Bundan bir süre önce Kerbela’yı ziyaret etmek nasip oldu. Iğdır’dan 4 Şubat 2009’da 130 kişilik bir kafile ile karayolunu kullanarak, İran üzerinden Irak’a gittik. O Kutsal yerleri, Kazımeyn’i, Samarra’yı, İmam Mehdi’nin (af) gaybete çekildiği Samarra’daki serdab’ı, Kerbela’yı, Necef’i, Kufe ve Sehle mescitlerini, İmam Ali’nin (as) Kufe’deki evini ziyaret etmek lütfuna eriştik. Allah tüm dileyenlere de nasip etsin. Yolda, o mukaddes mekanlara gitmenin...
Bismillahirrahmanirrahim İnsanlığın birçok sistem ve yöntemle farkında olmaksızın koyun sürüsü gibi istenilen yöne doğru harekete geçirildiği yada ilerlemesinin durdurulduğu bir çağda yaşıyoruz… Hiç aramızda ‘Şu kitabı okumanı tavsiye ederim. Çok güzel bir kitap, bestseller’e girmiş veya yazarı nobel ödülü almış.’ Diye tavsiyede bulunulmayan birisi var mıdır acaba? Kurtlar Vadisi gibi ortalığın kan gölüne dönüştüğü bir filme bakarken bile; ...
İslam bozuluyor, medeniyet yozlaşıyor gibi klişe laflar etmeyeceğim. Aklıselim, İslamla ufak da olsa alakası olan her birey bu dediklerimi 10 dakika içinde fark edebilir ki mesele islamın nasıl yozlaştığı değil de bunun neden olduğu. Medya! Tek neden. Tabii ki yozlaşmaya müsait dimağları unutmamalıyız. Çünkü insanlarımız veya insanlar etkilenmeye ve model almaya oldukça müsait. Hatırlayalım 12-13 sene evvel herkes uzun pardösüleriyle Yusuf Miroğlu olmadı mı ya...
İyi birer kul olarak yaratıldı insanlar, yapmaları gereken şey çok basitti, kulluk. Sadece kul olmalıydılar. Bunun karşılığında ise sonsuz ve akıl almayacak güzelliklerle müjdelendiler. İnsan tabiati kul olmaya müsait ama gel gör ki olmamaya da en az olmak kadar müsait. Kibr, hased, riya, kizb… ‘Aaaa biliyor musun Selma ne yapmış’ diye başlayan ölü yiyici sohbetleri, “şu kız benim olsun bir trilyon borcum olsun” diye giden vahşi konuşmaları, kendine verilen...
Bismillah… Bazen öyle dolar ki insan, duyguların ifadesine kelimeler yetersiz kalır, cümleler kısırlaşır, dil dönmekten acze düşer… Gözyaşı en iyi tercümanıdır o hallerin… Ve şiir, işte böyle ifade çaresizliklerinin anahtarı gibi yetişir imdada… Evrenseldir şiir… Bazen bir başka coğrafya için yazılmış olsa da, başka bir yerdeki insanın derdinin, feryadının âleme salınışı, yürek yangınının, kalplere sığmayan acının semalarda yankılanan haykırışı...
Yüce Allah’ın Adıyla Fırat’ın her iki tarafından yürüyen insanlar siyah bir şerit gibi göz aldığına uzanıp gidiyordu. Bu sıcak havada ince toz bulutu havaya yükseliyor, güneş ışığında kızıl bir görünüm veriyordu. Fırat kıyısı boyunca kurulu köylerde herkes evini Kerbela’ya yürüyen ziyaretçilere açmıştı. Kışa yabancı olan bu topraklarda Fırat boyunca etrafa dağılan kuru hurma dallarından yakılan ateşlerde demlenen çayların kokusu yorgun ziyaretçilere...
Bismillahirrahmanirrahiym Selam sana onurlu duruşun simgesi, Selam sana mazlumiyetin gülü, Selam sana Nebinin nazenin yüreği, Selam sana velayet ışığının nuru, Bu günlerde Hz. Muhammed’in (s.a.a) ciğer paresi, Ehl-i Beyt İmamlarının annesi, Murteza Ali’nin (a.s), Mazlume sırdaşı Hz.Fatıma’nın (a.s) şehadetini anmaktayız. Aziz evladı Hz. Sahibbuz-Zaman’ın (af) ve tüm Müslümanların başı sağolsun. …Ve bir gece vakti yine düştün...
Bismillah Yazmanın yaşı yoktur demişti üstadım. Boynuz kulağı geçer tabiri ise sadece kendini bilmezler içindir, insanlar insafsızdır diyordu üstat, kime yazıyorsun demeden önce kimsin ki yazıyorsun diye sorarlar. İşte tam o vakit de ki Rabbin “Oku” diye emrettiği bir beşerim ve lütfettiği kalem ile de geleceğe mektup yazıyorum. Kimseye saygısızlık etmek değildir amacım. Kimseyi yargılamak ya da önyargı ile yaklaşmak da bize göre değildir. Amacım sadece eli...
Elde var aşk … Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın. Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar. Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak. Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir. Acıya aşık olanların “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu yâreyi merhemleme…” diyenlerin sırrı burada...
Ne dertli kıssadır Ehl-i Beyt hikâyesi. Ne büyük bir acının anlatısıdır onların hayatları. Ve öylesine derin bir felsefedir ki onların hayatları içerisinde bulunanlar, ben buna sır içinde sır diyorum. Öyle bir sır ki biz bugünün idrak düzeyiyle, bugünün hayat felsefesiyle onları anlayamıyoruz. Yahut anlamamız imkânsızlaşıyor. Bugünün insanına bir baksanıza! Kadınlar, dudakları boyadan görünmeyen, erkeğin şehvetini kamçılayan, insanı şehvetten öteye...








