Ey üzüntüleri gideren, kederlere son veren! Ey dünyada da, ahirette de Rahman ve Rahîm olan! Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salât eyle ve üzüntümü gider, kederime son ver. Ey Bir! Ey Tek! Ey Samed (ihtiyaçlar için başvurulan mutlak gani)! Ey doğurmamış, doğmamış ve dengi olmayan (yüce Allah)! Beni koru, temizle ve üzüntümü gider. (Bu arada Ayet’el-Kürsi ile Nâs, Felak ve İhlâs surelerini okuyup sonra şöyle de:) Allah’ım! Oldukça muhtaç, gücü az,...
Rabbim! Günahlarım beni susturmuş; söyleyecek bir sözüm, ileri sürecek bir hüccetim (mazeretim) kalmamış. Sıkıntılarımın esiri, amellerimin rehini olmuşum. Hatalarım arasında bocalayıp durmaktayım. Orta yolu şaşırmış, öylece kalakalmışım. Bulunduğum yer; hor ve zelil günahkârların, sana karşı cür’etkâr olan bedbahtların ve vaadini küçümseyen yazıkların yeridir. Münezzehsin sen! Hangi cür’etle sana karşı geldim?! Neye aldanarak kendimi tehlikeye...
Ey ne yerde ve ne de gökte kendisine hiçbir şey gizli kalmayan Allah! Kendi yarattığın, nasıl sana gizli kalabilir ki ey Tanrım?! Kendi yaptığının sayısını, nasıl bilmezsin ki?! Kendi yönettiğin, nasıl senden gizlenebilir ki?! Hayatı senin rızkına bağlı olan, nasıl senden kaçabilir ki?! Senin mülkünden başka gidecek bir yeri olmayan, nasıl senden kurtulabilir ki?! (Her türlü eksiklikten) Münezzehsin sen! Yaratıklarının senden en çok korkanı, seni en iyi...
Tanrım! Bana olan ihsanının güzelliği, nimetlerinin bolluğu, bağışlarının çokluğu karşısında ve benden esirgemediğin rahmetin, bana tamamladığın nimetin için sana hamdederim ve sen hamda lâyıksın. Gerçekten de şükründen âciz olduğum nimetler vermişsin bana. Eğer senin bana yönelik ihsanın ve bol nimetlerin olmasaydı, (kendi çabamla) ne nasibimi elde edebilir, ne nefsimi ıslah etmeyi başarabilirdim. Ne var ki, ben istemeden sen ihsanda bulundun; tüm işlerde...
Allah’ım! Sen beni eksiksiz özürsüz yarattın; çocuktum, büyüttün ve yeterli miktarda rızk verdin bana. Allah’ım! Ben, indirdiğin ve kendisiyle kullarını müjdelediğin Kitabında şöyle buyurduğunu gördüm: “Ey kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; Allah bütün günahları bağışlar.” (Zümer, 53) (Allah’ım!) Geçmişte benden vuku bulan kötülükleri biliyorsun, hem de benden daha iyi. Amel...
Tanrım! Sen bana doğru yolu gösterdin, ben boş şeylerle uğraştım. Sen bana öğüt verdin, ben taş yürekli oldum. Sen bana güzel nimetler verdin, ben sana karşı geldim. Sonra, yaptığın iyilikleri bana tanıtınca onları tanıyıp bağışlamanı diledim, bağışladın. Ardından tekrar kötü işlerime geri döndüm, onları örttün. O hâlde, hamd sana özgüdür, ey Tanrım! Düşünmeden helâk vadilerine atıldım, yok olma koyaklarına girdim. O vadilerde kahırlarınla...
Allah’ım! Bu, kutlu ve mübarek bir gündür. Yeryüzünün dört bir yanında Müslümanlar bu günde bir araya toplanmış, biri rahmetini dilemekte, biri nimetini istemekte, biri ödülünü aramakta, biri azabından korkmakta. Ve sen, onların neye muhtaç olduğunu daha iyi bilirsin. Şu hâlde, cömertliğine, keremine ve isteğimin sana kolay oluşuna dayanarak senden, Muhammed ve Âline salât etmeni istiyorum. Ey (yüce) Allah! Ey Rabbimiz! Mülk de, hamd da sana aittir; senden...
Hamd, âlemlerin rabbi Allah’ındır. Allah’ım, hamd senindir; ey gökleri ve geri yaratan; ululuk ve ikram sahibi; rablerin Rabbi; her tapılanın Tanrısı; her yaratılanın yaratıcısı ve her şeyin varisi. Hiçbir şey O’nun gibi değildir; hiçbir şeyin bilgisi O’na gizli kalmaz; O her şeyi kuşatmış, her şey üzerinde gözeticidir. Sensin Allah; senden başka ilah yok. Teksin, benzerin yok; birsin, eşin yok. Sensin Allah; senden başka ilah yok. Cömertsin, cömertlik sana...
Ey kulların acımadığı kimseye acıyan! Ey kentlerin kabul etmediği kimseyi kabul eden! Ey kendisine muhtaç olanları küçültmeyen! Ey sürekli kendisinden bir şeyler isteyenleri nasipsiz bırakmayan! Ey kendisine doğru kılavuzluk edenleri reddetmeyen! Ey ithaf olunan küçük şeyi de kabul buyuran! Ey hoşnutluğunu kazanmak için yapılan az ameli de ödüllendiren! Ey az amele büyük karşılık veren! Ey kendisine yaklaşana yaklaşan! Ey kendisinden yüz çevireni kendisine...
Allah’ım! Ey (nimet verdiği kimselerden) karşılık beklemeyen! Ey hiçbir zaman bağışta bulunduğuna pişman olmayan! Ve ey kuluna, ameline eşit olarak karşılık vermeyen! Nimetin avanstır; affın lütuftur; cezalandırman adalettir; öngördüğün hayırdır. Verdiğin zaman, bağışını başa kakmakla bulandırmazsın; esirgediğin (vermediğin) zaman, esirgemen zulüm değildir. Şükredene, şükrü sen ilham ettiğin hâlde, karşılık verirsin; hamdedene, hamdı...
Hamd Allah’a ki, kendisine hamdetmenin yolunu bize gösterdi ve bizi hamd ehlinden kıldı ki, ihsanına şükredenlerden olup iyilik yapanların mükâfatını alalım. Hamd Allah’a ki, bize dinini armağan etti, şeriatıyla bize lütufta bulundu ve ihsan yollarını bize tanıttı ki, nimetiyle o yolları katederek rızvanına ulaşalım. Öyle bir hamd ki, bizden kabul buyursun ve onunla bizden hoşnut olsun. Ve hamd Allah’a ki, oruç ayı, İslâm ayı, temizlenme ayı,...
Ey belirlenen yörüngelerde hızla dolaşan itaatkâr yaratık! Ben, seninle karanlıkları aydınlatan; belirsizleri açığa çıkaran; seni mülkünün ayetlerinden bir ayet, saltanatının alâmetlerinden bir alâmet kılan ve büyüyüp küçülmen, doğup batman, aydınlanıp kararman ile seni hizmete alan kimseye inanmış, iman etmişim. Tüm bu durumlarda sen ona itaat etmekte, onun iradesine teslim olmaktasın. Her eksiklikten münezzehtir O! Seninle ilgili yönetimi ne kadar ilginç,...












