Bir Fatıma olmak vardı Ali ile beraber… Yıkmak zulmün tunçtan duvarlarını… Volkan misali patlamak zalimin yüreğinde… Ve taşımak sonsuza Muhammed’in davasını…. Bir Fatıma’ydı o… Muhammed’in yanında… Gerektiğinde ana… Gerektiğinde kız oldu babasına… Ve babasının annesi diye anıldı… Asırlardan asırlara… Bir Fatıma olmak vardı… Karanlıkların bağrında… Aydınlatmak nuru ile davasını… Huseyn gibi yiğitler yetiştirmek… Ve...
Burası Resul kokuyor Nur-u Rahman kucağında Huray-ı İnsiyye-i taşıyor Yüreklerde bembeyaz güvercinler uçuşuyor Evet, burası Resul kokuyor ve diyor: “Hoş geldin ya Ümmü Ebiha…” Burası Ali kokuyor Çünkü Habib-i Zehra bugün doğuyor İçindeki coşku gözlerindeki mana ile doluyor Evet burası Ali kokuyor ve diyor: “Hoş geldin ya Fatıma…” Burası Hasan-ul Müçteba kokuyor Böylesi iffetli bir anneye sahip olmak ona mutluluk veriyor Çünkü...
Tamamlandı risalet; vaki oldu emr-i Hak Lebbeyk dedi cânâna, can-ı Muhammed-i Pâk. Gasp edildi hakikat, daha ilk saatlerde İnsanlık Seyyidi’nin nâşı dururken yerde. Hüzünlüydü vedası, güneşiyle Betül’ün Beyt-ül ahzâna döndü, nur hanesi Resul’ün. Ağlıyordu asumân, yalnız kalmıştı Ali Risâlet sinesinde, açmıştı “Lale gülü” Hilâfet sevdalısı, Uhud’un korkakları Çiğniyordu küstahça,...
Sen Rahmân’ın rahmetinin Ey en parlak tecellisi. Sen karanlık şu dünyanın Ey en coşkun nur çeşmesi. Sen kulluğun insanlığın Ey en kâmil âbidesi. Sen bâtılın karşısında Ey hakikat temsilcisi. Sen Kureyş’in yetimiyken Ey kâinat efendisi. Sen son gelen peygamberken Ey mahlûkat birincisi. Sen nübüvvetin tâcının Ey en kutsî nur incisi. Sen hiç mektep görmemişken Ey ilimler medinesi. Sen ey halkın Hâlik’inin En değerli habercisi. Sen çekinen kulaklarda Ey...
Bilir misin yüreğim? Bilir misin anne? Niçin acıdır Erbain gecesi Kerbela ya? Niçin Fırat sessiz sesiz akar? Niçin sema kızıldır hep? Niçin toprak mahzundur? Toprağa dokunan dudaklar Toprağa neler saklar! Bir dinlesen anne! Bir dinlesen! Bir dinlesen anne Ne çeker her gece Kerbela! Her gece güneş dürüldüğü vakit Yıldızlar koynuna düşünce Fırat sularının Değince Zeyneb’in feryadı sinesine Hicran eker Resul’ün sinesine Bilir misin yüreğim Bilir misin anne Toprağa...
Gel… Gel ey hasretiyle gönülleri acıtan sevgili… Gel ey hasretiyle gözleri yaşartan sevgili… Ey bahar kokulu yar… Ey kokusuyla gülleri kıskandıran yar… Gel de baharın ılık meltemi essin yüreklerimizde… Gel de huzurun sıcaklığı duyulsun kalplerimizde… Ey bahar kokulu yar…. Kokunda cennetin izleri var… Sev ey sevgili… Sevgin kışları bahara döndürür Baharlar senin sevginle buram buram gül kokar… Sevgi senin kalbinde dinlenir… Senden...
Allah’ı tanımayı kim öğretecek bana? Televizyon başından kalkmayan, arkadaşlarıyla sürekli birilerini çekiştiren annem mi? Sabah yüzünü görmeden çıkan, akşam da konuşmaya hali olmayan babam mı? Yoksa sabahtan akşama kadar arkadaşıyla mesajlaşan abim mi? Kim tanıtacak bana Allah’ımı? Kim öğretecek O’nu sevmeyi? Herkes boynundaki zincirlerle bir karanlığa bağlı. Korkuyorum, korkuyorum… O zincirlere bağlanmaktan korkuyorum! Allah’ın ismini yalnızca ezanlarda...
Bilmem nasıl anlatsam,sözlerden çok yücesin Bin-ömür yine yazsam,bitmez bir bilmecesin…. Senin büyük şanından insanlık bahsediyor, Hangi Mecnuna sorsam mutlaka seni diyor…. Ey Tevhid bayrağında aşkın sırlı nakışı Hakikat dergahında ihlasın kalb atışı Alem sana bürünmüş dönüyor etrafında Ona Leyla olmuşsun,O kader tavafında… Aşk-ı bela bezminde tutunduk eteğinden O temaşa deminde mest olduk gerçeğinden Cennetin her-bir katı sana secdeye gider Göklerin...
Dedi kimdir hanif dininin sahibi cevap ver ? Dedim Ahmed’dir Peygamberlerin en üstünü. Dedi kimdir ondan sonra vasiliğin sahibi ? Dedim ki zühalden daha üstün olana bir baksana. Dedi kim onun yatağında yatan fedai olan ? Dedim halkın en alim olanını hatırlasana. Dedi kim onun kardeşi olarak ilan edildi ? Dedim güneşi kim için döndürmüşler sorsana. Dedi kime verdi kızı Betül Fatımayı ? Dedim halkın en üstününe verdi baksana. Dedi kimdir Sibteynin babası söylesen...
Kubbende kanatlanan bir güvercin olsaydım, Ancak o zaman senden bir anlık dahi ayrılmazdım. Bahçenden yükselen aşk terennümleriyle meşk olsaydım, Sonra, geceleri gökyüzünde kanatlanan dualarla birleşirdim. İnleyen aşıklarının yanan bağırlarına rahmetler serperdim, Ancak o zaman sana, sevdana doya doya kanardım. Sevdalılarının, hüzün dolu namelerini taşırdım, Kanatlarımla yol alırken Rabbe doğru haykırırdım İlahi! Bunlar sana getirdiğim Zeynebiyelerdir Hepsi...









