Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları Kerbela ile ilgili çok güzel bir ilahi…. Devamını Oku →
[Ö. H/573, M/1152.] DOĞUM YERİ Ravend (r.a), eskiden Kaşan şehri etrafındaki köylerden biriydi. Birçok büyük âlim burada doğmuştur. Aga Buzurgi Tahrani altıncı asırda ondan fazla büyük İslam âliminin doğum yerinin Ravend olduğunu yazmıştır.[1] Ehlibeyt (a.s) bahçesinden bir gül olan Said, orada dünyaya geldi ve daha sonraları Kutbuddin lakabını aldı. Babası Hibetullah b. Hüseyin b. Hibetullah b. Hasan Ravendi idi. Tarihte onun hanedanı hakkında fazla bir bilgi...
Bir zamanlar, Uzakdoğu’da büyük bir savaşçı yaşardı. Artık yaşlanan bu samuray, vaktini gençlere manevi dersler vererek geçiriyordu. İlerlemiş yaşına rağmen, insanlar onu kimsenin mağlup edemediğine inanıyordu… Bir gün, yaşlı samurayın kasabasına, vicdansızlığıyla tanınan bir savaşçı geldi. Adam, rakibini kışkırtma teknikleriyle tanınıyordu. Değişmez şekilde, kışkırttığı ve kızdırdığı rakibine ilk hareketi yaptırır, sonra da en küçük bir...
[Medenîdir, on bir âyettir.] (Münafıklardan bahsedildiği için bu ad verilmiştir.) Rahman ve Rahîm Allah Adıyla 1- Münâfıklar, sana gelince, tanıklık ederiz ki dediler, sen, şüphe yok, elbette Allah’ın peygamberisin ve Allah bilir ki şüphe yok, sen, onun peygamberisin ve Allah tanıklık eder ki şüphe yok, münâfıklar, elbette yalancılardır. 2- Antlarını kalkan edinmişler de halkı, Allah yolundan çıkarmışlardır; şüphe yok ki ne de kötüdür bu yaptıkları...
Kitabın Adı: Tüm Boyutlarıyla Namazın Adabı Yazar: Ebulfazl Kocadağ Sayfa:95 Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları “Tüm Boyutlarıyla Namazın Adabı” Caferi fıkhına göre hazırlanmış namaz kitabıdır. İlk bölümünde; namazla ilgili ayetler, rivayetler, namaz zikirleri (anlamlarıyla beraber), namazın nasıl kılındığı (resim yardımıyla anlatım), bazı namazların nasıl kılındığı (Cuma namazı, yolcu namazı gibi) geçiyor. İkinci bölümde ise namazın batıni...
Allah’ı tanımayı kim öğretecek bana? Televizyon başından kalkmayan, arkadaşlarıyla sürekli birilerini çekiştiren annem mi? Sabah yüzünü görmeden çıkan, akşam da konuşmaya hali olmayan babam mı? Yoksa sabahtan akşama kadar arkadaşıyla mesajlaşan abim mi? Kim tanıtacak bana Allah’ımı? Kim öğretecek O’nu sevmeyi? Herkes boynundaki zincirlerle bir karanlığa bağlı. Korkuyorum, korkuyorum… O zincirlere bağlanmaktan korkuyorum! Allah’ın ismini yalnızca ezanlarda...
Allah’a inanan müminler olarak, Allah’ın emirlerini yerine getirmeye, haramlarından kaçınmaya çalışan Müslümanlar olarak, hep birlikte bir test uygulayalım kendimize. Eğlenceli bulacağımız kadar ürkütücü de bulabiliriz bu testi. Ürkmemiz gerekenden niye bu kadar ürkmediğimizi yeni baştan düşünmek için, aşağıda belirtilen cümlelerdeki boşluklara aklımıza ilk gelen ve bir de aklımıza son gelecek/belki hiç gelmeyecek kelimeyi koyalım: 1-“………nin...
Kur’an-ı Kerim’de bazı peygamberler Ulü’l Azm peygamber olarak tanıtılmış, ancak özellikleri belirtilmemiştir. Allah Teala Peygamberimize hitaben şöyle buyuruyor: “Azim sahibi olan peygamberlerin sabrettiği gibi sabret.”[1] Ulü’l Azm peygamberlerin sayıları ve özellikleri yine hadislerde açıklanmıştır. Hadislerde, Ulü’l Azm peygamberlerin sayısının beş kişi olduğu ve bunlara, Ulü’l Azm denmesinin sebebi olarak sahip oldukları...
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi emretmiştir. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı «Öf» bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin.[1] Anne ve baba makamı o kadar yüce ve kutsal bir makamdır ki kuranı kerimde defalarca Allah’tan hemen sonra zikredilmiştir ve anne babaya iyilikte bulunmak, Allah’ın, imandan sonra, kullarından istediği başlıca istek olarak...
[Medenîdir, on bir âyettir.] (9. âyetten itibaren cuma namazından bahsedildiği için bu ad verilmiştir.) Rahman ve Rahîm Allah Adıyla 1- Tenzîh eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde; her şeye sâhip ve mutasarrıf olan, ayıplardan ve noksanlardan arı bulunan üstün, hüküm ve hikmet sâhibi Allah’ı. 2- O, bir mâbuttur ki Mekkeliler içinden, kendi cinslerinden bir peygamber göndermiştir; onlara âyetlerini okumaktadır ve onları tertemiz bir hale getirmektedir...
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart...











