Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları Seyyid Ali Hamanei Kerbela’da Hz. Ebulfazl Abbas’ı anlatıyor. O’nun basireti ve dillere destan vefasını anlatıyor…. Video türkçe alt yazılı… Devamını Oku →
Raiyyetin Hakları 17- Hakimiyetin altında olan kimselerin senin üzerinde olan hakları şunlardır: Bilmelisin ki, sen gücünün çok olması vasıtası ile onları raiyyet etmişsin (elinin altına geçirmişsin). Onları sana raiyyet eden (sadece) onların zaaf ve güçsüzlükleri olmuştur. Zaaf ve zilletleri kendilerine yeterli gelen, hatta onları senin elinin altına sokan, hükmünü onlara geçerli kılan ve sözünden çıkmaya kudretleri olmayan ve senin bir emrini ağır ve zor gördüğünde...
Ben yürürüm yana yana Aşk boyadı beni kana Ne deliyem ne divane Gel gör beni aşk neyledi. Gah eserim yeller gibi Gah tozarım yollar gibi Gah akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi. Akar suların çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi. Ya elim al kaldır beni Ya vaslına erdir beni Çok ağlattın güldür beni Gel gör beni aşk neyledi. Ben yürürüm ilden ile Şeyh anarım dilden dile Gurbette halım...
İnsanların sözlerini, davranışlarını, onların kusurlarını sergileyecek biçimde taklit edip anlatmak. Sözlü ve fiilî anlatımla gülmek, eğlenmek. Düşmanlığa, kin ve nefrete, Müslümanlar arası sevgi bağlarının kopmasına yol açtığı için İslam şeriatı bu çirkin davranışı yasaklamıştır. Bir insan, neye dayanarak başkaları ile alay eder? Onların kusurları vardır. Belli olmaz belki de birgün, alaycının kendisi alay konusu olur. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim...
1-Mezarlığa abdestli olarak girmek 2-Selam vermeden ve dua okumadan mezarlığın yanından veya içinden geçmemek 3-Mümkün olduğunca mezarın üstünde yürümemek 4-Mezarlıktayken dünyalık şeyler konuşmamak 5-Gülmemek 6-Mezarlıkta büyük veya küçük abdest yapmamak 7-Mezarlara bakarak ibret almak ve ahiret yolculuğunu hatırlayarak bunun için hazırlık yapmak 8-Kabir taşlarındaki yazıları okumamak 9-Yakın akrabaların mezarları başında Fatiha okumak 10-Mezarlığa girildiğinde...
[Ö. H1355, M1934] DOĞUM YERİ Hicri 1267 yılında Yezd’in Mehrcurd köyünde mümin ve mütedeyyin bir ailede dünyaya geldi. Babası Muhammed Cafer ona Abdülkerim ismini verdi.[1] Abdülkerim (r.a) çocukluğunu şefkatli anne ve babasının yanında geçiriyordu. Büyümüş ve artık okul çağına gelmişti. O dönemlerde köyde mektep ve medrese olmadığı için çocuklar baba mesleği olan çiftçilikle uğraşıyordu. Allah, Abdülkerim’e lütufta bulundu. Şans yüzüne...
Yalnız kaldım artık bacı Şehid oldu yarenler hep Selam ey başımın tacı Yaralandım bacı Zeynep. Veda vakti gelip çattı Bela tüm alemi tuttu Elimdeki elem yattı Yaralandım bacı Zeynep. Susuzluktan ciğer yandı Fırat kanlara boyandı Semâda hem güneş dondu Yaralandım bacı Zeynep. Önümde Kâsım’ın na’şı Ekber’imin kanlı başı Başım yardı bela taşı Yaralandım bacı Zeynep. Gülistânım hazân oldu Yerde gökte tufan oldu Dağ taş bile nâlân oldu Yaralandım...
“Güzellik kaybetti, güzellik kaybetti!” diye mırıldanıyordu. Başlarında tanıdık bir sima olan muhafızların yaklaştığını gördü sonra. Biri soluk, biri parlak iki gözü olan müfreze başı, elindeki kamçısını sallayarak öfke dolu bir sesle bağırıyordu; “Hey sen!” O ân eline bir kağıt bir de kalem verilmişti sanki. Kalemin sıcaklığını hissetti avucunun içinde. “İşte şimdi yazma zamanı!” diyordu ona kalem. “Kendi yazgını yaz! İstediğini seç....
İmam Zeynel Abidin (as): Allah sana rahmet etsin; bil ki Allah-u Teâla’nın senin her hareketinde, duruşunda, gittiğin yerde, azaları hareket ettirmende ve kullandığın aletlerde seni kuşatmış hakları vardır. Bu haklardan bazıları bazılarından daha büyüktür. Allah’ın sana farz kıldığı, bütün hakların esası ve diğer hakların da kaynaklandığı en büyük hak O’nun kendi hakkıdır. Sonra Allah-u Teâla, başından ayağına kadar çeşitli azaların...
Bir gün İsa (as), havarilerine şöyle dedi: “Sizden bir isteğim var. Yapacağınıza dair söz verirseniz söylerim.” “Ne emretsen itaat etmeğe hazırız.” cevabını verdiler. Bunun üzerine Hz. İsa (as) yerinden kalkıp bir bir havarilerinin ayaklarını yıkamaya başladı. Havariler, çok utanmışlardı; ama söz verdikleri için itiraz edemediler. İsa (as), onların ayaklarını yıkadıktan sonra; “Sen bizim öğretmenimizsin. Bizim senin ayağını yıkamamız daha uygun...









