Yeşil Elbise

Yazar:beytül ahzan Tarih: 11 Ağustos 2010526 kez okunduYorum Yok
Yeşil Elbise

Yolda karşılastığımızda ezan okunuyordu. -”Gel seni camiye götureyim” dedim. “Bugün cuma biliyorsun.” -”Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun.”dedi. -”Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum.” -”Ne bileyim, olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri cıkar diye endişe ediyorum.”dedi. Gayri ihtiyari gülmeye başladım. -”Herhalde şaka yapıyorsun. Bunun icin cami terk edilir mi? -”Ciddi söylüyorum.... 

Duanın Çabuk Kabul Olması

Yazar:beytül ahzan Tarih: 26 Temmuz 20102.205 kez okundu2 Yorum
Duanın Çabuk Kabul Olması

Kadının biri henüz emekleme döneminde olan yavrusunu da alarak çatıya çıkmıştı. Kendisi bir işle meşgulken çocuk da annesini izliyordu. Bir ara annesini takip ederken ansızın çatıdaki suyoluna yuvarlandı. Anne, çocuğunun düşmekte olduğunu görünce acı bir çığlık atıp yavrusuna doğru koştu. O sırada sokaktan geçenler bu manzarayı görünce aşağıdan olanları izlemeye koyulmuşlardı. Zaman az olduğu için ellerinden bir şey gelmiyordu. Derken çocuk çığlık... 

Geçim Zorluğundan Sonra Genişlik

Yazar:beytül ahzan Tarih: 14 Temmuz 2010667 kez okunduYorum Yok
Geçim Zorluğundan Sonra Genişlik

Yine Ayetullah Hairî, Hacı Seyit Ali Nasır’ın adil, yalan söylemeyen, dindar ve takva sahibi arkadaşlarından Talikanî’nin şöyle anlattığını nakleder: Bir gün İsfahan’a, Ayetullah seyit Muhammed Feşarekî’nin oğlu Seyit Ali Ekber’i görmek üzere Hacı Mirza Abdulcevad Kelbasî’nin evine gittim. (Ben, adı geçen bütün bu şahısları tanıyorum.) Seyit Ali Ekber’i sordum. Maddi durumunun iyi olmadığını, parasız olarak sabah namazı için Hekim Mescidi’ne... 

Dünya Malı mı, Ali Sevgisi mi?

Yazar:beytül ahzan Tarih: 18 Haziran 2010788 kez okunduYorum Yok
Dünya Malı mı, Ali Sevgisi mi?

Yine Mevlevî, takva ve erdem sahibi Seyit Rıza Musevî Kandaharî’nin şöyle anlattığını rivayet eder: Dayım Sultan Muhammed, terzilikle uğraşırdı. Oldukça fakir ve perişan bir halde yaşıyordu. Bir gün onu mutlu ve güler yüzlü görünce “Hayırdır, bugün seni oldukça neşeli görüyorum?” diye sordum. “Haklısın, mutluluktan nerdeyse uçuyorum!” deyip başından geçen olayı anlatmaya başladı: “Dün akşam, bayramın yaklaştığı şu günlerde çocuklarımın... 

Kamburlu Çocuk

Yazar:beytül ahzan Tarih: 7 Haziran 2010568 kez okunduYorum Yok
Kamburlu Çocuk

Yine Mevlevî şöyle anlatır: Kandahar’da, İmam Hüseyin’i (as) anma amacıyla matem merasimleri düzenlemek için atalarımızdan kalma bir Hüseyniyemiz vardı. Biz de merasimlerimizi bu Hüseyniye’de düzenlerdik. Annemin amcasının kızı ve aynı zamanda merhum Hacı Şeyh Muhammed Tahir Kandaharî’nin halası Alimetâb, oldukça muhterem bir hanımdı. Mektep yüzü görmemesine ve bir yerlerden ders almamasına rağmen çok temiz bir inanca sahipti. Abdest alır, bir salavat... 

En Zor Şey Nedir?

Yazar:beytül ahzan Tarih: 4 Haziran 2010413 kez okunduYorum Yok
En Zor Şey Nedir?

Havariler günün birinde Hz. İsa’nın etrafını sararak ona şöyle dediler: Dünyadaki zorluklar arasında en zor ve müşkül olan şey nedir? Hz. İsa, Allah’ın gazap ve hışmı her şeyden daha zordur. diye buyurdu. Havariler yine sordular: Kendimizi hangi şey vesilesiyle Allah’ın gazabından koruyalım? Hz. İsa kendinizi Allah’ın gazabından korumak istiyorsanız kendiniz de başkalarına gazap etmemeli ve öfkelenmemelisiniz. Havariler yine sordular: İnsanın gazap... 

Sönmeyen Mum

Yazar:beytül ahzan Tarih: 2 Haziran 2010946 kez okundu1 Yorum
Sönmeyen Mum

Yine muhterem Mevlevî şöyle nakleder: Annem Kurân-ı Kerim okumayı oldukça seven biriydi. Günde ortalama yedi cüz tilavet ederdi. Mübarek Ramazan akşamları uyumaz, geceyi Kurân okuyarak, namaz kılarak ve dua ederek geçirirdi. Bir akşam, şamdanda parmak ucu büyüklüğünde mum kalmıştı. O günlerde hükümet sokağa çıkma yasağı uyguladığından dışarı çıkıp mum tedarik etmemiz mümkün değildi. Zira hükümet adamları dışarıda gördükleri herkesi tutuklayıp... 

Hz. Ebulfazl’ın (as) Kerameti

Yazar:beytül ahzan Tarih: 25 Mayıs 2010930 kez okunduYorum Yok
Hz. Ebulfazl’ın (as) Kerameti

Yine Mevlevî şöyle nakleder: “Kardeşim Muhammed İshak, çocukluğunda vereme yakalanmış, iyileşmesinden ümidimizi kesmiştik. Bunun üzerine babam onu Kerbela’ya, Hz. Ebufazl’ın (as) türbesine götürdü. Türbeye vardığında kardeşimi türbenin demir parmaklıklarına bağlar, Hz. Ebulfazl’a tevessül ederek Allah’tan şifa vermesini ya da onu öldürmesini diler. Daha sonra onu kendi haline bırakarak kendisi revaka geçer. Orada namazla meşgul olur. Bir süre sonra... 

İmam Hüseyin’in İnayeti

Yazar:beytül ahzan Tarih: 20 Mayıs 2010781 kez okundu1 Yorum
İmam Hüseyin’in İnayeti

Serkuh Darab sakini takva ehli alimlerden Şeyh Muhammed Ensarî şöyle anlatır: “1373 yılında Kerbela’ya müşerref olduğumda oğlum hasta idi. Şifa bulması için onu da yanımda götürdüm. Erbain günü oğlum ile beraber Fırat Nehri’nin kenarına gittik. Ziyaret guslü almak amacıyla nehre girdik. Gusül ile meşgulken akıntı ansızın oğlumu sürükleyip götürdü. Kafası dışında tüm bedeni suyun içindeydi. Yüzmeye takatim kalmamıştı. Kurtarmak için yardım... 

Toprak ile Ayna

Yazar:beytül ahzan Tarih: 17 Mayıs 2010532 kez okunduYorum Yok
Toprak ile Ayna

Toprak bir gün aynaya dedi ki: “Ay ayna! İmreniyorum sana! Çünkü kim sana baksa, kendini görür; bana bakanlar ise, sadece beni görür!” Ayna toprağa şöyle cevap verdi: “Ey kara toprak, ne beyhude bir dert ile dertlenmişsin. Bilmiyor musun? Ben bana bakanların bugününü gösteririm. Oysa sen, sana bakanların yarınından haber verirsin….” Bu cevap, toprağın beğenisine gitse de, tekrar dedi: “Belli ki içimi rahatlatmak içindir sözlerin. Söyler misin bana,...