Bismillah…. Evet; milyonların içinde kaybettim kendimi. Arar iken beni ben yapan yitik değerlerimi, bir nida ile aniden irkildim: ‘’Yok mu bana yardım edecek’’ sesi ile kendimi buldum, ıssız, bela ve gam yeri olan, 72 kızıl lalenin açtığı yerde, KERBELA’DA. Bu çöl ıssız mı ıssız… Gamlı mı gamlı… Belalı mı belalı… Yaslı mı yaslı.. Bu çölde al kanlarla boyanan; mübarek, nur, hidayet saçan ve ab-ı hayat olan bedenleri görüyorum. Bu bendenler...
İnsan ırkına karşı işlenebilecek en büyük suçlardan biri olan soykırım veya orijinal yazılışıyla genocide/genosit kelimesi, Yunanca “genos” (aile, kabile, topluluk) ve Latince “cide” (öldürmek, katletmek, yok etmek) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir sözcüktür. Kısaca etkin veya etnik bir grup ya da milletin tümünü yok etmeye yönelik sistemli çalışmaların adı olan soykırım sözcüğü, kavram olarak 1940′lı yılların ilk yarısından...
Bugünlerde kulaklarımız bir kez daha Hüseyn ve Zeynep adıyla, Kerbelâ ve Âşurâ yâdıyla çınlıyor. Bir kez daha hüzünleniyor kalplerimiz; bir kez daha boşanıyor gözlerimizden gözyaşları. Neden acaba? Niye ağlıyoruz? Neye ağlıyoruz? Neden üzülüyoruz? Neye üzülüyoruz? Kimdir Hüseyn? Kimdir Zeynep? Nedir Âşurâ ve neresidir Kerbelâ? Kâinat efendisi, Seyyid-ül Enbiyâ, Resul-i Kibriyâ’nın göz nuru, Emir-ül Mu’minin, Aliyy-el Murtezâ’nın ciğerparesi,...
Şehitlerin Rabbinin Adıyla Yaşamın o acımasız hızı içerisinde bir kez daha nail olduk Huseyni günlere… Son sevgilinin “olacakları önceden bilgisi” dahilindeki sözüne (Huseyn bendendir…) itibar etmeyenlerin onun katline ortak olduktan sonra Yezidin Şam’daki sarayında Zeyneb’in haykırışı karşındaki suskunluk ve pişmanlıkları maalesef bir anlam ifade etmedi. Olması gerekenlerin olmadığı yerde, sonradan yakınmaların kıymeti harbiyesi yoktur elbet. ...
“Zamanın olmadığı diyar acaba nasıl? Kesiksiz bir an mıdır, bundan sonraki fasıl?..” (Necip Fazıl) Zaman mı eskiyor yoksa insan mı? Bu sorunun cevabı aslında gayet açık ve net, elbette insan eskiyor. Zaman eskimez, çünkü zaman kavramı yalnızca bizler için var. Bir hayvan veya bir bitki açısından zaman ne ifade eder? Saniye, dakika, saat, gün, hafta, ay, yıl, asır ne ifade eder hayvan ve bitki için? Onlar için zaman bir şey ifade etseydi, saati keşfederlerdi. Peki,...
Bismillah Dün gece farklıydı biliyor musun? Dün gece melekler yeryüzü ile gökyüzü arasında gidip gelmekteydiler. Gökyüzü diğer gecelere nazaran daha göz alıcıydı dün gece. Ay, güneşten aldığı yardımla daha parlaktı. Yıldızlar, safları oluşturan cemaat gibi kalabalıktı. Dün gece rahmet kapılarının anahtarlarına sahip kimse, ziyarete gelmişti bizi. Tüm âlem dün gecenin farklı olduğunun farkındaydı. Ama biz davetimize icabet eden o nura karşı...
Bismillahirahmanirahim Yüzündeki çizgiler kadar derindi hayatın üzerinde bıraktığı izler… Aynadaki görüntü tanınmayacak kadar yabancıydı kendine.Nerede hata yapmıştı bilemiyordu? Zaman mı hızlıydı? O mu geç kalmıştı? Su gibi akıp geçen yıllardan elinde kalan, aynadaki yaşlanmış bir yüz ve hareket etmekte bile zorlanan bedeniydi. Geçmişini hatırladığında sinemalarda izlediği filimlerden farksızdı onun için yaşadıkları.Gözbebekleri hasretle titredi.Tüm...
Bismillah Evet, geldi. Bir geceydi geldiğinde, başucumuzda oturup, mübarek elleriyle yüzümüzü okşamıştı. Sabaha kadar başucumuzda durup o mübarek nefesiyle, sabah namazına uyandırmıştı bizi. Sabah namazını bizimle birlikte kılmıştı, her zaman olduğu ve olacağı gibi, o ön safta biz ise onun arkasındaydık. Farkında olmadığımız gibi varlığından da haberimiz yokdu. O kunutta bizim için dua ederken, biz onun fereci için dua etmekte acizlik göstermiştik. ...
Bismillah… Medine hurmalıklarına yakın bir yer. Topraktan yapılmış yıkık duvarı ve Medine hurmalıklara bakan uzak mı uzak bir kapısı. Zaman koşullarında hallerine razı olan insanların kaldığı bir ev. Medine sakinlerinden Ebu Derda’nın evi. Ebu Derda, Selman Farisi’nin kardeşliği. Gece alacakaranlığına bürünmüştü. Ebu Derda ibadetle meşguldü. Medine hurmalıkları gecenin ağırlığıyla Ebu Derda’nın bir zamanlar örtüyle örttüğü putlar gibiydi....
Bismillahirrahmanirrahim Sanki Müslüman oluşundan beri etmemiş gibi, ve sanki tüm herkes susmuştu sadece ona düşmüştü herkesin gördüğü gerçeği; “işte şurda” diye işaret etmek. Putların sahteliğini hiçbir şeye güçlerinin yetmediğini, “tek güç Allah adına onu memnun etmek için yaşamak gerek”tiğini, menfaatin onun rızasında olduğunu, diğer tüm güçlerin sahte olduğundan korkulacak fayda sağlanacak bir kişiliğe sahip olmadıklarını,...








