Bismillahirrahmanirrahim Soru: Kadından peygamber veya imam olur mu? Olmaz ise sebebi nedir? Bu bir adaletsizlik değil mi? Cevap: Aziz kardeşim, bunun sebebi kadın erkek arasındaki (yaratılış nizamının bir gereği olan) fiziki vs. farklılıklardan dolayıdır. Önce şunu bilmeliyiz ki insanın hayat felsefesi olan tekamül ve manevi makamlara yükselme hususunda kadın erkek arasında hiçbir fark söz konusu değildir. İslâm’da kadına maneviyat, ilim ve marifet talebine hiçbir...
Ve daha sonra tümüyle bu ses duyulmaktadır: “Ah be nasılda Allah huzurunda kusur ettim. Devamlı halka söylerdim, ancak kendim amel etmezdim! Ne kadar büyük hatalar yapmışım! Allah’ım ne kadar gafil olduğumu anladım! Affet Allah’ım! İyi insan olacağım, söz veriyorum!” Ve sen daha fazla dehşete kapılırsın. Kendi kendine; “Bu da kimdir? Ne yapmış ki bu kadar pişmandır?” diye sorarsın. Kafandaki bu sorular seni daha da heyecanlandırır, heyecanını...
Kur’an-ı Kerim’de bazı peygamberler Ulü’l Azm peygamber olarak tanıtılmış, ancak özellikleri belirtilmemiştir. Allah Teala Peygamberimize hitaben şöyle buyuruyor: “Azim sahibi olan peygamberlerin sabrettiği gibi sabret.”[1] Ulü’l Azm peygamberlerin sayıları ve özellikleri yine hadislerde açıklanmıştır. Hadislerde, Ulü’l Azm peygamberlerin sayısının beş kişi olduğu ve bunlara, Ulü’l Azm denmesinin sebebi olarak sahip oldukları...
Kur’an-ı Kerim’de yirmi yedi peygamberin ismi geçmiştir. O peygamberler şunlardır: Adem, Nuh, İdris, Salih, İbrahim, İsmail, İshak, Yusuf, Lut, Yakup, Musa, Harun, Şuayb, Zekeriya, Yahya, İsa, Davut, İlyas, Elyasa, Süleyman, Eyyub, Zülkifl, Hud, Uzeyr, Yunus, Lokman, Hz. Muhammed (saa). Devamını Oku →
İsrafil (as) suru çaldığında herkes dirilmiş bir halde kıyamet sahnesini seyreder. Hazır bulunanların amel defterleri bir bir verilmekte; bazıları sevinçli ve gülümser, bazıları ise kederli ve mahzun bir halde gözyaşlarına boğulmuştur. Artık herkes yaptıklarının neticesini almak için beklemektedir. “O anda peygamberler ve şahit melekler de hazır bulunurlar.” [1] Sen! Evet, sen ise başın dönüyor ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette beklerken bir anda...
İsrafil (as) suru çalacak ve şöyle feryat edecektir: “Ey bedenlerden çıkan ruhlar! Ey dağılmış bedenler! Ey çürümüş etler, kemikler! Ey dağılmış tüyler! Hepiniz geri dönün ve birleşin! Hesap için koşun!”[1] Herkes kalkarak şaşkın bakışlarla birbirlerine bakar ve akılları karışmış bir halde; “Burası neresidir? Şu ilginç sesler! Bu sesler de nedir?” diye sormaya başlarlar. Ve sen, onların içerisinde şaşkın bakışlarla, hayretler içerisinde...
İnsanlar mezarlarından kalkarak koşmaya başlar, sanki özel bir hedef tablosu kurulmuştur. Bu insanlar bir an önce o hedefe ulaşmak gayretindeler. Ağlar gözlerle etraflarına bakarlar; “Sanki dikili bir şeye doğru koşuyorlarmış gibi, o gün kabirlerden hızla çıkarlar… Gözleri düşkün bir haldedir. Kendilerini de zillet bürür. İşte bu, onlara vaat edilen gündür.”[1] Ve şöyle derler: “Eyvah bize! Bizi mezarımızdan kim diriltti? Bu Rahman’ın vaat...
Güneş aydınlığını kaybetmiş, yıldızlar dağılmış, dağlar parçalanmış, denizler alev alev… “Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar karardığı zaman, dağlar yürütüldüğü zaman, en değerli mallar bırakıldığı zaman, vahşi hayvanlar bir araya toplandığı zaman, denizler tutuşturulduğu zaman…”[1] Çocuklarını emziren anneler, korkudan çocuklarını atıp kaçıyorlar… “Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur ve her gebe...
Biz Ehl-i Beyt dostları, Allah’ın adil olduğuna inandığımızdan, Allah Teala’nın insanları güçleri yetmediği şeylerden sorumlu tutmadığına inanıyoruz. Yani, Allah Teala herkesten kudret ve gücü oranında bir takım ödevler istemiş, kimseyi imkan ve yeteneğinden fazlasıyla görevlendirmemiştir. Yine inanıyoruz ki, Rahman ve Rahim olan Allah, herkese kendi eliyle kazandığını verir; hiç kimseyi başkasının suçuyla cezalandırmaz. Herkesin yaptığını kendisinden...
Allah’ın Sıfatları Felsefî delillerin çoğunun hedefi “vacib-ul vücud” diye bir varlığın olduğunu ispatlamaktır. Diğer bir takım delillerle de vacib-ul vücudun selbî ve subutî sıfatları ispatlanmış olur. Bu sıfatların bilinmesiyle de Allah Teala ile yarattığı varlıkları ayıran özel sıfatlar tanınmış olur. Vacib-ul vücudun, yaratıklara has sıfatlarla sıfatlandırılmaması, yaratıklarından biriyle karıştırılmaması için bir taraftan Allah’ın...
Mead inancının Kısa Bir Açıklaması Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Ölüm haktır “her nefis ölümü tadacaktır.” [1] İnsan fena ve yokluk için değil, ebedilik ve beka için yaratılmıştır. Ölümle de yok olmayıp sadece bedeni ile ruhu birbirinden ayrılmakta ve ruh bir diyardan diğer bir diyara göçmektedir. Nitekim Resulullah (s.a.a) hadislerinde ölümü böyle tanıtmıştır. Resulullah (s.a.a) Bedir’de öldürülen kafirlere...
İnşaallah bu dersten itibaren birkaç ders “MEAD” yani insanın ölümden sonra başlayan hayat serüvenini, kabirde, berzah âleminde ve bilahare Mahşer gününde başına gelecekler hakkında ayet ve hadislerden istifade ederek izahatta bulunmaya çalışacağız. Bu dersimizde mahşer gününde karşılaşılacak olan “HESAP” konusunu birkaç başlık altında ele almaya çalışacağız. 1- KIYAMET GÜNÜNDE BÜTÜN İNSANLARDAN HESAP SORULACAK. Kûr’an-ı Kerim...












