Menzilet Hadisi – 2

Yazar: beytül ahzan Tarih: 30 Eylül 2010 2.4K kez okundu Hadis Yorum Yok
Menzilet Hadisi – 2
Bu yazıyı değerlendirin

477-el-İrşad: Münafıkların dedikoduları Emirülmüminin’e (a.s) ulaştığında yalanlarını ortaya çıkarmak ve onları rüsva etmek için kendisini Peygambere (s.a.a) ulaştırdı ve dedi ki: Ey Allah’ın Resulü! Münafıklar, beni, ağırlık olarak gördüğün ve varlığım-dan rahatsız olduğun için geride bıraktığını sanıyorlar!

Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: Ey kardeşim! Sen yerine dön. Hiç şüphesiz Medine ancak benim veya senin vesilenle düzene girer. Sen, benim ailem, hicret yurdum ve kavmim içindeki halifemsin. Senin bana olan konumunun Harun’un Musa’ya olan konumu gibi olmasını istemez misin; ancak benden sonra peygamber yoktur!

Kaynak: (477)-el-İrşad, c.1, s.156. Ayrıca bkz: Kemalu’d-Din, s.278, h.25; Tefsir-i Kummî c.1, s.292; Kenzu’l-Fevaid, c.2, s.181; el-İhticac, c.2, s.26, h.150; el-Menakıb, İbn-i Şehraşub, c.3, s.16; el-Musterşed, s.335, h.6; Hasais-u Emirilmüminin, Nesaî, s.107, h.45; Müsned-i Ebi Yâla, c.1, s.347, h.734; Delailu’n-Nubbuve, Beyhakî, c.5, s.220; el-Bidaye ve’n-Nihaye, c.5, s.7; el-Menakıb, İbn-i Magazilî, s.33, h.49.

478-Resulullah (s.a.a) [Tebük’e doğru yola çıkıp Ali’yi Medi-ne’ye ve ailesi üzerine gözetleyici bıraktığında Ali’nin (a.s) “Ey Allah’ın Resulü! Bazı insanlar diyorlar ki: Sen, beni ağırlık olarak gördüğün için geride bıraktın!” demesi üzerine ona hitaben verdiği cevabı]: Ey Ali! (Halk arasında) bir imam ve bir emir olmalıdır. Ben imam, sen de emirsin. Acaba bana olan konumunun Harun’un Musa’ya olan konumu gibi olmasını istemez misin; nitekim o, İsrail oğulları içinde Harun’u kendi yerine bırakmıştı. Sadece şu var ki, benden sonra kendisine vahiy gelecek bir peygamber yoktur! Andolsun Allah’a, seni kendi görüşümle geride bırakmadım, kendi görüşümle seni kendimden sonra yerime ata-madım ve kendi görüşümle seni emir yapmadım. Ben sadece (Allah’ın emrini yerine getirme hususunda) bir memurum.

Kaynak: (478)-Şerhu’l-Ahbar, c.2, s.195, h.530, Sad b. Ebi Vakkas’tan.

Ümmü Seleme Kanalıyla

479-Resulullah (s.a.a) [Ümmü Seleme’ye hitaben]: Bu, Ali b. Ebu Talib’dir. Onun eti, etimdendir; kanı kanımdandır. Onun bana olan konumu Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Sadece benden sonra peygamber yoktur.

480-Resulullah (s.a.a): Ey Ümmü Seleme! Şüphesiz Ali’nin eti etimden, kanı kanımdandır ve onun bana olan konumu Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir; ancak benden sonra peygamber yoktur.

481-Resulullah (s.a.a) [Ümmü Seleme’ye hitaben]: Bu Ali’nin eti etime, kanı kanıma karışmıştır ve onun bana olan konumu Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

Kaynak: (479)-el-Mucemu’l-Kebir, c.12, s.15, h.12341; el-Menakıb, Harezmî, s.142, h.163; Kifayetu’t-Talib, s.168; İlelu’ş-Şerayi, s.66, h.3; Beşaretu’l-Mustafa, s.167; el-Yakin, s.173, h.30 ve s.185, h.38, tamamı İbn-i Abbas’tan; s.415, h.154, İmam Ali’den (a.s), o da Resulullah’tan (s.a.a).
(480)-Tarih-i Dımeşk, c.42, s.42, h.8372; el-Emali, Şeyh Tusî, s.50, h.65, her ikisi de İbn-i Abbas’tan.
(481)-el-Mahasin ve’l-Mesavî, s.44; Şerhu’l-Ahbar, c.2, s.201, h.531; el-Menakıb, Kufi, c.1, s.355, h.281, tamamı İbn-i Abbas’tan.

482-İmam Bakır (a.s) [Enes b. Malik’ten]: Peygamberin (s.a.a) yanında bulunduğum bir vakit ansızın “Şimdi gelir” diye söylendi. “Anam-babam sana feda olsun, kim (gelecek)?” diye sordum. “Müslümanların efendisi, müminlerin emiri, vasilerin en hayırlısı ve insanların içinden peygamberlere en yakın olan kişi!” diye cevap verdi. Derken Ali (a.s) çıkageldi. Sonra Ali’ye (a.s) dönerek: Bana olan konumunun Harun’un Musa’ya olan konumunda olmasını istemez misin, dedi.

Kaynak: (482)-el-Yakin, s.141, h.10, Cabir el-Cufî’den; Keşfu’l-Gumme, c.1, s.343.

Ashaptan Bir Grubun Huzurunda

483-Tarih-i Dımeşk [Abdullah b. Abbas’tan]: Ömer, yanında bulunan bir cemaatle İslam’da sabıkası olanları konuşuyordu. (Bir ara) şöyle dedi: Ali’ye gelince; ben Resulullah’ın (s.a.a) onun hakkında üç hasletten söz ettiğini işittim. O özelliklerden sadece birine sahip olabilmeyi çok isterdim. Bu, benim için güneşin üzerine yansıdığı her şeyden daha sevimli olurdu!
Ben, Ebu Ubeyde, Ebubekir ve sahabeden bir grubun huzu-runda elini Ali’nin omzuna vurarak ona hitaben şöyle buyurdu: Ey Ali! Sen müminler arasında ilk iman edensin, Müslümanlar arasında ilk İslam’a girensin ve senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir.

484-er-Riyazu’n-Nazra [Ömer b. Hattab’dan]: Resulullah’ın (s.a.a) Ali hakkında üç hasletten söz ettiğini işittim. Bu özelliklerden sadece birine sahip olabilmeyi çok isterdim.
Ben, Ebu Ubeyde, Ebubekir ve ashabından bir grubun birlikte olduğu bir anda Peygamber (s.a.a) elini Ali’nin omzuna vurarak ona hitaben şöyle buyurdu: Ey Ali! Sen müminler arasında ilk iman edensin, Müslümanlar arasında ilk İslam’a girensin ve senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir.

Kaynak: (483) -Tarih-i Dımeşk, c.42, s.167, h.8581; el-Menakıb, Harezmî, s.54, h.19; Kenzu’l-Ummal, c.13, s.124, h.36395.
(484)-er-Riyazu’n-Nazra, c.3, s.118; Kenzu’l-Ummal, c.13, s.122, h.36392, el-Kuna kitabında Hakim’den ve el-Elkab kitabında Şirazî’den; Keşfu’l-Gumme, c.1, s.86; Keşfu’l-Yakin, s.47, h.24 (metinde belirtilen hadise ilave olarak bu kaynakta şu bölüm de yer almıştır: “Ey Ali! Sana buğz ettiği halde beni sevdiğini zanneden yalan söylemiştir!”); Biharu’l-Envar, c.38, s.246, h.41.

Veda Haccı

485-Resulullah [Veda Haccı’nda]: Ali müminlerin, dünya malı ise zalimlerin efendisidir. Ali, kardeşimdir ve benden sonra müminlerin mevlasıdır. Onun bana olan konumu, Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Şunu bilin ki, yüce Allah nübüvveti benimle tamamladı. Artık benden sonra peygamber yoktur. (O halde) Ali benden sonra ailem ve müminler arasında halifemdir.

Kaynak: (485)-el-Emali, Şeyh Tusî, s.521, h.1147, el-Mecaşiî vasıtası ile İmam Rı-za’dan (a.s) o da babalarından (a.s), onlar da İmam Zeynelabidin’den (a.s), o da Ümmü Seleme’nin iki oğlu [Resulullah’ın (s.a.a) evlatlıkları] Ömer ve Seleme’den; Keşfu’l-Gumme, c.2, s.35, Ömer ve Seleme’den. Ayrıca bkz: Tefsir-i Ayyaşî, c.1, s.332, h.153; Beşaretu’l-Mustafa, s.147; el-Burhan fi Tefsiri’l-Kurân, c.2, s.227, h.2909; Biharu’l-Envar, c.37, s.256, h.11.

MENZİLET HADİSİNE KISA BİR BAKIŞ

Çeşitli rivayetlerle nakledilmiş olan menzilet hadisi, hiç kuşkusuz Ali’nin (a.s) yüce faziletleri ve üstün menkıbelerinden birini ortaya koymaktadır. Her ne kadar Tebük Gazvesi’yle şöhret bulmuş olsa da, Resulullah’ın (s.a.a) mübarek diliyle açıklanan ve etrafa saçılan bu fazilet, sadece Tebük’le sınırlı kalmamış, birçok yerde açıklanmıştır.

Bu hadisin çok sayıda senet ve farklı dillerle rivayet edilmiş olması, kesin olarak beyan edildiğine dair ortada hiçbir şüphe bırakmamıştır. Hadisin naklinde yer alan geniş kitle ve rivayet tariklerinin çokluğu, öyle bir aşamaya ulaşmıştır ki, Ehlisünnet’in önde gelen âlim ve muhaddisleri onun mütevatir olduğunu; çok sayıda ravisi ve kaynağı bulunduğunu açık olarak ifade etmişlerdir. Hatta bu hadisin Peygamberden (s.a.a) nakledilen hadislerin en muhkemi olduğunu bildirmiş, sıhhati konusunda hadis rivayetçi ve hafızlarının ittifak ettiklerini belirtmişlerdir.
Hasekanî, sözü edilen hadisin senetleri hakkında şöyle der:
Üstadımız Ebu Hazim el-Hafız, menzilet hadisi hakkında “Ben onu beş bin senetle tahriç ettim” diyordu.

Kaynak: Şevahidu’t-Tenzil, c.1, s.195.[ Beş bin senetten maksat, muhtelif tabakalardan bu hadisi nakletmiş olan ravilerin çokluğudur. Ancak birinci tabakadan, yani Peygamberin (s.a.a) ashabından bu hadisi nakledenlerin sayısı ondur.]

Muhamed b. Abdulbirr, aynı konuda şöyle demiştir: Ashaptan bir grubun Peygamberden (s.a.a) naklettiği “Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir” hadisi, en muhkem ve en sahih hadislerden biridir. Sad b. Ebi Vakkas onu Peygamberden nakletmiştir. Sad’ın hadisindeki senetler oldukça fazladır. İbn-i Ebi Hayseme ve diğerleri bu senetleri zikretmişlerdir.
İbn-i Abbas, Ebu Said el-Hudrî, Ümü Seleme, Esma Bint-i Umeys, Cabir b. Abdullah ve isimlerini zikretsek uzun sürecek bir grup bu hadisi nakletmişlerdir.
Muhammed b. Yusuf Gencî de şöyle yazmıştır: Bu hadisin sahih olduğuna dair ittifak vardır. Önde gelen hadis hafızlarından Ebu Abdullah Buharî ve Müslim b. Haccac Sahih’lerinde, Ebu Davud Sünen’inde, Ebu İsa Tirmizî Cami’inde, Ebu Abdurrahman Nesaî ve İbn-i Mace el-Kazvinî Sünen’lerinde bu hadisi nakletmişler, tamamı hadisin sahih olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Hatta bazıları sıhhatine dair icma da etmiştir. Hâkim en-Nişaburî’ye göre bu hadis tevatür haddine ulaşmıştır.

Suyutî, sadece mütevatir hadislere yer verdiği el-Ezharu’l-Mutenasire fi’l-Ahbari’l-Mutevatire adlı eserinde menzilet hadisini getirmekle bu hadisin mütevatir olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Açıklananlar, bu rivayetin senetleri hakkında ortaya konulan görüşlerden sadece bir kesittir. Bununla birlikte, gerek hadis kitaplarında, gerekse hadis kaynaklarında yapılacak bir araştırma, sözü edilen hadisin kesin olarak beyan edildiğine dair en ufak bir şüphe bırakmayacaktır.
Mana yönünden de hadise baktığımızda şunu görmekteyiz ki; Harun’un, Musa döneminde, nübüvvet dışında sahip olduğu her şey Ali (a.s) için de saklı tutulmuştu.

Kaynak: -el-İstîab, c.3, s.202, No: 1875.
-Kifayetu’t-Talib, s.283.
-el-Ezharu’l-Mütenasire fi’l-Ahbari’l-Mütevatire, s.76, h.103.

Kurân-ı Kerim, Harun’un konumlarını şu şekilde beyan etmiştir: Bana ailemden birini yardımcı yap, kardeşim Harun’u. Onunla gücümü artır. Onu işime ortak et. Taha, 29-32.
Peygamberden (s.a.a) gelen hadislerde bu konumların tümü Ali (as.) için açık olarak belirlenmiştir.
Kurân-ı Kerim, Harun’un sahip olduğu konumlardan bir diğer bölümünü de şöyle zikretmiştir:
“Kavmim içinde benim yerime geç, onları düzene koy ve sakın bozguncuların yoluna uyma!” -Âraf, 142.

Ali’nin (a.s) yaşam gerçeği, Resulullah’ı eşsiz müdafası, onun bütün savaşlarında daimî ve aktif huzuru, aslında şunu çok net olarak göstermektedir ki yüce Allah, Ali’ye (a.s) Resulullah için Harun’un Musa’ya olan konumunu vermiştir.
Resulullah (s.a.a), davetini duyurma noktasında olağan yolu seçti; işleri doğal seyriyle sürdürdü. İşte, tam da burada Ali (a.s) onun en üstün ve en sağlam yaveriydi.
Mebit Gecesi’nde Resulullah’ın (s.a.a) yatağına yatması…
Müslümanların ilk meydan savaşı olması hasebiyle çekingen davranmalarına neden olan Bedir Savaşı’nda gösterdiği eşsiz yiğitliği…
Uhud Savaşı’nda Peygamberi (s.a.a) koruması…
Hendek Savaşı’nda iddia sahiplerinin birçoğunun kaçtığı kritik bir anda Amr b. Abuved’in karşısına çıkması…

Müşriklerin korkunç muhasarasının ardından Hayber’de, Resu-lullah ve ashabının duvarlar ve surlar arasında kaldıkları bir anda görkemli kudretini sergilemesi…
Ve bunların dışında kalan daha nice fedakârlıkları, onun Peygambere (s.a.a) yaptığı yardımların ne denli kader belirleyici sonuçları olduğunu göstermektedir.
Şunu da eklemeliyiz ki bu hadisler, Ali’nin (a.s) diğer sahabelerden ayrıcalıklı olduğunu ve tıpkı Harun’un İsrail oğulları arasında olduğu gibi hiçbirinin onunla mukayese edilemeyeceğinin altını çizmektedir.

Şimdi, aşağıdaki rivayetlere dikkat ediniz:
İmam Ali (a.s): İsmi mübarek olan Allah, Resulünün sırtını benimle destekledi; beni, onun yardımında bulunmakla onurlandırdı; onun ilmi ile beni şereflendirdi; (dininin) hükümlerini bana bahşetti; onun vasiyetini bana has kıldı ve ümmeti arasında halifesi olmak üzere beni seçti.
Peygamber (s.a.a) Ensar ve Muhacirlerin kalabalık bir grubunun bulunduğu toplantıda şöyle buyurdu: Ey insanlar! Ali, benim için Harun’un Musa’ya olan konumundadır. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

Müminler Allah’ın lütfü ile Peygamberin (s.a.a) sözünün ne anlama geldiğini anladılar. Çünkü onlar da çok iyi biliyorlardı ki o ve ben, Musa ve Harun gibi aynı anne-babadan olma iki kardeş değildik. Ben peygamber de değildim ki Resulün sözü nübüvvet anlamına çekilsin. Onun bu sözü beni ancak halife tayin etmek anlamına geliyordu. Nitekim Musa da Harun’a “Kavmim içinde benim yerime geç, onları düzene koy ve sakın bozguncuların yoluna uyma!”  diyerek onu kendisine halife seçmişti.

Kaynak: el-Kafi c.8, s.26, h.4, Cabir b. Yezid aracılığı ile İmam Bakır’dan. Ayrıca bkz: İmam Ali Ansiklopedisi, c.1, Menzilet Hadisleri

Ebu Halid el-Kabulî: İbadet edenlerin efendisi Ali b. Hüseyin’e (a.s) denildi ki: Halk, “Allah Resulünden (s.a.a) sonra insanların en üstünü Ebubekir, sonra Ömer, sonra Osman, sonra da Ali’dir (a.s)” diyor! (Siz ne dersiniz?)
Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu: Öyleyse Said b. Musey-yib’in Sad b. Ebi Vakkas’tan, onun da Peygamberden (s.a.a) naklettiği şu hadisi ne yapıyorlar? Hani (bir vakit) Resulullah (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştu: “Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir; ancak benden sonra peygamber yoktur.” Acaba Musa’nın zamanında kim Harun gibi olmuştu?

Kaynak: Maani’l-Ahbar, s.74, h.2, Maani’l-Ahbar, s.74, h.2.


Yorum Bırak