BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Kucaklayayım mihriban Zeyneb’i ben de. Sabrından bir tutam olsun ben de alayım. Şam’a beni de sürükleyin Zeyneb gibi. Seccad’daki zincirden bağlayın bana da. Çıplak develerin üstündeki acıyı ben de çekeyim. Beni de, beni de: Zeyneb’in yolunda esir edin! Sessizce ağlayan Rugayye’ye götürün beni. “Babamı alın ama başörtümü almayın” diyen, Rugayye’ye… Fıratın kenarında bende ağlayayım, Ama...
… Ne kadar ağlasam yeridir Yörüngeden çıkmış bir neslin nesilzedesiyim Ne dilim yeter anlatmaya ızdırabımı Ne ölüm susturabilir bu figanı Sanki bir nefeste gidivereceğim asırların önündeki adrese Ama nefes o nefes değil ki Kanımı zehirliyor sanki Öncesini biliyor, sonrasını görüyorum Ne fayda!? Ruh cesette, ceset dünyada, dünya bende Oysa ne dünyalar var şu dünyanın içinde Kime ne!? Hep gelmeli, gelmeli gitmektense Ah bir kez gitmeye ulaşabilsem, bin kez...
Geleceksin biliyorum ağacan. Mazlumun ümidi yıkılmadan gel. Zalim zulmü ile yok olup bu can. Kanı topraklara dökülmeden gel. —————– ————- ———– —————- Ümidim bitmeden,gücüm bitmeden. Yeni acı başlar, acım bitmeden. Ecel gelip ihtiyacım bitmeden. Nolur ruh bedenden çekilmeden gel. ——————- ————— ———–...
Günde beş vakit döneriz beşiğine Çölde su gibi bakar, kanarız aşığına Cennete ermiş deriz sana kavuşana Gel gönlüme kabe ol ya ALİ… Ölümü sana yakıştıramam bu dünyada Cenneti sana tercih edemem ukbada Musay’a dil oldun sen tur-i sinada İbrahim’im, gülistanım ol ya ALİ… Hasan sen oldu, zehirlerde boğuldu Huseyn kan oldu, Kerbela’da vuruldu Zeyneb ses oldu, Şam elinde haykırdı Selman’ım, gel yarenim ol ya ALİ… Göz nurun, gönül sururun yatar Bakide Yüreğinin...
İstemem başka can, bir başka güzel Nergis gülü yâr, sen bahârla gel Aşkımın cânısın, bin yâre bedel Bülbül-i şeydâyım, âh u zâre gel Kâinâtın rûhusun, yokluğun ecel Ebedilik rûhu, ma’nâda ezel Ey sevgili! mahrem-i esrârla gel Bir bade sun asra, ki budur emel Yüzünde Neynevâ’dan lâlezârla gel Muhtâcım sana her dem, ısrarla gel Parıldar saçların, aysız, güneşsiz, Bir nevâsın hasret bağında eşsiz Aşkın yedi şehri, pervâne şemsiz Ölmek...
Bil ki ona köle olmaktır amacım Ona bağlayacak bir aşktır ki bana lazım Bil ki ona mest oluyorum Ruhani seslere geri döndüğümde Fırtınaları bekliyorum Rabbani güneşe geri döndüğümde Beni ona ulaştıracak bir Fatıma bekliyorum Yollara sordum adını bilmediler Bulutlara sordum ağlayarak yeryüzüne indiler Öyle bir aşk ki yıllarca beni mest ederek Onu görmek ve anlamak için Fatıma gerek, dediler Yusuf olup kuyulara düşsem Bilirim her...
Bir sancak altında kaç milyon insan, Ne tenleri benzer, ne dilde lisan… Olmuşlar… Tek yürek, tek beden de can; İnsanlığı gördüm… Beytullah’ta ben… Yedi bağın gülü, aynı destede, Yetmiş iki millet, aynı listede, Kaç milyon ”Âmin” der, aynı bestede; Tevhîd’le haşroldum… Beytullah’ta ben… Sînelerde alev, ne kül ne duman, Dillerde bir soru: ”Vuslat ne zaman?” Cehennem söndürür, böylesi îman… Aşk...
Ey Azrail! Bilirim,bu sözlerim çok yersiz, Neden böyle ansızın,geliverdin habersiz? Ne olurdu üç beş yıl önce haber verseydin. Hiç değilse rüyama bir kerecik girseydin Aşk,meşk derken dünyadan bir türlü kopamadım. Senden özür dilerim,hazırlık yapamadım Görüyorsun yanımda ne valiz var,ne bavul. Uykum öyle ağır ki; ne zil duydum,ne davul. Yaşım yetmiş olsa da ,gör ki ;fıkır fıkırım. Bu cümbüşlü alemi, ben nasıl bırakırım?.. Hani bir söz vardır ya; yaş...
Bir ayak sesi duyuyor musunuz? Sanki Ali’nin ayak sesleri geliyor Ben bilirim, hiç kimseye benzemez onun hiçbir şeyi Öyle bir aşk ki, onu tanıyana ilham veriyor. Varınca mescide İmam ezan için, İnsanların en kötüsü, en ön safta göründü. Haber almıştı sanki asuman, O gece âlemle birlikte mateme büründü. Minberdeyken buyurdu İmam yorgun sesiyle Kırgın bir yürek ile Ali artık gidiyor İsteğiniz kabul oldu sevinin Bilin ki bu gece adalet ruhu ölüyor! Ne vakit diye...
Ne gece karanlığı örter hüznümü, Ne dört mevsim bitirir benim O’na sürgünümü. Ama yine de sefilim sevdadan yana! Değil mi ki susuyor dil, bütün lisanlar dile gelmişken, Değil mi ki şu ufacık yüreğime sığar, on dört asırlık hasret. O halde sefilim sevdadan yana! Bekleyiş yorgun düşer bekleyişimden, Bir Hüseyin kanar içimde, bir Fatıma tutuşur dilimde, Bir kıvılcım damlayıp akar gözlerimden. Ama yine de sefilim sevdadan yana! Değil mi ki adı Kerbela...
Filistinli Hanımın İmam Humeyni (r.a.) Huzurunda Okuduğu Şiir: Kalplere giren bir seda yükselir bir seher vakti; “Vel fecr ve la ya ül aşr” Ve bir ses gelir bu ayetin ardından; Allahu Ekber… Bu ne zamandır Ya Rabbim! Acaba bu “Fecr” namazının vakti midir? Nedir dünyaya yayılan bu gecenin sırrı? Allah’ım İslam İnkılabının meşalesi yanmıştır; Yer yüzünün doğusundan. Ve bir nur parçasıdır dünyayı aydınlatan. Bir bayrak...
Bana bir masal anlat anne! Hüseyin olsun içinde. Yanında ben olayım. Bütün utancımı gömüp kumlara, Siper edeyim şu canımı inen oklara. Hüseyin olsun anne! Bütün çaresizliğini gömsün benim bağrıma. Bütün yalnızlığını damıtsın gönlüme… Versin bana Ali Ekber’in acısını, Ali Asgar’ın çığlığını, Kasım’ın kana boyanan umutlarını versin bana. Abbas’ın kesik kollarını saplasın sol yanıma. Rugayye’nin susuz genzinde yaksın beni. Zeyneb’in...












