İftar Soframızı Süsleyenler

Yazar: beytül ahzan Tarih: 18 Ağustos 2009 2.1K kez okundu Ramazan Ayı Yorum Yok
İftar Soframızı Süsleyenler
Bu yazıyı değerlendirin


Bismillahirrahmanirrahim

Bütün hamd ve övgülerimiz şefkatiyle kullarına merhamet kapılarını açan Rabbimize olsune olsun…

Mübarek Ramazan ayına yaklaştığımız bu günlerde aklımızda bu sorular yerini almalı diye düşünenlerdenim… İftar sofralarımız nasıl olacak? Sofralarımızın baş köşesinde kimler yer alacak? Ve çorbaya kimler kürkünü batıracak “ye kürküm ye misali”… Beynimizde şimşekler çaktıktan sonra “elhamdulillah müslümanım “kimliğimizde bu soruların cevaplarını bulmaya çalışalım…

Hepimiz biliyoruz ki;Ramazan bereket ve yardımlaşma ayıdır.Ve biliyoruz ki her insan ameliyle tartılır ve değer görür. Şimdiden düşünelim ve niyet edelim, Allah izin verirse kaç fakiri doyuracağım ve kaç miskine şefkat elimi uzatacağım…İnşaallah duyarlı her müslüman gibi bizler de amellerimizi niyetimiz üzerine inşa edeceğiz…Tabi ki oruç gibi ruhumuzu besleyen bir ameli yerine getirmek kadar korumakta lazım…

Ayrıca iftar sofralarımızı kaç çeşit yemekle donatacağız…İsraf mutfağımıza ne kadar yaklaşacak…Oruç; açlığı ve yokluğu anlamaksa,aça ve yoksula ne kadar yakın olacağız…Ve tuttuğumuz orucun hakkını verebilecek miyiz?

Şunu da göz ardı etmeyelim.İsraftan kaçınılmadan,lüks iftar ziyafetlerini düzenleyenlerin dindar veya dindar rengine bürünen kimselerden olması daha da çok yaralar fakir fukaranın yüreğini…Bir yanda kuru bir ekmekle iftar edenler, diğer tarafta sofrasından fazla kalanları çöpe döküp,ve sonra da “ müslümanım” diye geçinenler…Ayrıca yoksulu sofrasında ağırlayacağına ,iftar çadırlarında boy gösteren acımasız zenginlere ne demeli…Demek ki Müslüman “ince eleyip sık dokumalı”

Lüksü,makamı ve menfaati sofrasına davet edipte yoksulları unutanlara duyurulur;

Artık silkelenin ,uyanın!

Uyanın! Vurdumduymazlığın uykusundan…

Hiç olmazsa bu defa Ramazan’ı ,Ramazan gibi yaşayın …

Nereden geldiğimizi ve nereye varacağımızı unutmayalım…

İftar sofrasında iki yiyeceği bir arada yemeyen Ali(a.s)’ı unutmayalım…O değil miydi? Ramazan ayında mihrapta solan…Ve O değil miydi? Kendisi arpa ekmeği yediği halde evinin yiyeceğini fakire ve yetime dağıtan…

Bir an bile unutmayalım Fatıma’yı (s.a)… Babası peygamber, kocası ise imam olduğu halde mütevaziliğinden ve infakından ödün vermeyen Fatıma’yı…Unutmayalım! Kuranın “ebrar “diye taçlandırdığı Peygamber güllerini. Onlar ki  kendileri aç iken, iftarlıklarıyla yoksulun, öksüzün ve esirin karnını doyurmuşlardı.

Unutmayalım! Hatice’yi (s.a) …Unutmayalım, onca servete sahip iken iftar sofrasını ihtiyaç sahipleriyle süsleyen “tahira” çiçeğni…

Unutmayalım Kerbela’yı …Fırat kenarında oruç tutan susuz dudakları…Onlar ki şehadet şerbetini içerek iftarlarını açmışlardı.

Ve unutmayalım Meryem’i (s.a)… Mabette açmış beyaz gülün miskinlerle paylaştığı ekmeğini  …O değil miydi Allah’a tamamen adanmışlığı hafızalara kazıyan, peygamber annesi…

Ne olur !Ramazan ayının manevi atmosferini en iyi şekilde teneffüs edelim…Muhammedi sofralarda  orucun hazzına varmak dileğiyle…

Hasret Rızaoğlu


Yorum Bırak