İmam Hüseyin’in İnayeti

Yazar:beytül ahzan Tarih: 20 Mayıs 20103.6K kez okundu1 Yorum
İmam Hüseyin’in İnayeti

Serkuh Darab sakini takva ehli alimlerden Şeyh Muhammed Ensarî şöyle anlatır: “1373 yılında Kerbela’ya müşerref olduğumda oğlum hasta idi. Şifa bulması için onu da yanımda götürdüm. Erbain günü oğlum ile beraber Fırat Nehri’nin kenarına gittik. Ziyaret guslü almak amacıyla nehre girdik. Gusül ile meşgulken akıntı ansızın oğlumu sürükleyip götürdü. Kafası dışında tüm bedeni suyun içindeydi. Yüzmeye takatim kalmamıştı. Kurtarmak için yardım... 

Toprak ile Ayna

Yazar:beytül ahzan Tarih: 17 Mayıs 20102.5K kez okunduYorum Yok
Toprak ile Ayna

Toprak bir gün aynaya dedi ki: “Ay ayna! İmreniyorum sana! Çünkü kim sana baksa, kendini görür; bana bakanlar ise, sadece beni görür!” Ayna toprağa şöyle cevap verdi: “Ey kara toprak, ne beyhude bir dert ile dertlenmişsin. Bilmiyor musun? Ben bana bakanların bugününü gösteririm. Oysa sen, sana bakanların yarınından haber verirsin….” Bu cevap, toprağın beğenisine gitse de, tekrar dedi: “Belli ki içimi rahatlatmak içindir sözlerin. Söyler misin bana,... 

Hz. Mehdi’nin (af) Yardımı

Yazar:beytül ahzan Tarih: 17 Mayıs 20102.6K kez okunduYorum Yok
Hz. Mehdi’nin (af) Yardımı

Şeyh Muhammed Ensarî yine şöyle anlatır: Aynı yolculukta Samerra’ya müşerref oldum. Mukaddes mahzene inmek istediğimde akşam namazının vakti geçmişti ve henüz namazımı kılmamıştım. Mahzene açılan mescitte cemaat namazı kılınıyordu. Bu mescidin ehlisünnete ait olduğunu bilmiyordum. Cemaat yatsı namazını kılmakla meşguldü. Oğlumla beraber mescide girip bir köşeye çekildik. Önümüze Kerbela mührü koyup namaz kılmaya başladık. Cemaat namazı bittikten... 

Başkasının Hakkı

Yazar:beytül ahzan Tarih: 15 Mayıs 20102K kez okunduYorum Yok
Başkasının Hakkı

Birkaç yıl Necef-i Eşref’te ikamet eden erdem sahibi ve güvenilir âlim Hacı Şeyh Muhammed Taki Larî şöyle nakleder: Bir gün Kerbela pazarında manifaturacı bir arkadaşımın dükkânının önünde oturmuştum. Ansızın gözüm yerde duran bir altın sikkesine ilişti. Yoldan geçenler parayı fark etmeden yanından geçiyordu. Kimseye bir şey söylemeden oraya gittim. Yere eğilip elimi uzattığımda onun altın olmadığını, donmuş bir sümük olduğunu fark ettim. Kendi davranışımı... 

Suskunlar Meclisi

Yazar:beytül ahzan Tarih: 9 Mayıs 20103.6K kez okundu1 Yorum
Suskunlar Meclisi

Bir zamanlar İran’da bilginler ve şairler, “suskunlar meclisi” adıyla bir topluluk oluşturmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, az yazmak ve çok az konuşmaktı. O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Camî, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde suskunlar meclisinin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için bilginlerin bulunduğu köşke geldi. Kendisini karşılayan... 

Özgürlük Belgesi

Yazar:beytül ahzan Tarih: 6 Mayıs 20102.1K kez okunduYorum Yok
Özgürlük Belgesi

Sadık Ehlibeyt dostlarından Haydar Ağa Tahranî şöyle anlatır: Birkaç yıl önce İmam Rıza’nın (as) revakına müşerref olmuştum… Yaşlılıktan beli bükülmüş, saçı başı ağarmış, kaşları gözünün üzerine sarkmış yaşlı bir adamın ibadetindeki tevazu ve kalbî huzuru beni kendine cezp etmişti. Bir süre sonra gitmek için yerinden doğrulduğunda takatinin olmadığını gördüm. Yanına gidip ayağa kalkması için yardım ettim. “Evin nerede, istersen seni... 

İmam Hüseyin’in (as) Ziyaretçileri

Yazar:beytül ahzan Tarih: 2 Mayıs 20102.6K kez okunduYorum Yok
İmam Hüseyin’in (as) Ziyaretçileri

Son Kerbela ziyaretine müşerref olduğum yolculukta (14 Recep 1388) Seyit Abdürresul Hadim bana şunları anlattı: Vaktiyle İmam Hüseyin’in (as) türbesine kapıkulu olarak görev yapan ve şu anki kapıkulunun da babası olan merhum Abdülhüseyin, erdem sahibi, iyi insanlardan biriydi. Bir akşam kanlı ve kirli ayaklarıyla türbeye giren, o haliyle hacet dilemeye çalışan bir Arap görür. Merhum, onu bu halde görünce etrafındakilere bağırarak onu hemen türbeden dışarı çıkarmalarını... 

Hz. İsa’nın (as) Ahmaklardan Kaçması

Yazar:beytül ahzan Tarih: 29 Nisan 20103.4K kez okunduYorum Yok
Hz. İsa’nın (as) Ahmaklardan Kaçması

Hz. İsa, sanki bir aslan kanını dökmek istiyormuş da ondan kaçıyormuş gibi, bir dağa kaçıyormuş. Birisi de onun arkasından koşarak yetişti ve: “Hayrola! Kuş gibi niçin kaçıyorsun? Arkanda kimse yok” diye sordu. Hz. İsa o kadar hızlı koşuyordu ki acelesinden adamın sorusuna cevap veremedi. Adam bir müddet onun arkasından koştu. Peşini bırakmadı ve Hz. İsa’ya kuvvetlice bağırarak dedi ki: “Allah rızası için biraz dur. Böyle hızlı kaçışın bana dert... 

Hediye

Yazar:beytül ahzan Tarih: 21 Nisan 20102K kez okunduYorum Yok
Hediye

Bir zamanlar, Uzakdoğu’da büyük bir savaşçı yaşardı. Artık yaşlanan bu samuray, vaktini gençlere manevi dersler vererek geçiriyordu. İlerlemiş yaşına rağmen, insanlar onu kimsenin mağlup edemediğine inanıyordu… Bir gün, yaşlı samurayın kasabasına, vicdansızlığıyla tanınan bir savaşçı geldi. Adam, rakibini kışkırtma teknikleriyle tanınıyordu. Değişmez şekilde, kışkırttığı ve kızdırdığı rakibine ilk hareketi yaptırır, sonra da en küçük bir... 

Derviş Kaşıkları

Yazar:beytül ahzan Tarih: 17 Nisan 20101.7K kez okunduYorum Yok
Derviş Kaşıkları

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart...