Ehlibeyt

Kerbela Misafiri

Yazar:beytül ahzan Tarih: 21 Ağustos 2010153 kez okunduYorum Yok
Kerbela Misafiri

Muharrem ayı boyunca Kerbela’da bir misafir var, gözlerindeki yaş kurumuş, kan süzülmekte yanaklarına… Biliyorum Kerbela’dasın, deden Huseyn’in mezarına bakmaktasın… Belki de başın açık, yalın ayak, sine vuranların arasına karışmış göğsüne vurmaktasın… Gözlerin ufukta, zuhur için yalvarmaktasın. İntikam gününün ateşiyle yanmaktasın… Sen, En Matemli! Ey Kerbela’nın yorgun misafiri! Bizlerden selam olsun sana ve... 

Allah’ın Sofrasına Davetliyiz

Yazar:beytül ahzan Tarih: 18 Ağustos 2010159 kez okunduYorum Yok
Allah’ın Sofrasına Davetliyiz

Gel dedi, her şeyini bırak. Arşınla yolları benim ismimi zikrederek, hiçbir şey getirme yanında, gel senin miracın tur-i sinadır. Mükâfatın ise benim katımda. Ve benim misafirperverliğim meşhurdur arş-ı alada. Otuz gün, aç susuz ve uykusuz Maşukla sohbete hazırlanmaktaydı. Allah davet etmiş, o ise icabet etmişti. Tur dağının zirvesine çıktığında Rabbin selamı ile karşılanmış ve hoşnut olmuştu. Allah, kullarıyla peygamberler vasıtasıyla konuşmaktaydı.... 

Hasret

Yazar:beytül ahzan Tarih: 11 Ağustos 2010162 kez okunduYorum Yok
Hasret

Kim bilir saatler kaçı gösteriyordu bu soğuk sonbahar gecesinde… Ayın bulutların arkasından karanlığı bir Anka kuşunun çığlıyla yırttığı gümüş renkli kanadını denize düşürdüğü vakitti belki… Uyandı aniden bin bir düşüncesinin sardığı uykusundan,  birdenbire sol yanı acımıştı,  onu çekip almıştı gördüğü karabasanlardan… İçinde büyüyen sıkıntı yumağının ne olduğunu anlamadan fırladı yataktan, çıplak ayaklarını yere bastı,... 

Ey Aşkına Aşık Olduğum Canan!

Yazar:beytül ahzan Tarih: 30 Temmuz 2010360 kez okunduYorum Yok
Ey Aşkına Aşık Olduğum Canan!

Bismillahirrahmanirrahim Ey aşkına aşık olduğum canan! Yanık bir yüreğim ve yanan bir canana sesleniyorum… Elimde duran bu kalem aslında ağlıyor sana mürekkep mürekkep… Hicran sayfamın başrolü oldu şimdi bekleyişlerim ve kaybettiğim umudum… Bir yok oluşun ahu zarları, bir sessizliğin çığlıkları, bir çaresizliğin girdapları var sadece avuçlarımda… Ve sen ey sancaktar-ı Resul  sen ey evladı fatıma… Ucundasın merdivenlerimin ama benim o merdivenleri kat... 

Sana Dair

Yazar:beytül ahzan Tarih: 24 Temmuz 2010154 kez okunduYorum Yok
Sana Dair

BİSMİTEALA SELAM OLSUN ALLAH’IN HABİBİNE VE TEMİZ PAK KILDIĞI EHL-İ BEYT’E Sana dair kelamların eksikliğini doldurmak adına söze başlayan kalemin kırıklığının anlatılmaz feryat-u figanlarından feragat ederek, ya Mevla seni gözleyenlerin yollarını sulamak adına düşen gözyaşlarımıza adını sürerek ve bir ömrü senin bir nazarına değebilmek için bekleyerek…Bismillahil hüda… Bezm-i elest de ahd verdik bir katre sima-i mehtabın namına, bela… Dört... 

Beni Huseyn’e Götür

Yazar:beytül ahzan Tarih: 13 Temmuz 2010143 kez okunduYorum Yok
Beni Huseyn’e Götür

BİSMİALLAH ALLAH’IN SELAMI HABİBİNİN VE TEMİZ PAK KILDIĞI EHLİ-BEYTİN ÜZERİNE OLSUN Dün gece üstümde dünyaya ait ne varsa attım bir kenara odamı matem rengine kapladım matem elbislerimi giyip seni bekledim bu seferki seni bekleyişim farklı bir bekleyişti. Seni hep güzel kokular içinde beklerdim ama bu sefer tütsüler yakarak hoş kokular yerine gözyaşı kokan bir bedenle bekledim seni. Gelip matemime katılman için bana kıyamı İmamı anlatman için İmamın yarenlerini... 

Eller Var

Yazar:beytül ahzan Tarih: 6 Temmuz 2010154 kez okunduYorum Yok
Eller Var

Eller var. Karıştırıcıdır. Her şeyi karıştırır. Münasebetsiz ellerdir bu eller. Olur olmaz yere sokulur. Girmemesi gereken yerlere girer. Karıştırıcı eller, pislikten kurtulmaz. Çünkü karıştırma aşkı her şeyi kapsadığı için, bunlar arasına pislik de girer. Bu tür eller bulaştığı pisliğin faturasını kendi karıştırıcılığına kesmez. “Oralarda ne arıyordun?” diyene, “Öyle her şeyi ve her yeri karıştırırsan, boyuna kadar necasete... 

Kimsin Sen?

Yazar:beytül ahzan Tarih: 26 Haziran 2010139 kez okunduYorum Yok
Kimsin Sen?

Kimsin sen? İsmini sormuyorum, kimsin diyorum sana? Sen kimsin? Adın sanın, cinsiyetin ve yaşın ilgilendirmiyor beni. Ben seni merak ediyorum, kimsin diyorum, nasıl birisin? Kişiliğin ve karakterin sual ettiğim. Olmak istediğin sen misin, bu bilmek istediğim. Hiç kimse göründüğü gibi değildir aslında. Herkesin kalbinde zaaflarla döşenmiş gizli bir oda vardır. İşte insanlığı da burada saklıdır. Ben o yasak bölgeye girmek istiyorum. Kalbinde gizli ne varsa bilmek istiyorum. Yani... 

Selam Sana Ey Putkıran

Yazar:beytül ahzan Tarih: 20 Haziran 2010168 kez okunduYorum Yok
Selam Sana Ey Putkıran

Bismillah… Sen asırlar öncesinden gelen sabah yeliydin… Tatlı bir meltem gibi yalınayaklıları okşayan sen, bir kasırga gibi küfrü ve zulmü alt üst ediyordun… Muhammed’in rahmetini, Ali’nin yiğitliğini, Huseyn’in dirilten direnişini getirmiştin… “Her müslüman bir kova su dökse, İsrail’i sel götürür” diye haykırıyor, ümmeti bu “kanser tümörü”ne karşı uyarıyordun… Müslümanların uyuşturulmuş bilincini açmak için o yaşlı bedenin, ama... 

Şii – Sünni Meselesi

Yazar:beytül ahzan Tarih: 13 Haziran 2010192 kez okunduYorum Yok
Şii – Sünni Meselesi

Fitne-fücur emperyalistlerin Arap dünyasındaki yerli işbirlikçileri, Sünni kitlelerin mezhebî hassasiyetlerini kışkırtarak, Hamas ve genel olarak İhvan-ı Müslimin hareketinin Hizbullah/İran ile ittifakını maşeri vicdanda mahkum ettirmeye çalışıyorlar. Gün geçmiyor ki Şark’ul Evsat gazetesi yahut Arabiya televizyonu ‘İhvancılar üzerindeki Şia etkisinin doğurduğu büyük rahatsızlığa’(!) ilişkin bir haber yahut yorum yayınlamasın. Sokaktaki Sünni... 

Erkeğin Tesettürü!

Yazar:beytül ahzan Tarih: 7 Haziran 2010188 kez okunduYorum Yok
Erkeğin Tesettürü!

Son yıllarda nereye baksam, İslam adına, İslamî direniş adına duyduğum tek şey tesettür. “Bacımın başörtüsü” tarzı slogan baslıklarla alabildiğine duygusallaştırılan bir hadise bu. Daha önceleri de hep çevrenin büyüklerinden cuma hutbelerinde onlara mütemadiyen erkeğin üstünlüğü, kadının ahiretinin dahi erkeğin rızasına bağlılığı, kadını şöyle korumalı, böyle mahrum etmeliler vaaz edilirmiş. Camiden dağılan cemaat, aldıkları o sahte... 

Bu Gece

Yazar:beytül ahzan Tarih: 29 Mayıs 2010239 kez okunduYorum Yok
Bu Gece

Bu gece tarihin en gür sesli suskunu semalarla ahitleşmekte… Onu anlatmanın en iyi yolu yalnızlığı anlatmak olsa gerek. Kufe Mescid’ini dinlemek gerek. Onu duymak için kuyulara kulak vermek gerek. Birde yetimlere… Küçük kalplerine kocaman bir umudu sığdırıp; gecenin kör karanlığında gözleri Ali’yi bekleyen yetimlere… Başlarını yalnızca Ali’nin okşadığı yetimlere… Ve yirmi beş yıl boyunca Ali’nin tek sırdaşı olan yetimlere… Kufe viranesinde yalnız...