Muhtar Sakafî

Muhtar Sakafî

May 7, 2010 2 Yazar: beytül ahzan


Ebu Übeyde b. Mesud-i Sakafî’nin oğlu olan Muhtar, hicretin birinci yılında doğmuştur. Ebu Übeyde b. Mesud-i Sakafî, yüce Allah Resulünün (s.a.a) büyük ashabındandır ve hicretin 13. yılında Irak valisi olarak görev yapmıştır.
Muhtar’ın Cebr, Ebu Cebr, Eb’ul Hekem ve Ebu Ümeyye adında dört oğlu vardı. Muhtar’ın cesur, zeki, korkusuz, gözü pek, çok cömert, çok yetenekli, yüce himmetli, savaş meydanında çok dayanıklı, Ehl-i beyt (a.s) dostu ve Ehl-i beyt (a.s) düşmanlarına düşman olduğu herkes tarafından yazılmıştır.
Rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Muhtar, Ehl-i beyt (a.s) tarafından sevilen ve önem verilen biriydi. Muhtar’ın öldürdüğü Übeydullah b. Ziyad ve Ömer b. Saad’ın kesik başları İmam Zeyn’el Abidin’in (a.s) huzuruna getirildiğinde İmam (a.s), secdeye kapanmış ve şöyle yakarmıştı: “Allah’ım! Sana şükrediyorum ki, düşmanlarımdan intikamımızı aldın.” Sonra da Muhtar hakkında şöyle dua etti: “Allah, Muhtar’a iyi mükâfatlar versin.” (Bihar’ul Envar, c: 45, s: 344. Cami’ur Ruvat, c: , s: 221)
İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) rivayet edildiğine göre İmam Zeyn’el Abidin (a.s), Muhtar’ın işini teyit etmiş ve onun hakkında duada bulunmuştur. (Bihar’ul Envar, c: 45, s: 343)

Konuyla ilgili bir diğer rivayet şöyledir: İmam Ali (a.s), Muhtar’ı dizine oturtup başını okşayarak şöyle buyurmuştur:
“Ey kurnaz, ey kurnaz!”

Müslim b. Akil Kûfe’ye ulaştığında Muhtar’ın evini seçmiş ve orada kalmıştı. Bunun nedeni de Muhtar’ın, açıkça ve eşine az rastlanır bir şekilde Ehl-i beyti (a.s) savunmasıydı ve ihlas ile Ali oğullarına (a.s) bağlılığıydı.
Hz. Müslim şehit edildiğinde Muhtar Kûfe’de değildi ve Kûfe’ye döndüğünde olaydan haberdar olup Übeydullah b. Ziyad’a itiraz etti. Bunun üzerine Muhtar ve Abdullah b. Nevfel b. Haris b. Abdülmuttalib tutuklandılar; işkence edildi ve İmam Hüseyin (a.s) ve dostları şehit edilinceye kadar zindanda tutuldular.

Muhtar zindanda Meysem-i Tammar ile görüştü ve Meysem, ona şöyle dedi: “Sen buradan kurtulacak ve İmam Hüseyin’in (a.s) intikamını alacaksın ve Ubeydullah b. Ziyad’ı öldüreceksin.”
Muhtar, zindandan kurtulduktan sonra Kûfe’de, sayıları yirmi bini aşan büyük bir ordu kurdu. Muhtar’ın yanında yer alan insanlar, bu kıyamın Ehl-i beyt (a.s) tarafından onaylanıp onaylanmadığına emin olmak için Muhammed b. Hanefiyye’nin yanına elçiler gönderdiler. Elçiler, Muhammed b. Hanefiyye’nin konuşmalarından, onun razı olduğunu anladılar. Muhammed b. Hanefiyye onları da alarak İmam Zeyn’el Abidin’in (a.s) huzuruna vardı. İmam Zeyn’el Abidin (a.s), amcası Muhammed Hanefiyye’ye şöyle buyurdu:
“Siyah bir köle de biz Ehl-i beyte (a.s) taraftarlık ederse, bizim için kıyam ederse insanların ona yardım etmesi farzdır. Ben bu olayı sana bırakıyorum; nasıl uygun görüyorsan öyle yap!”
Elçiler, bu konuşmalardan sonra Muhtar’a yardım etmeleri gerektiğini anladılar. Bundan sonra İbrahim b. Malik Eşter de onlara katıldı ve Muhtar’a biat etti.
Bunun üzerine Muhtar, hicrî 66 yılında ve Rebi’us sani ayının sonuna on dört gün kala ve de Çarşamba akşamı Kûfe’de kıyam etti. İnsanlar dört konuda Muhtar’a biat etmişlerdi:

-Allah’ın kitabı
-Allah Resulünün (s.a.a) sünneti
-İmam Hüseyin’in (a.s) ve Ehl-i beytin (a.s) dökülen kanlarının intikamı
-Mazlumları savunma

İnsanlar Muhtar’ın emriyle ve “Ya lesarat’ul Hüseyin (a.s)” şiarıyla kıyamı başlattılar. Ubeydullah b. Muti’in ordusuna saldırdılar ve onları bozguna uğrattıktan sonra İmam Hüseyin’in (a.s) katillerini cezalandırdılar. Kerbela şehitlerinin naaşları üzerinde at koşturanları yakalayıp yaptıklarının cezasını ödettiler; Kerbela’da Yezit ordusuna komutanlık yapan Ömer b. Saad’ı ve de büyük cinayetler işleyen Şimr’i öldürdüler. Ubeydullah b. Ziyad da İbrahim b. Malik Eşter tarafından öldürüldü ve böylece işlenen büyük cinayetlerin intikamı alınmış oldu.