Ben yürürüm yana yana Aşk boyadı beni kana Ne deliyem ne divane Gel gör beni aşk neyledi. Gah eserim yeller gibi Gah tozarım yollar gibi Gah akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi. Akar suların çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi. Ya elim al kaldır beni Ya vaslına erdir beni Çok ağlattın güldür beni Gel gör beni aşk neyledi. Ben yürürüm ilden ile Şeyh anarım dilden dile Gurbette halım...
Oraya gitme demedim mi sana? Seni yalnız ben tanırım demedim mi? Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim? Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi? Demedim mi şu görünene razı olma Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl. Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi? Ben bir denizim demedim mi sana. Sen bir balıksın demedim mi, demedim mi o kuru yerlere gitme sakın. Senin duru denizin benim demedim mi? Kuşlar...
Araya araya bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasibeylese, görsem yüzünü Ya Muhammed canım arzular seni Bir mübarek sefer olsa da gitsem Kâbe yollarında kumlara batsam Mâh cemalin bir kez düşte seyretsem Ya Muhammed canım pek sever seni Ali ile Hasan-Hüseyin anda Sevgisi gönülde, muhabbet canda Yarın mahşer günü hak divanında Ya Muhammed canım pek sever seni “Yunus” senin medhin eder dillerde Dillerde, dillerde, hem gönüllerde Arayı arayı...
Selam Olsun Allah’ın Habibine ve Temiz Pak Kıldığı Ehl-i Beyt’e Ey saba yeli! Bedenim senin önünde açıktır Hiç durmadan bir defa olsun Gönlümdeki yârin huzuruna götür beni. Fakat tevazu ile edep ile hürmet ile… Layıkıyla kendisine saygı göster El bağlayıp dur ve selam ver Hakkında methiyeler söyle Benden ona de ki: Ey gönlümün efendisi! Ben kendimi kaybettim Ben ben değilim seni tanıdıktan sonra Senin divanen oldum Ne olur bir ferman buyursun Ya beni alsın...
Ne uzun ne kısa kararında boy Soyu İbrahim’den ne asil bir soy Saçları hoş, siyah dalgalı bir koy Kemalini giydir beni benden soy Âlemlere rahmet cemalin göster Bu kul varlığından soyunmak ister Güneş pervanesi o güzel yüzün Nurundan ışığı vardır gündüzün Solmaz bir gül rengin ne kış, ne güzün Tecelli ediyor yüzünde özün Hasretim, yanarım, yüzünü göster Kölen bu devletle avunmak ister Simsiyah gözlerin ahu misâlin Dâim Hakk’a bakar her an visâlin Beyazı...
Ey gönlümün gülü! Ey karanlık gecelerimin ışığı Ey çıkmaz sokaklarımın kılavuzu Sen Resul’ün emaneti Sen müminlerin serveti Bilirsin, hicran ile dolu şu gönlüm. Sonunda sana kavuşmak varsa eğer, Gam değil bana ölüm, Ey Fatıma’m, ey gülüm! Sen ki Habibullah’ın kızı Sen göklerdeki kutup yıldızı Sen Haydar-ı Kerrar’ın canı Sen Hasaneyn’in cananı Ay, güneşten değil senden alır ışığını Ve...
Bismillah Aşkına köle, virane yüreğim. Mecnuna döndüm, pejmurde gezerim. Sensiz, avare bu handa neyleyim, Odlanıp bağrım, vuslatı beklerim. Vecde gelir, senin için melekler. İmrendiler, cennet kokuna güller. Soldursalarda yüzünü zalimler, Sana aşık intizarda müminler. Ne olur bir nazar et bu mecnuna, Gönlümü serdim sevdanın yoluna, Biçare, hasta kalbim, muhtaç sana Kurbandır canım, bin defa uğruna. Mahrum bırakırsan şefaatinden, Asıl...
Bu şiir senin için, güzel sevgilim Bu alemi movla can, sensiz neylerim Cemalinin karşısında, soldu güllerim Bitmeyen sevdam, her şeyimsin sen Kalbime bir ateş, düşünce baktım Aşkının olmadığı, her şeyi yaktım Sana olan aşkımla, nefsimden kaçtım Bitmeyen sevdam, her şeyimsin sen Umudum, hayalim, her şeyim sensin Sizler değil sözümü, mevlam beğensin Alemde her şeyden, daha güzelsin Bitmeyen sevdam, her şeyimsin sen Kalp...
Şehidlerin Rabbinin Adıyla Bu yol dikenlidir, gitme deyince… Dikensiz de vuslat olmaz ki dedi Ölüm pusudadır etme deyince Aşk kokan laleler solmaz ki dedi Zulmettir yol dedim, etme deyince Ay batmadan güneş doğmaz ki dedi Ayrılık zor gelir gitme deyince Bir kalbe iki aşk sığmaz ki dedi Aşkın narı yakar etme deyince Yanmayan, sevdayi bilmez ki dedi Biraz daha düşün gitme deyince Kalırsam din baki kalmaz ki dedi. Aç susuz...
Sıcak bir Âşûrâ Aç, susuz ve uykusuz Bebekler süte Analar suya doymamış Ve doyamadan Ağlayan gözler Ve ağlamaktan halsiz kalmış bedenler Suya muhtaç dudaklar Babalar kederde, gamda ve imtihanda Bugün Âşûrâ Bildiğim tek Ağladığım tek Bu yaşıma değip de ağladığım ilk Âşûrâ 2000′e üç kalanın Âşûrâ’sı Gökyüzü, Hüseyn’e ağlamakta Gökler lânet olası Yezid’e homurdanmakta Yezid ve yezidilere lânetler, beddûalar yağmakta Evet gökyüzü...









