Bismillah. Seni özledim, sana secde etmeyi, karanlık gecelerde huzuruna varıp seninle sohbet etmeyi. Ve sabah olunca senin mülkünün sınırları içerisinde, senin beni gözetlediğini bilerek ismini zikretmeyi. Seni özledim rabbim! Çaresiz kaldığımda bir çocuk gibi sana sığınmayı ve her şeyimi seninle paylaşmayı. Senin yetimleri ve yolda kalmışları sevdiğini bilerek, başımı okşadığını ümit ederek ağlamayı. Duyduğumda benden yüz çevirdiğini, aç bir karın ile...
Şu an karşımda Hz. Alemdar Abbas’ın timsali olan resim duruyor… Gözlerine bakıyorum öyle derin ki bakışları… Öyle çok şey anlatıyor ki Allah’ım… Yüreğim titriyor neden… Öyle bir acı var ki gözlerinde… Susuz kızlara su getirememenin verdiği bir acı mıdır yoksa… Oklanan su tulumlarından akan sular, Abbas’ın kollarından akan kanlardan daha çok acı veriyordu Abbas’a… Kesilen kollarının acısı hiç kalıyordu susuz çocuklara nasıl...
Yarı çemberin içindesin. İçinde dünyaya küskünlük var. Yarı çemberin dışındasın. Asılı mı kaldın hayatta? Ya da sıkışık mı kaldın? Sevinçli vahşi yüreğin ile günahkâr yanmış yüreğinin derinliklerinden gelen bunaltı mı geriyor seni? Yoksa yoruldun mu? Bu gün yaşadıkların yordu. Anladım. Sadece bugün yaşadıkların değil. Sıkıntılı günlerden biriydi. Peki. Yok yok tam anlamadım. Bir daha söyler misin? Ruhunu sürgüne mi yolladın? Benliğini yüceltmenin...
Gözlerini kapattı küçük kız ülkesine bombalar düşerken… Bir şehir ortamında yapayalnız bir ruh! Dolaşır geceleri kimsenin bilmediği sokaklarda… Evlerin üstünden geçer, kiminin dumanı tüter, kim rüzgâra hancıdır. Kaldırımlar görür minicik bedenlere yatak olan… “Geceleri sessizdir şehirler” der ruh! “yapayalnız, ıssız ve yorgundur. Yağmurlar yağar bazen, evlerin içine düşer, babaların yüreğinde sel olur, yıkar hayalleri…” Sessiz kalır ruh,...
Hamd önde de sonda da Allah’adır… Salât ve selam nebimiz, mevlamız, Allah Habibi Muhammed Mustafa ve onun tertemiz, pak, kullukta öne geçmiş Ehl-i Beytine olsun. Selamet Resul-u Ekrem’in sadık ashabına olsun. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız… Bilinçli dostların ve âşık kardeşlerin sürekli bana etmiş olduğu ilham ile İmam Ali a.s hakkında birkaç söz etmeyi ve onu yâd etmeyi istedim bugün. Ne kadar da ben değerli üstatlarım ve âşık kardeşlerim...
Kerbela anlattı dağlanmış yüreği ile… Hüseyin’i anlattı Kerbela, Ali Ekber’i, Kasım’ı Abbas’ı anlattı. “Bende yiğitlik yatar dedi. Kerbela; yiğitliği anlattı. Güneş utanarak kuruttu Hüseyin’in dudaklarını; Fırat ağladı, ağladı ve aktı…Kum sıcaktı, yalın ayakları yaktı…Feryatlar yükseldi göğe; gökyüzü yandı, nur yağdı damla damla… Sonra hüznü anlattı Kerbela…. Bütün diller sustu o an! Bir ses yankılandı Kerbela semasında; “Heyhat...
Alemlere rahmet olarak gönderilen Allah’ın Habibi, yaratılmışların en yücesi Hz. Muhammed’in (s.a.a.) mübarek doğum haftası arefesindeyiz.. Bilindiği gibi Ehl-i Sünnet, Resulullah’ın (s.a.a.) 12 Rebbiulevvel’de, Şia ise 17 Rebbiulevvel’de doğduğuna inanmaktadır. Ve İslam İnkılâbının banisi Aziz İmam, bu iki tarihi birleştirerek Müslümanların Hz. Resulullah’ın(s.a.a.) yüce öğretisi etrafında ayrılıklara düşmeden toplanmasına vurgu yapmış ve bu...
“Gül yüzlü vakitlerin pirine” Bir seher vaktiydi… Kan rengi şafaklar aydınlığı müjdeliyordu… Şubatın dondurucu soğuğuna rağmen, sıcacık bir gülümseme yayılmıştı yüzlere. Seher Yıldızı bütün ihtişamıyla parlıyordu… Parlaklığı, karanlığa yakılan bir meşale gibiydi… Işıktan rahatsız olan yarasalar feryat ettiler. Dehşete kapılmışlar, can havliyle ışıktan rahatsız olan gözlerini korumaya çalışıyor, oraya buraya...
Düşündüm… Mezhep nedir? Lakin şurada bir ince ayrıntı vardır. Görünürün dışında mezhep nedir? Kelime manasıyla yol değil midir? Herkes de bilir bunu. Ama nasıl olur da bir Müslüman’ın yolu ayrı olabilir? Hepimiz aynı yoldan gitmekte değil miyiz yoksa? Bu farklılık ve ayrılık nice zillet taşımaktadır kimilerinde… Kimilerinde kin kimilerinde ise taassup olarak belirmektedir bu zillet… Lakin İslam bunu nasıl kabul etsin? Bir müminin en basitiyle her...
Ne çok şey anlatır gözyaşları… Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti, bazen de bir sevda nefesi… Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları… Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine… Eğer anlayabilirse… İnsanoğlu bi garip… Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar. Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük...
Senin canın hakkı için hayırlı işler yapmaktan vazgeçme, bir gece olsun uyuma! Gaflete dalma! Bir geceyi ömründen azalmış bil, eksik say, uyanık kal, uyuma! Kendi heva ve hevesine uydun, rahatını düşündün, binlerce gece uyudun. Ne olur bir gececik de sevgilinin hatırı için uyuma! Eşi benzeri olmayan, geceleri hiç uyumayan o lütuf sahibi, o güzeller güzeli sevgiliye uy! Gönlünü ona ver! Onu kendi gönlünde bul da, sen de uyanık kal, bir gece olsun uyuma! ...











