokacak bir şeyle ona ikramda bulunma.”

10- “Allah’a ulaşmak (seyr-u suluk) bir yoldur ki, ancak geceleri dürmekle (ibadet ve duayla sabahlamakla)  onu kat etmek mümkün olur.

11- “Münakaşa yapma; yoksa değerin yok olur; şaka yapma; aksi taktirde başkaları sana  cüret eder  (heybetin sarsılır).”

12- “Müminin, onu zelil kılacak bir şeye meyletmesi onun için ne de çirkindir.”

13- “Allah-u Teala’nın, minnet ve rahmetiyle bazı vazifeleri size farz kılması, size muhtaç olduğundan dolayı  değildir; çünkü O’ndan başka bir İlah yoktur. Kendisinden bir rahmet olarak iyiyi kötüden ayırt etmesi,  göğüslerinizdeki sırları sınaması, kalplerinizde olanları temizlemesi, rahmetine doğru yarışmanız ve cennetteki  makamlarınızın (amel hasebiyle) birbirinden üstün olması için o vazifeleri size farz kıldı. Böylece haccı,  umreyi, namazı, zekatı, orucu ve velayeti (Ehl-i Beyt İmamlarını tanımayı) size farz kıldı. Farzların kapılarını  açmanız için size bir kapı açtı ve yolunu bulmanız için de size bir anahtar (yani velayet) verdi.”

14- “İki hasletten daha üstün bir şey yoktur: Allah’a iman etmek ve mümin kardeşlere yararlı olmak.”

15- “Bel kıran musibetlerden biri de, gördüğü iyiliği gizleyen ve kötülüğü açığa vuran komşudur.”

16- “Tevazu (alçak gönüllülük), kıskanılmayan bir nimettir.”

17- “Mahzun bir şahsın yanında sevinçli olduğunu göstermek edepsizliktir.”

18- “Huzuru en az olan insanlar, kin güden kimselerdir.”

19- “Kötülükler bir odaya bırakılmış, yalan ise o odanın anahtarı kılınmıştır.”

20- “Affedilmeyecek günahlardan biri de kişinin; Keşke sadece bir günahımdan sorguya çekilsem (yani bu  günah önemli değildir) demesidir. İnsanlar arasında şirk, karıncanın karanlık gecede siyah bir çul üzerindeki  hareketinden daha gizlidir.”

21- “Nimetin değerini ancak şükreden bilir; nimete de ancak arif şükreder.

22- “Kim övülmeye layık olmayan bir kimseyi övüp methederse, itham edilecek şahsın yerinde durmuştur.”

23- “Eğer Muhammed (s.a.a) ve evlatlarından olan vasileri olmasaydı, hayvanlar gibi şaşkınlık içerisinde kalıp  farzlardan hiçbirini tanımazdınız. Acaba şehire, giriş kapısından başka bir yerden girilir mi? Allah,  Peygamber’den sonra veliler atamakla size olan nimetini tamamladığında kitabında şu  ayeti indirdi: “Bugün  dininizi ikmal ettim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim.” Velileri için  sizin üzerinize bazı haklar farz kıldı. Eşlerinizin, mallarınızın, yiyecek ve içeceklerinizin size helal olması için,   hakları eda etmeyi size emretti. Allah (c.c) buyuruyor ki: “De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret  istemiyorum, istediğim ancak yakınlarıma sevgi göstermenizdir.” Bilin ki, kim (bu hakları ödemekte) cimrilik  ederse, bu cimriliği sadece kendi zararınadır; Allah müstağnidir, sizlerse muhtaçsınız. O’ndan başka İlah  yoktur.”

24- “Cahile riyazet çektirmek (nefsinin isteklerine karşı durmasını sağlamak) ve bir işe alışkın olanı  alışkanlığından  döndürmek, mucize gibi bir iştir.”

25- “Bil ki, isteklerde direnip ısrar etmek, değeri yok ettiği gibi yorgunluk ve boyun eğmeye de sebep olur.”

26- “Başkalarında sevmediğin sıfatlardan kaçınman, edep olarak sana yeter.”

27- “Cömertliğin bir haddi vardır, o haddi aşarsa israf olur; ihtiyatın bir miktarı vardır, o miktarı aşarsa  korkaklık olur; iktisat için bir ölçü vardır, o ölçüyü aşarsa cimrilik ve tamahkarlık olur; şecaatin bir haddi  vardır, o haddi aşarsa aldırmazlık (delilik) olur.”

28- “Sakın Allah hakkında (ve din hususunda) kusur etmeyin; yoksa hüsrana uğrayanlardan olursunuz. Allah’ın  itaatinden yüz çeviren ve O’nun evliyasının öğütlerini kabul etmeyen kimse, Allah’ın rahmetinden uzak olsun.  Allah size, kendisine, Resulüne ve ulu’l-emre itaat etmeyi emretmiştir. Allah, sizin güçsüzlüğünüz ve  gafletinizden dolayı size acısın ve işlerinizde sizi sabırlı kılsın. İnsanı Kerim olan Rabbine karşı mağrur eden  nedir acaba?…”

29- “Huyu takvalı olmak, tabiatı iyilik yapmak, hasleti de tahammül etmek olan bir kimsenin dostu çok olur.”

30- “Gönüller neşeli iken onları yakalayın üzgün oldukları zaman ise kendi hallerine bırakın.”

31- Bir adam, İmam (a.s)’ın küçük yaşta iken birgün ağladığını ve diğer çocukların ise oynamakla meşgul  olduğunu görünce, İmam’ın oynamak için diğer çocuklar gibi oyuncağı olmadığından dolayı ağladığını zannederek  İmam’a; “Sana oyuncak alayım mı?” dedi. İmam (a.s) bunun üzerine şöyle buyurdular: “Ey aklı az adam, biz  eğlenmek ve oynamak için yaratılmamışız.” “Ne için yatılmışız?” dediğinde, İmam (a.s): “İlim ve ibadet için  yaratılmışız” buyurdular. “Bu sözü nereden diyorsun?” dediğinde de şöyle buyurdular: “Allah’ın şu sözünden:

“Bizim sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve sizin gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi  sandınız.”[ Müminun / 145.]

32- “Allah tarafından tazmin olunmuş rızk, farz olan amellerden seni alıkoymasın.”

33- “Allah’ın nimetiyle kuşatılmayan hiçbir bela yoktur.”

34- “İbadet, çok (müstehap) oruç tutmak ve çok (müstehap) namaz kılmak değildir; ibadet, Allah’ın  yaratıkları hakkında çok düşünmektir.”

35- Şiilerine buyurdular ki: “Sizlere Allah’tan korkmayı, dininiz hususunda veralı (şüpheli şeylerden kaçınan)  olmayı, Allah için çaba göstermeyi, doğru konuşmayı, size güvenip yanınızda emanet bırakan kimseye, ister iyi  olun ister kötü  emanetini iade etmeyi, secdeleri uzatmayı ve iyi komşuluk yapmayı tavsiye ediyorum; işte  Muhammed (s.a.a) bunlarla gönderilmiştir. Onların (Ehl-i Sünnet’in) namaz ve cenaze merasimlerine katılın, hastalarını ziyaret edin, haklarını ödeyin. Sizden biri, dininde veralı, doğru konuşan , emaneti sahibine veren ve halka karşı güzel ahlaklı olduğunda, “Bu  Şii’dir” denilir; bu ise bizi hoşnut eder. Allah’tan korkun, bizlere ziynet olun utanç vesilesi olmayın;
muhabbetleri bize doğru çekin; her çeşit kötülüğü bizden uzaklaştırın. Çünkü biz, hakkımızda söylenen her  iyiliğin ehliyiz ve aleyhimizde söylenen her kötülükten uzağız. Allah’ın kitabında, bizim hakkımız, Hz.  Resulullah’a olan yakınlığımız ve Allah
tarafından da tertemiz (masum) kılındığımız açıklanmıştır. Bizden başka yalancı hariç hiç kimse bu makamı  iddia edemez.
Allah’ı ve ölümü çok anın, Kur’ân’ı çok tilavet edin, Peygamber (s.a.a)’e çok salavat getirin. Çünkü Peygamber’e  salavat getirmenin on hasenesi (sevabı) vardır. Size yaptığım tavsiyeleri unutmayın. Selamımı size ileterek sizi  Allah’a emanet ediyorum.”

36- “Kim mecliste makamından aşağı bir yerde oturmaya razı olursa, yerinden kalkıncaya kadar Allah ve  melekleri ona salat ederler.”

37- “Çocuğun küçüklükte babaya karşı saygısızlığı, büyüdüğünde ona karşı gelmesine sebep olur.”

38- “Taaccüp etmeksizin (bir sebep olmaksızın) gülmek cahilliktendir.”

39- “Şüphesiz sizler, kısa süre ve sayılı günler içerisinde yer almışsınız; ölüm ise ansızın gelmektedir. Hayır  eken, sevinç ve saadet biçer; şer eken ise kötülük ve pişmanlık biçer. Her ekici ektiğine ulaşır. Ağır davranan  (dünyada kendisine belirlenen) nasibinden mahrum kalmadığı gibi, haris de nasibinden fazlasını elde edemez.  Kime hayır verilirse, o hayrı Allah bağışlamıştır. Kim de şerden korunursa, onu da Allah korumuştur.”

40- “İnsanların karşısında (günah yapmaktan) çekinmeyen, Allah’tan çekinmez.” (İnsanlardan utanmayan  Allah’tan utanmaz.)

———–

KAYNAKLAR

1- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1039.
2- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1045.
3- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1049.
4- Vesail’uş- Şia, c. 18, s. 95.
5- Müstedrek’ul- Vesail, c. 2, s. 322.
6- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1049, h. 18.
7- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 379.
8- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 374.
9- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1051, h. 32.
10- Envar’ul- Behiyye, s. 353.
11- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1043.
12- Envar’ul- Behiyye, s. 353.
13- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1039.
14- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1049.
15- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 372.
16- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1051.
17- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 374.
18- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 373.
19- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 379.
20- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1045.
21- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 378.
22- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 378.
23- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1041.
24- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1051.
25- Bihar’ul- Envar,c. 78, s. 378.
26- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 377.
27- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 377.
28- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1041.
29- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 379.
30- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 379.
31- İhkak’ul- Hak, c. 12, s. 473.
32- Bihar’ul- Env ul, s. 1047, h. 12.
36- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1043, h. 2.
37- Bihar’ul- Envar, s. 78, s. 374.
38- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1047.
39- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1049, h. 19.
40- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 377.ar, c. 78, s. 374.
33- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1051, h. 34.
34- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1047.
35- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1047, h. 12.
36- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1043, h. 2.
37- Bihar’ul- Envar, s. 78, s. 374.
38- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1047.
39- Tuhaf’ul- Ukul, s. 1049, h. 19.
40- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 377.


Yorum Bırak