GİRİŞ Siz hiç, bir ömür şahadet aşkı ile yanıp tutuşan ve bu aşkına ulaşmak için yıllarca gözyaşı dökmüş ve Rabbinin izni ile şahadet zamanı gelince arkasına bile bakmadan ölümün kollarına koşarak giden bir mücahit gördünüz mü? Ya da daha kundakta süt emen küçük çocuğuna bakıp da, cebinden çıkardığı küçük bir Kuran-ı Kerim’i o küçük ellerine sıkıştırıp ona gelecek olarak Allah’ın kelamını emanet eden bir babayı? Daha yaşamının...
Yani, ey pazarlıklı iman edenler, yüzdelikli iman edenler, yarım yamalak iman edenler, pazarlıksız, yüzde yüz, adam gibi iman edin ! Ey, Allah’la biraz Müslüman biraz laik olmak için pazarlık edenler ! Ey, göklerin hakimiyetini Allah’a, yeryüzünün hakimiyetini tağutlara verenler ! Ey, Allah’ıma da inanırım, falcıma ve burcuma da diyenler ! Ey, Allah rızası için yaptığını söyleyip, karşılığının tümünü kullardan bekleyenler ! Ey, Allah yolunda çektiği...
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, “Rabbim” demeyi unuttuğum an tükeniyorum! Diriliyorum Rabbim! Sana yaslandığım, Sana güvendiğim, Sen’inle başlayıp, Sen’inle devam ettiğim, tüm işlerimi Sana havâle ettiğim an! “Ne güzel Dost’sun” dediğim zaman diriliyorum. Tükeniyorum Rabbim! Tüm sevdiklerimden;...
Hep şükrederdim. İyi ki Anadolu’da Müslüman bir toplumda Müslüman bir aileye mensup olarak dünyaya gelmişim ve şereflerin en büyüğü ile şereflenip Yüce yaradanın Habib’i, Peygamber efendimize ümmet olmuşum diye. Uzaktan bakınca çok saf ve çok iyi niyetli bir yaklaşım olarak hatırlıyorum. İnsanlarımızın tamamında var olan hastalık bende de vardı, ne okur ne araştırır, ne de yeni bir şey öğrenme gayretim vardı. Din adına tüm bildiğim ve yaşadığım...
Bismillah… Bize yine Kerbela’dan sadece hasret kaldı. Gidenler aşk ile zerihe ellerini sürerken, bize aşktan sadece ismi kaldı. Bizde andık onun ismini, gönüller aşk hicretine giderken. Onlara şehr-i Kerbela kapıları açılırken, bizlere terk-i diyar adandı. Gelenler anlattı gördüklerini, ağamızın haremini ve kolsuz kardeşi Ebul-fazl’i. Bu yıl da gidemedik Anne! Kerbela, onların hatıraların da, hasreti ise bizde dilde kaldı. Sen üzülme anne, yine bahar gelir...
Camiye bağışlamamız gerektiğinde bi 20 ytl gözümüze ne kadar büyük gözüküyor. Alışverişe giderken aynı 20 ytl nekadar da küçük geliyor gözümüze garip değil mi? Allah yolunda bir saat çalışmak ne kadar uzun bir vakit olarak gözüküyor gözümüze. Balık tutma, futbol veya tv’de dizi izlemek için harcamaya kalktığımızda, aynı vakit nasılsa kısa geliyor bize garip değil mi? Bir cüz Kur’an okumak için ne kadar emek sarfediyoruz; çok satan bir...
Anlamsız sözler vurduğunda kulağına, gürültüye gidiyorsa huzurun… Bir işgal huysuzluğu yaşatıyorsa sana kimi konuşmaların davetsiz misafir gibi yanı başına kadar sokulması… Dinlemeye değmez bildiklerin inatla doluşuyorsa odana… Gürültün var demek ki… ‘Gürültü’nün karşılığında ‘gereksiz sesler’ yazar lügatler. Öyleyse, sana dünyanın en gürültücü adamını haber vereyim mi? Sözü alçak olduğu halde, sesini...
1- Üç şey insanı yüce makamları talep etmekten alı kor: Az çaba, tedbirsizlik ve dar görüşlülük. 2- İleri görüşlü olmak üç şeydedir: Kendisinden üstekilere hizmet etmek, babaya itaatte bulunmak ve efendisine karşı tevazu göstermek 3- İnsanın dostu şunlardır: Uyumlu hanım, iyi evlat ve halis arkadaş. 4- Şu üç şey kime verilmiş olursa en büyük zenginlik olan üç şeye ulaşmış olur: Verilenle yetinmek, halkın elindekine göz dikmemek, gereksiz ve fazla...
Bismillah… Sen Ruhullah’ın vedasına tanık oldun mu hiç? Hani Seyyid Ahmet’in babası, tarihin seyrini değiştiren adam Humeyni’nin vedasına. Nasıl da çaresizdi hastanede, bir o kadar da sevinçli rabbine dönüyor diye. Bugün Resul’ün evinde matem var, Humeyni’nin oğlu Ahmet ayakları ucunda, tıpkı Fatıma gibi. Sen Ruhullah’ın vedasına tanık oldun mu hiç? Ameliyat odasında bir avuç doktor, ellerinde yüce insanın hayatı. Hekimi gözleri açık...
Önce gördüm sonra kaleme aldım.Kimi zaman Kufe’ye Ali’nin yalnızlığına gittim,kimi zaman bir fakirin Hz.Abbas sofrasına misafir oldum.Ama hepsini gördüm ve en son İmam Rıza’yı (a.s) görmek için izin istemiştim. O nur da lütfetti sonunda gittim onu da gördüm.Onu da gördüm. Babul Cevad kapısı önündeydim.Elimde izin kağıdım.Aşıklar heyecanla hareme doğru koşarken ben ise olduğum yerde durmaktayım.Heybem ağır,heybem özlemlerle dolu.Veysel Karani’den...
Gözlerimi önümde yürüyen çocuğun üzerinden ayıramıyordum. Daha doğrusu, “yürümeye çalışan” çocuğun üzerinden,.. Elindeki koltuk değneklerini büyük bir güçlükle kaldırıyor ve alt tarafı pek tutmayan vücuduyla sağa sola sallanıyordu. 13-14 yaşlarında olmalıydı. Yürümek için harcadığı güç, küçük vücudunu bir deri bir kemik bırakmıştı sanki. Adeta büyülenmiş gibi onu takip ederken aniden düştüğünü gördüm. Koltuk değneklerinden biri kaldırımın...











