Kerbela Ziyareti Hazırlıkları

Yazar: beytül ahzan Tarih: 28 Ağustos 2010 2.7K kez okundu Hikaye ve Kıssa Yorum Yok
Kerbela Ziyareti Hazırlıkları
Bu yazıyı değerlendirin

Bundan yaklaşık 20 yıl önce bir Cuma akşamı, terzi Seyit Bakır ve bir grup cemaatle birlikte  Cemkeran Mescidi’ne gitmiştik. Saat ilerleyince herkes uyumuş, bir ben bir de yaşlı bir adam uyanık kalmıştı. Yaşlı adam, tavanda mum ışığında dua okuyordu. Ben de gece namazıyla meşguldum. Ansızın havanın aydınlandığını fark ettim. Kendi kendime “Herhalde ay doğmuştur” dedim. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Ay yoktu. Ansızın yaklaşık beş yüz metre ötedeki bir ağaca gözüm ilişti. Işık oradan geliyordu. Dikkatle baktığımda nurun, ağacın altında bulunan ve seyit olduğu anlaşılan birine ait olduğunu gördüm. Merakla yanımdaki yaşlı adama “Siz şu ağacın altında duran seyidi görüyor musunuz?” diye sordum. Yaşlı adam, “Hava karanlık, bir şey görülmüyor! Sanırım uykun var, git yat” diye cevap verince onun seyidi göremediğini anladım. Bunun üzerine seyidin yanına giderek “Efendim, ben Kerbela’ya gitmek istiyorum. Ama ne param var, ne de pasaportum. Eğer gelecek hafta Perşembe sabahına kadar pasaport ve para ihtiyacımı giderirseniz sizin İmam-ı Zaman (af) olduğunuza inanırım, aksi takdirde muhtemelen saygın bir seyit olmalısınız.” dedim.
Sözlerimi tamamladıktan sonra seyit birden ortadan kayboldu. Onun gidişiyle birlikte hava tekrar karardı. Sabah olunca başımdan geçenleri arkadaşlarımı anlattım. Bazıları benimle alay ettiler.
Nihayet Çarşamba günü gelip çatmıştı. Bir iş için sabahın erken saatlerinde Fevziye Meydanı’na gitmiştim. Hava yağmurluydu. Bir duvara yaslanmış bekliyordum. Daha önce görmediğim yaşlı bir adam yanıma gelerek “Hacı Muhammed Ali! Kerbela’ya gitmek ister misin?” diye sordu. “Çok istiyorum ama ne param var, ne de pasaportum!” dedim. “Sen on adet vesikalık fotoğraf ve iki adet nüfuz cüzdanının fotokopisini getir.” dedi. “İyi ama eşimi de götürmek istiyorum” dedim. Onu da kabul etti.
Resimleri ve fotokopileri daha önceden hazırlamıştım. Hemen eve giderek onları alıp tekrar geri döndüm. Yaşlı adam elimdekileri alıp “Yarın sabah aynı saatte burada bekle” dedi.
Ertesi sabah heyecanla randevulaştığımız yere gittim. Yaşlı adam elinde pasaportlar, beş bin tümen para ve Irak vizesiyle çıkagelmişti. Bunları bana verip yanımdan ayrıldı. Bir daha da onu göremedim. Hemen Seyit Bakır’ın evine gittim. Evinde hatim meclisi vardı. Arkadaşlar da orada idiler. Bazıları, beni görünce alaylı bir edayla “Pasaportunu aldın mı?” diye sordu. Pasaportu ve paraları çıkarıp önlerine koydum. Hemen alıp pasaportun veriliş tarihine baktılar. Çarşamba günü olduğunu görünce ağlamaya başladılar. “Bizim böyle bir saadetimiz olmadı” dediler.
———————
Ayetullah Destgayb’ın “Gizemli Öyküler” isimli kitabından alıntıdır.
Öykü:128  Sayfa:303

Yorum Bırak