• Ebû Hamza Sümâlî’den şöyle nakledilmiştir: İmâm Zeynü’l-Âbidin’in (a.s) şöyle buyurduğunu duydum: “Fâtıma bint-i Esed (r.a), tavaf hâlinde olduğu bir sırada doğum sancısı tuttu. Ardından Kâbe’nin içerisine girerek Hz. Emirü’l-Müminin’i (a.s) orada dünyaya getirdi.“[1] • Attâb b. Üseyd’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Hz. Emirü’l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib (a.s), bi’setten on iki...
Ebû İshâk Sübey’î’den şöyle rivayet edilmiştir: “Bir Cuma gününde ben babamın boynuna binmiştim ve Emirü’l-Müminin (as) kollarını hareket ettirdiği halde hutbe okuyordu. “Babacığım dedim, Emirü’l-Müminin’i (as) hararet mi basmış?” Babam “Hayır dedi, ne hararetten dolayıdır, ne de soğuktan; gömleğini yıkamış, başka bir gömleği de olmadığı için kollarını sallayarak gömleğini kurutmaya çalışıyor!” [1] Esved ve El-Kame’den şöyle...
Hz. Ali (as) bir gün ashaptan birine şöyle buyurdu: “Kendimle Fatıma’nın (sa) durumunu sana anlatmamı istiyor musun? Fatıma o kadar evime su getirdi ki, bedeninde kırba iz bıraktı; o kadar el değirmeniyle buğday öğüttü ki elleri nasır bağladı; o kadar evde temizlik yaptı, evi süpürdü ve kazanın altında ateş yaktı ki elbisesi eksilip bozardı. Bu yüzden Fatıma’ya; “Peygamber’in huzuruna gidip durumu O’na beyan edecek olursan, ev işlerinde yardımda bulunacak...
İmam Sadık’ın (as) yüceliğine dair çok sayıda kanıt mevcuttur. Tüm şia ve sünni alimleri bunu kabul etmektedir. Büyük alimler ve fakihler Hazretlerinin ilmi azameti karşısında saygıyla eğilerek ilmi üstünlüğünü övmüşlerdir. Hanefi mezhebinin ünlü lideri “Ebu Hanife”: Ben Cafer b. Muhammed (İmam Sadık)’den daha bilginini görmedim, diyordu.[1] <<<< Yine diyordu ki: “Mansur” (Devaneki); “Cafer b. Muhammed”(İmam Sadık)’i ihzar ettiğinde...
Şimdi, vefatının yıldönümü onun… bir “kamil insanı” anmadayız… Gece yarısı verdiler toprağa onu. Neden? Çünkü Ali’yi (a.s) çok sevenlerin yanında ona büyük bir düşmanlık besleyenler de çoktu. “Ali’nin (a.s) çekicilik ve iticiliği” adlı eserimizde, bu gibi şahsiyetlerin hem son derece çekici, hem son derece itici bir karakter yapısına sahip olduklarını belirtmiştik. Bu gibi insanların seveni de çok olur, sevmeyeni...
Bir önceki bölümde insanın kemal derecesini ortaya koyan ölçülerden birinin, onun ölümü karşılama tarzı olduğunu belirtmiştik. Çünkü ölüm düşüncesi, ölümden duyulan korku ve dehşet, insanın en büyük zaaflarından biridir; insanoğlunun uğradığı bela ve çektiği bedbahtlıkların çoğu, onun ölümden korkmasından kaynaklanır, ölüm karşısında dehşete kapılmasından neşet bulur. Nice kötülüklere, nice alçaklıklara boyun eğmenin ya da mümessili olmanın...
İmam Hüseyin’in (a.s) insanlık camiasına sunduğu örnek davranış ve “insanlık şâhikası”, hiçbir din ve hiçbir okulda benzerine rastlanmayacak fevkalâde bir şeydir. Hiçbir ideoloji ve dinde ikinci bir “Hüseyin” yoktur. Şehid olduğu gün susuzdu Hüseyn… Niceden beridir bir yudum su içmemişti o gün… Susuzluk… Hele kızgın güneşin altındaki o dayanılmaz susuzluk insanın takatini tüketir, hışmını ve öfkesini artırır,...
Nehc-ül Belağa, onun bu çok yönlü kişiliğini yansıtan konuşmalarla doludur. Ancak biz konumuzun sınırlarında kalmak durumunda olduğumuzdan İslami mantık ve bu mantıktaki çok yönlü kişiliğe örnek olması için bu konuşmalardan sadece birini vermekle yetiniyoruz burada: Sıffin savaşında -savaş fiilen başlamadan önce- Hz. Ali (a.s) ile Muaviye orduları arasındaki ilk çarpışma Fırat kıyılarında olmuştur. Taraflar savaşa girişmeden önce öncü kuvvetler...
Hz. Ali’nin (a.s) geçireceği son Ramazan… Bu Ramazan ayı diğerlerinden çok farklıydı. Onun nazarında apayrı bir sevinç ve sefa taşıyordu. Ali’nin (a.s) ailesi ise, bir üzüntü ve endişe içindeydi. Çünkü bu Ramazan ayında Ali’nin gidişatı pek değişmişti, hiç bir Ramazanda böyle olmamıştı o… Burada, onun yine kahraman olarak karşımıza çıktığı bir diğer niteliğinden söz edeceğiz… Şimdi sözü kendisine bırakalım; Hz....
Bu özelliklerin en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz: 1- Onların Nübüvvet Hanedanından Olmaları: Risalet soyundan olmaları, bu ağacın has meyveleri olmaları; başka birileri bu özellikte ortak mı acaba? Hz. Ali’den, Hz. Fatıma’dan, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ve diğer eimm-i hüdadan başkalarını tanıyor musunuz? Onlar öyle bir nesildendirler ki hepsi birbirindendir ve Allah’ın onlarda olan bir takım kabiliyetlerden dolayı istifa ettiği (seçtiği) ve bütün...