Mihraç’a yükseldiğinde Peygamberler güneşi, Cennet bahçelerinden birkaç meyve yedi. Dünyaya döndüğünde geldi Hatice’nin evine. O an düştü bir nur Hatice’nin rahmine. Ve O nur… Anne rahmine düştüğünde konuşmaya başladığından, Doğumu üç cennet kadını tarafından gerçekleştirildiğinden, Nübüvvet beşiğinde secde halinde dünyaya geldiğinde, Fatıma ilmi öğrendi; peygamberler güneşinden. Dokuz yaşında iken Fatıma; Geldi bir melek Peygamberin...
Korkuyorum şeytanın şerrinden Korkuyorum cehennemin buz kesen soğuğundan Korkuyorum cehennemin kalbi yakan ateşinden Korkuyorum gözyaşlarımı kurutan cehennem sislerinden Korkuyorum cehennemden Korkuyorum cehennemin azabından Korkuyorum bunlardan Allah’ım sana sığınıyorum.. Sana sığındım mı korkmuyorum ne iblisten Ne de korkmuyorum cehennemin azabından Şimdi tüm benliğimle sana sığınıyorum Allah’ım… Biliyorum sen bağışlayan; sen affedensin. Kullarını...
Hayat sınar insanı zaman zaman Büyüdükçe, gün geçtikçe; Acıları arttırır hayat Gün geçtikçe zorlaşır. Tanımadığın insanları; Tanıtır sana…. Gün geçtikçe gözünü açar hayat. Seni de onlardan yapar Sonra o gün gelir Onların sonunu yaşarsın sen de.. İşte insanlar işte hayat…. EDA DEMİR Devamını Oku →
İnananların sözü ” duyduk itaat ettik”tir. Peki biz duyduk ama itaat ettik mi? Kur’an’da Allah’ın emir ve yasaklarını duyduk, hadislerle Peygamberimizin ve Ehlibeytinin sözlerini duyduk; ama maalesef itaat etmedik… Acaba inananlardan değil miyiz? Yoksa o kadar mı nefsimizin esiri olduk ki bile bile Allah’a karşı gelip emirlerinin tersini yaptık? Peki nefsimize uyarak Allah’ın emirlerine itaat etmememiz bizi yine inananlardan yapar mı...
Aşık oldum bugün yapraklara; Güzel bir kadının saçları gibi savruldu rüzgarda Aşık oldum bugün yağmura; Toprağın kokusunu getirdi bana Aşık oldum bugün toprağa; Var oluşumu hatırlattı bana Aşık oldum bugün rüzgara; Aldı götürdü beni başka başka dünyalara Aşık oldum bugün kara; Tane tane yumuşacık dokundu bana Bugün aşık oldum çiçeklere, güllere ; O’nun kokusunu getirdi bana Aşık oldum bugün güneşe; Işıl ışıl oldu etrafım ısıttı içimi Aşık...
İnsanların dünyaya geliş sebebini unutmuş olduğu bir çağda yaşıyoruz.İnsanlara dünyaya niye geldin sorulunca bunu bariz bir şekilde anlayabiliyoruz.Kimi eğlenmeye gelmiş, kimi acı çekmeye gelmiş, kimi Allah istedi diye gelmiş vs… Yorumlar böyle böyle uzayıp gidiyor. Kimi insanlar da hayatlarını , yalan dünya, kötü dünya olarak değerlendiriyor. allah2ın kulu olarak sorun bunu kendinize niye dünyaya geldiniz? Bu dünya geçicidir. Ve bizde bu geçici dünyanın...
İki gözü de görmeyen bir insan tanıyordum. Adı Cevad’tı. Küçük yaşta geçirdiği bir kaza yüzünden gözlerini kaybetmişti. Gözlerini kaybetmesi onun için hiçbir zaman hayatı görmesini engellememişti. Hiçbir zaman içindeki yaşama sevincini kaybetmemişti. Bir de 10 yaşında bir kızı vardı.Nergis… Babasına aşık bir kızdı. Her zaman babasını çok sevmiş, hep yanında olmuştu.Annesini çok küçük yaşta kaybetmişti. Cevad Amca’nın mahallenin sonunda...
Yanlışların doğru; doğruların ise yanlış bilindiği bir zamanda bir genç yaşardı. Bu delikanlı diğer gençlerden farklıydı. Onu farklı kılan şey isminin Hadi oluşu ve gözlerine sakladığı derin hasretti. Hasta annesi ile birlikte yıkık bir harabede yaşarlardı. Hadi içine kapanık biriydi. Çok az konuşuyordu. Tek dayanağı hasta annesi idi. Çünkü sahip olduğu bu imanı ona borçluydu. Ve ne yazık ki son günlerde annesinin durumu giderek ağırlaşmaktaydı. Sonunda...
Ne başı, ne de bir sonu vardır yaşanılanların. Her defasında olduğu gibi bu kez de hüznümü kâğıdımla ve kalemimle paylaşıyorum. Elemim gözyaşı misali aktı kâğıdıma yüreğimden çıkan acı dolu yakarışımla. Gözlerim doluyor, akıtamıyorum gözyaşlarımı. Kalemim konuşuyor gözyaşlarımın yerine… Bana bu sözleri yazdıran da neydi? Hangi elem yüreğimi böylesine yaktı? Cevabı buldum. Biliyorum, galiba! Bunca zamandır gaflet uykusundaydım....
Zulmetin arkasına saklanmış endişeli bakışlar Yaşlı gözlere kanlarla çızılmış ağıtlar Mazlumiyeti haykıran dillere yazılmış feryatlar Bir katliamın izlerini taşıyordu Onlar Sahra’nın kızgın toprağı üstünde şehitler Yere serilmiş cansız nur-i bedenler Yükselirken ağıtlar kızıl arşa birer birer Bir katliamın izlerini taşıyordu Onlar Bileklerine prangalar takarken vefasız hain Zulümlere karşı direnişini gösteriyordu halin Figâr bakışları olmuştu...








