Hz.Peygamber’in (saa) Peygamberlikten Önceki Dini

Hz.Peygamber’in (saa) Peygamberlikten Önceki Dini

Tem 13, 2009 1 Yazar: beytül ahzan

O, annesinden doğduğu günden, toprağa verildiği ana kadar Allah’tan başka hiçbir şeye tapmadı.Onun hamisi olan Abdulmuttalib ve Ebu Talip ikisi de muvahhid idi ve bir olan Allah’a taparlardı.Hatırlayacağınız üzere, Fil Ordusu’nun saldırısında Abdulmuttalib, Kâbe’nin halkasını eline alarak Allah’ıyla tam muvahhid bir biçimde münacatta bulunmuştu ve şunları söylemişti: “Allah’ım senden başka hiç kimseden umudum yok…”

Aynı şekilde, Ebu Talib kuraklık dönemlerinde yeğenini alır musallaya götürürdü.Allah’tan onun makamı hürmetine yağmur yağdırmasını isterdi.Bu konuda, tarih kitaplarında kaydedilmiş meşhur şiirleri de vardır; hatta Hz.Peygamber (saa) , Basra rahibi Bahira ile yaptığı müzakerede, Arapların tanınmış putlarına olan nefretini belirtmişti.Rahip ona dönerek: “Lat ve Uzza hakkı için, soracağım şeylere cevap ver.” dediğinde Resul-i Ekrem (saa), onun bu sözüne çıkışarak: “Benden Lat ve uzza hakkında bir şey isteme; zira dünyada hiçbir şey beni o iki şeye tapmak kadar gazaplandırmaz.” diye buyurdu.O anda rahip, “Allah hakkı için, sana soracaklarımdan beni haberdar et” dediğinde ise, Resulullah (saa), “Ne istersen sor.” buyurdu. [1]

Bütün bunlar, Resulullah’ın (saa) ve Abdulmuttalip hanedanı oğullarının Allah’a taptıklarına ve muvahhid olduklarına birer delildir.Onun muvahhid oluşuna en iyi delil, peygamberliğinden önce Hira mağarasındaki itikâfıdır.Bütün siyer yazarları, Resulullah’ın (saa), yılda birkaç ay Hira Mağarası’na giderek Allah’a ibadet ettiği görülşündedirler.Emirü’l-Müminin Ali (as),bu konuda şöyle buyuruyor:
“Hz.Peygamber (saa), her yıl Hira dağında ikametederdi. Ben onu görürdüm ve benden başka kimse onu görmezdi.” [2]
Vahiy geldiğinde bile o Hira dağında ibadetle meşguldü.Emirü’l-Müminin ali (as), Hz. Peygamber’in (saa) hayatının bu bölümüyle ilgili olarak şöyle buyuruyor:
“Hz. Peygamber (saa), sütten kesildiğinden itibaren Allah, en büyük meleği onun terbiyesi için görevlendirdi ve o melek gece-gündüz büyüklüğü ve güzel ahlâkı ona öğretti.”[3]
Bütün bu denilenlere göre, böyle bir ailede ve süt çocukluğu döneminden sonra dünyanın en büyük meleği tarafından terbiye edilmiş bir kişi, mutlaka muvahhit olur ve bir an bile tevhid caddesinden sapmaz.

——————–

[1]el-Hamis Tarihi, 1/258

[2]Muhammed Abduh, Nrhcü’l-Belağa şerhi, 190. hutbe; Feyzu’l-İslam, 775.s

[3]age.

————–

Allame Cafer Süphani’nin “Hz. Muhammed’in (saa) Hayatı” adlı kitabından alıntıdır.

Sayfa:86