Medine halkı hicri 63 yılında Yezit’in zulümlerinden özellikle Kerbela olayından çok etkilenmiş ve ayaklanma kararı almıştı. Yezit’in yöneticisi Osman b. Muhammed b. Ebusufyan’ı şehirden kovaladılar. Aralarında geçici bir yönetim kurulu oluşturdular. Yezit’in hilafetini kabul etmediklerini ilan ettiler. [Murucu'z Zeheb, c.3, s.68-69] Mervan b. Hakem’in evinde toplanan Emevi taraftarlarını Medine’den dışarı çıkardılar. Olaylardan haberdar...
Nesibe’nin omzundaki derin yara, geçmişteki yaşadığı büyük bir olayın nişanesiydi. Allah Resulü’nün (saa) dönemini görmemiş olan kadınlar ve genç kızlar, Nesibe’nin omzundaki yarayı görünce, merak ederek başından geçen korkunç olayı soruyorlardı. Herkes Nesibe’nin Uhud Savaşı’nda yaşadıklarını kendi ağzından dinlemek istiyordu… Nesibe, kocası ve iki oğluyla beraber, Uhud Savaşı’nda yan yana savaşacağını ve Resulullah’ı koruyacağını hiç...
HUNEYN SAVAŞI Peygamber’in bir bölgeyi fethettiğinde orada kaldığı süre zarfında mıntıkasının siyasi işlerinin ve halkın dini işlerini şahsen, bizzat kendisinin ele alması ve oradan ayrıldığında da, şahsiyet sahibi ve bulunduğu makama layık kimseleri değişik makamlara tayin edip öyle gitmesi, Peygamber’in en önemli işlevlerinden birisiydi. Zira eski ve yok edilmiş bir nizamla, senli – benli olmuş yerli bir halk daha yeni te’sis edilmiş...
Resulullah’ın (s.a.a) fazilet ve kemal mazharı eşi Hz. Hatice-i Kubra (s.a) hicretten 68 yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Babası Huveylid b. Esed, annesi ise Zaide b. Esam kızı Fatıma’dır. Hz Hatice’nin (s.a) anne ve babası birkaç vasıtayla Resul-i Ekrem’in (s.a.a) en büyük ceddi Luvey b. Galib’e ulaşmaktadır. Annesinin annesi “Hale” ise Resulullah’ın ecdadından Abdi Menafa’a yetişmektedir. Netice olarak Hz. Hatice (s.a) hem baba tarafından hem de...
Meysem-i Temmar, Beni Esed kabilesinden bir kadın’ın kölesi idi. Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s), onu satın alıp serbest bıraktı. Adını sorunca “Salim” dedi. Hz. Ali: “Allah Resulü (s.a.a), Acem diyarında babanın senin adını “Meysem” koyduğunu bana haber vermişti.” Arzetti: “Allah Resulü ve Müminlerin emiri doğru buyuruyorlar. Allah adına yemin ederim ki, Acem diyarında benim adım öyleydi.” Hz. Ali: “Salim ismini bırak, Resulullah (s.a.a)’in seni andığı...
4- KABİR VE BERZAH ÂLEMİNDEN BİR RAPOR Emir’ul-Muminin Ali (a.s)’ın seçkin yarenlerinden olan Esbeğ b. Nebate şöyle diyor: Selman, Hz. Ali (a.s)’ın Medain valisi idi, ben de sürekli onunla birlikte idim. Selman hastalanınca ben onun ziyaretine gittim. Ömrünün son günlerini yaşıyordu. Bana şöyle dedi: “Ey Esbeğ! Resulullah (s.a.a) bana bildirmiştir ki, ölümüm yaklaştığında ölüler benimle konuşacaktır. Birkaç kişiyle birlikte, ölümümün...
1-SELMAN-İ FARİSÎ’NİN İSLAM’A YÖNELİŞİ İmam Musa bin Cafer (a.s)’dan Selman-i Farisi’nin nasıl Müslüman olduğu sorulunca şöyle buyurdular: “Emir’ul- Muminin Ali (a.s), Selman-i Farisi, Ebuzer-i Gifari ve Kureyş’ten bir grup cemaat Peygamber (s.a.a)’in kabrinin yanında toplandıkları bir sırada Hz. Ali (a.s) Selman’a: “Ya Eba Abdillah, nereden gelip nasıl Müslüman olduğunu bize anlatır mısın?” dediğinde,...
Mustalakoğulları, Huzza kabilesinin bir koludur ve Kureyşliler ile de komşuydular. Kabile reisi Haris b. Abu Dırar’ın Medine’yi kuşatmak niyetiyle silah ve asker topladığı haberi Medine’ye ulaşınca, Resulullah, diğer zamanlarda olduğu gibi, fitneyi oluşmadan yok etme kararı aldı. Bu amaçla, yaranlarından Bureyde adında bir kişiyi durumu araştırmak üzere adı zikredilen kabileye gönderdi. O, kendini tanıtmaksızın kabile reisiyle görüştü ve olaydan haberdar olunca...
Hakkı Gözetmek İki grubun hakkını gözetmek gerekiyordu: Biri, Mekke’de Müslümanları himaye eden ve onlara yardımcı olanlardı. Örneğin, Ebu’l-Buhterî, iktisadi muhasarayı ortadan kaldırabilmek için, Müslümanlara oldukça yardımda bulunmuştu. Diğer bir grup ise, Mekke’den zorla çıkarılan, samimi bir kalp ile Peygamber ve İslam taraftarı olan kimselerdi. Örneğin, Haşimoğulları’nın çoğunluğu, Hz. Peygamber’in (saa) amcası Abbas gibi. Hz. Peygamber...
Ebu Süfyan Nasıl Kaçtı? Gittiği sırada Müslümanlardan bir grubun taarruzuna maruz kalan kervanın rehberi Ebu Süfyan, dönerken de kesinlikle Müslümanların taarruzuyla karşı karşıya kalacaklarını çok iyi biliyordu. Bu bakımdan, kervan İslam kuvvetlerinin bulunduğu noktaya geleceği zaman, o kervanı diğer bir noktada konaklattı. Kendisi de haberleri öğrenmek için Bedir köyüne gitti. Orada Mecdiy b. Amr ile görüştü ve ona buralarda kendilerinden şüphelenebileceğin...









