Resul-i Ekrem (saa), yolculuklarından birinde ashabıyla birlikte kuru çölde konakladılar. Ateş yakmak için oduna ihtiyaçları vardı. Resul-i Ekrem (saa), oradakilere odun toplamalarını emretti. Ashap şaşkın bir halde: -Ya Resulallah! Burası kupkuru çöl, dediler. Bakın burada bir tane bile odun göremezsiniz. Resul-i Ekrem (saa): -Yine de herkes ne bulursa getirsin, diye buyurdu. Ashap dağılıp, çölde yakacak bir şeyler aramaya başladılar.Dikkatli bir şekilde etrafa bakınıyorlardı....
Adı geçen merhum Şeyh Muhammed Hüseyin Gomşeî hakkında şöyle nakledilir: Merhum Gomşeî, Irak’ta defnedilen masum imamların ziyareti için, oldukça hızlı koşabilen bir merkep satın alarak yol hazırlıklarına başladı. Yanına bir miktar elbise, biraz yol azığı ve birkaç cilt kitap alıp hurcuna yerleştirdi. İçlerinde gerekli bilgilerin yazıldığı bir de kitapçık vardı. Ayrıca kitapçığın içinde takiye ortamına uygun olmayan ve muhalifleri tel’in eden konular...
Yine merhum Mirza Mahmud’un şöyle dediğini duydum: Merhum Seyit Murtaza Keşmirî’nin seçkin ve erdemli talebelerinden Şeyh Muhammed Hüseyin Gomşeî’nin “Mezardan Çıkan” lakabı oldukça meşhur olmuştu. O merhumdan duyduğum kadarıyla şöhret nedeni şöyleydi: <<<< Muhammed Hüseyin 18 yaşında Gomşe şehrinde tifoya yakalanmıştı. Gün geçtikçe hastalığı daha da şiddetleniyordu. O yıl üzümlerin bol olduğu bir yıldı. Odasına bol miktarda üzüm...
Muhterem muhakkiklerden Mirza Mahmud Müçtehit Şirazî, ömrünün çoğunu tezkiye ve nefsanî isteklerle mücadeleyle geçiren merhum Hacı Seyit Muhammed Ali Reştî’den şöyle nakleder: <<<<<<<< Necef’te, Hacı Kıvam Medresesi’nde ilim tahsil etmekle meşgul olduğum dönemlerde talebeler arasında bir söylenti vardı. Bab-ı Tûsî tarafında bulunan ve geçimini yamacılıkla sağlayan yaşlı bir adamın “Tayyü’l-Arz” makamına sahip olduğu ve her...
16 Cemaziyülevvel 1397 tarihinde, Hz. Ebulfazl’ın (as) türbesinde hademe olarak görev yapan Seyit Abdurresul, şöyle bir olay nakletti: “Birkaç yıl önce Merhum Hacı Abdurresul Risalet Şirazî, “Tahran’dan Nasir Rehberî (Tahran Ziraat Üniversitesi muhasebecisi) adında biri Kerbela’ya ziyarete geliyor. Onu ağırlayın” diye telgraf çekmişti. Aradan birkaç gün geçmişti ki kapımı çalıp “İran’dan ziyaretçi gelmiş, sizi çağırıyorlar” dediler. Hemen...
Zavallı kadın, su tulumunu omuzlamış, nefes nefese evine doğru yürüyordu. Tanımadığı bir adamla karşılaştı. Adam, su tulumunu kadından alarak kendisi taşımaya başladı. Kadının küçük çocukları, gözleri kapıda annelerinin gelmesini bekliyorlardı. Evin kapısı açıldığında masum çocuklar, annelerinin yanında su tulumunu taşıyan yabancı adamı gördüler. Yabancı adam, su tulumunu yere bırakarak kadına sordu: -Suyu kendin taşıdığına göre, kimsen olmadığı...
Kum İslamî İlimler Havzası tarafından fazilet ve takvası teyit edilen ve Kum Kültür Mescidi’nde cemaat imamlığı yapan Şeyh Muhammed Taki Hemedanî, Hz. Mehdi’ye (af) tevessülü sonucu felçli eşinin nasıl şifa bulduğunu şöyle kaleme almıştır: “Bismillahirrahmanirrahim 18 Safer 1397 tarihinde, pazartesi günü, beni ve yüzlerce kişiyi endişelendiren bir hadise meydana geldi. Bundan iki yıl önce, Şemiran dağlarında iki oğlumuz aynı anda can vermişlerdi....
Bir gün Halil’ur-Rahman olan İbrahim (a.s) Beyt’ül-Mukaddes dağında koyunlarına bir otlak yer ararken bir adamın namaz kılmakla meşgul olduğunu gördü. İbrahim (a.s) ibadet eden adama: “Ey Allah’ın kulu! Kimin için namaz kılıyorsun?” Abit: Göklerin Rabbi için. İbrahim (a.s): Akrabalarından yaşayanlar var mı? Abit: Hayır! İbrahim (a.s): Nereden yiyecek temin ediyorsun? Abit: Yazın bu ağacın meyvesini topluyor ve kışta ise yiyorum. İbrahim: Evin nerededir?...
Kitabın başlarında kendisinden birkaç kıssa nakledilen Hacı Muhammed Hasan İmanî, 1394 yılının Recep ayında Mukaddes Meşhed’e müşerref olmuş, ziyaretinin ardından şöyle nakletmişti: “Türbenin etrafında yoğun bir kalabalık vardı ve bu yüzden türbeye girebilmek oldukça zordu. Bir gün bin güçlükle kendimi türbeye ulaştırmayı başardım. Bir köşeye çekilip Mefatih[1] kitabını çıkardım. Birkaç yıldır gözlüksüz bir şey okuyamadığım için elimi...
Şeyh Muhammed Hasan Mevlevî Kandaharî şöyle anlatır: Elli yıl önce Muharrem ayının on dördüncü gününde, Meşhed İmam Rıza Türbesi sorumlusu Zabıt Bey’in evinde yapılan mersiye merasiminde merhum Şeyh Muhammed Bakır, şöyle bir olay anlattı: Bir Muharrem ayında Paris’te ikamet eden bir grup İranlı, İmam Hüseyin’e mersiye okumam için beni davet etmiş, ben de kabul etmiştim. Birinci akşam Fransalı bir mücevher satıcısı, ailesiyle birlikte bu meclise katılmıştı....









