Şia’ya Yapılan Eleştiriler ve Onların Kısaca Cevapları

Yazar: beytül ahzan Tarih: 10 Ekim 2010 20.9K kez okundu Şia'lık 32 Yorum
Şia’ya Yapılan Eleştiriler ve Onların Kısaca Cevapları
Bu yazıyı değerlendirin

1. Şia’ya göre Cebrail (a.s) risaleti ulaştırmada (haşa) hiyanet etmiştir ve Kur’an’ı Hz. Ali (a.s) yerine Peygamber efendimize (s.a.a) nazil buyurmuştur.

Cevap: Bu cahil ve garazlı kimselerim Şia’ya izafe ettiği bir iftiradır. Yahudilere göre son peygamber İsrail oğullarından gelmeliydi. Fakat son peygamber İsmail oğullarından gönderilince  Yahudiler Cebrail (a.s) ı düşman bildiler. “De ki: Cebrail’e düşman olanlar bilsinler ki O, o Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine indirmiştir.” (Bakara: 97)

Şia’yı bir düşman olarak gören bazı yazarlarda Yahudilerin bu  sözünü Şia’ya isnad ettiler. Oysaki Şi’aya göre en son peygamber Hz. Muhammed (s.a.a)’dir. Ondan sonra peygamber geleceğine inanan küfre girer. Hz. Ali (a.s) ise bir peygamber değildir. O (a.s), Allah Rasulünün (s.a.a) halifesi ve mü’minlerin imamıdır.

2. Şia Kur’an’ın tahrif edildiğine inanıyor.

Cevap: Şia’ya göre Kur’an hiçbir tahrife uğramamıştır. Bugün elimizde bulunan Kur’an Peygamber Efendimize (s.a.a) nazil olan kitabın aynısıdır. Cenab-ı Allah kitabında “Zikri biz indirdik ve onu biz koruyacağız” (Hicr: 9) buyurmuştur. Oniki imamın birçok sözlerinde Kur’anın tahrife uğramadığını görmek mümkündür.

Yine bu safsataya inanan insanlar Allah için bir Şia tefsirine veya akaid kitabına baksınlar. Mesela Türkçe’ye de dokuz cilti çevrilen büyük alim Tabatabai’nin Mizan tefsirine baksınlar. Büyük şii alim Kaşif’ıl-Gıta Muhammed Hüseyin’in “Şia Nedir?” kitabına baksınlar. Hangi Şia böyle inanıyormuş vicdanlarına sorsunlar.

Bu iftiranın kaynağı Şia’nın en büyük hadis kitabı olan Kafi’deki bir hadise dayanır. Hz. Fatıma (s.a) buyurur ki: “Bende öyle bir mushaf var ki sizin elinizdeki Kur’an’dan bir ayet bile yok.” Bu sözü Kafi isimli hadis kitabında görenler Şia’nın Kur’anın tahrifine inandığını söylemişlerdir.  Halbuki Hz. Fatıma’nın (a.s) mushaf dediği şey Kur’an değildir. Zaten “Kur’andan bir ayet bile yok” demiştir. O bizzat Hz. Ali’nin (a.s) islami ilimleri yazdığı bir kitaptır.

Ehl-i Sünnet hadis kitaplarına bakıldığında Kur’anın tahrifine ilişkin daha fazla hadis vardır. Fakat bu hadislere bakarak Ehi Sünnetin Kur’anın tahrifine inandığını söylemek zulüm olur. Birkaç örnek vermek gerekirse:

Suyuti İtkan adlı eserinde şöyle rivayet eder: “Kur’an daha fazlaydı. Yemame’de hafızlar şehid oldular. Yazılmamış bulunduğundan bu kadarı kaldı.”

Buhari Sahihinde “Kur’anın Faziletleri Kitabında” ve Müslim “Yolcuların Namazı Kitabında” Hz. Aişe’den şöyle rivayet ederler: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) birisinin geceleyin Kur’an’ın bir suresini okuduğunu işiterek “Allah şu adama merhamet etsin. Ben bu surenin bu ayetini unutmuştum. O hatırlattı dedi”

Bu hadise göre Peygamber Efendimiz (s.a.a) haşa Kur’an’ı unutabilir. Belki de unuttuğu ve kendisine hatırlatılmayan  ayetler veya sureler var.(!) Ehl-i Sünnet hadis kitaplarından çok daha fazla örnekler verilebilir. Şimdi bu hadislere bakarak Ehl-i Sünnetin Kur’an’ın tahrif edildiğine inandığını söylemek doğru olur mu ? Ama maalesef Kafi isimli en büyük Şia hadis kitabındaki Fatıma mushafı hadisine bakarak Şia’nın Kur’an’ın tahrifine inandığı iftirası atılabiliyor.

3. Şia niçin ezanda “Aliyyen veliyyullah” diyor?

Cevap: Tarihte, Muaviye ile birlikte Hz. Ali’ye (a.s) küfretmek lanet etmek âdeti başlamıştır. Bu Emevi adeti Ömer b. Abdulaziz’in zamanına kadar sürdü. Bu durumda Ehl-i Beyt imamları Hz. Ali’nin (a.s) faziletini vurgulamak için “Eşhedu enne Aliyyen veliyyullah” cümlesini ezanda söylemişlerdir.

Şia fıkıh kitaplarına bakıldığında da görülecektir ki bu cümle ezandan bir parça değildir ve bu cümleyi ezanın bir cüzü niyetiyle söylemek caiz değildir. Kurbet [Allah’a yakınlaşmak] kastıyla okunmalıdır.

(Hadislerde, Selman, Ebuzer ve Mikdad gibi bazı sahabelerin de ezanda “Aliyyen veliyyullah” dedikleri geçer. Buna itiraz edenlere Resulullah, “Ali veliyyullah değil mi?” der. Onlar da evet öyledir derler. Resulullah (s.a.a) “Öyleyse ne sakıncası vardır” buyurur.

Yine buyurmuşlar:  “Bana salavat getirdiğinizde Ehlibeytime de (Aliye de) salavat getirin.”

Bugün “Aliyyen veliyullah” demek artık bir simge haline gelmiştir.)

4. Şia sahabeye küfreder, onları sevmez.

Cevap: Müşriklerin putlarına bile sövmeyi yasaklayan (çünkü cahillikle onlarda bizim ilahımıza söverler) bir dinin müntesipleri olan bizler Müslümanlara niye sövelim. Ancak şu var ki, Ehl-i Sünnet sahabeyi dokunulmaz addeder. Ehl-i Sünnete göre sahabe, Peygamber Efendimiz’i (s.a.a) gören onun sohbetinde bulunan kişilerdir ve tamamı adildir. Onlar gökteki yıldızlara benzer, hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.

Fakat Şia’ya göre bir insan ömründe bir kerecik Peygamber Efendimiz’i  (s.a.a) görmekle böyle önemli vasıfları elde edemez. Kendisine uyulduğunda hiç şaşmayacağı bir kılavuz edinmiş olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) in vefatından sonra ortaya çıkan bir çok hadise bu dediğimin ispatıdır. Sahabelerden Muaviyenin, Amr b. As’ın ve daha nicelerinin yaptığı zulümleri tarih kitaplarından okuyun. Tarihi doğru bir şekilde öğrenmeye çalışmanın ve insanları hak ettikleri mevkiye koymanın adı küfür ve sövme değildir.

5. Şia mut’a nikahı adı altında zinayı meşru görür.

Cevap: “Kadınlardan biriyle muta yaptığınızda ücretlerini kararlaştırdığınız şekilde verin.” (Nisa: 24) Bu ayet Şia’ya göre mut’a nikahı hakkındadır. Mut’ayı zina olarak görenler Peygamber Efendimiz (s.a.a) in onun defalarca yapılmasına müsaade ettiğini unutmasınlar.

Denilebilir ki Peygamber Efendimiz (s.a.a) zinayı tedrici olarak kaldırmak istediği için mut’ayı birçok kez serbest bırakıp yasakladı. Zina daha Mekke döneminde İsra suresindeki “Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir kötü bir yoldur” (32. ayet) ayetiyle kesin bir ifadeyle yasaklanmıştır.

Kesin bir şekilde yasaklanan bir fiilin Medine döneminde tedrici bir şekilde kaldırılmaya çalışıldığını iddia etmek doğru değildir. Yukarıdaki mut’a ayetinin Mearıc  veya Mü’minun Suresindeki ayetlerle neshedildiğini söylemekte doğru değildir. Çünkü bu iki sure Nisa suresinden önce Mekke’de nazil olmuşlardır. Konu hakkında detaylı bilgi için Mizan tefsirine bakılabilir.

Yalnız şu kadarı söylenmelidir ki, Şia’ya göre mut’a nikahı yaparak boşanan kadının iddet bekleme dönemi vardır. Bu husus Şia fıkıh kitaplarından bakılabilir. Bu konuyu gündeme getirenler sanki her Şia ömründe sürekli mut’a nikahı yapıyormuş gibi düşünür. Dört evlilik de caizdir. Ama etrafımızda dört hanıma sahip insan göremiyoruz. Mut’a nikahı pratikte hiçte yaygın olmayan, ama Masum İmamlarca caiz olduğu bize bildirilen bir nikah türüdür.

6. Şia sürekli takiyye yaparak diğer Müslümanları kandırır, olduğundan farklı görünür.

Cevap: Masum İmamların ve Şia’nın tarihte hep baskı altında yaşamaları onların takiyyeye sarılmalarına yol açmıştır. Şia fıkıh kaynaklarından da görülebileceği gibi Şia’da iki türlü takiyye vardır:

Birincisi; eğer size ölüm korkusu gelmişse inancınızdan vazgeçtiğinizi söyleyebilirsiniz. Ammar b. Yasir’in takiyyesi buna örnektir. Bu İslam’ın Müslümanlara tanıdığı bir ruhsattır.

İkinci tür takiyye ise; Said Nursi’nin şu sözüyle güzel bir şekilde söylenmiştir: “Doğru söyle, ama her doğruyu her yerde söyleme.”

Eğer doğruların söylenmesi ümmetin birliğini parçalamaya sebep olacaksa susulması gerekir.

Takiyye Kur’an kökenli bir ilkedir. Şia’nın tarihte takıyye yapmasın sebebi, Şiileri acımasızca katleden ve Şia’yı yok etmeye çalışan zalimlerdir. Takiyye sadece Şia’ya mahsus bir şey değildir. Takıyye sadece kafirlere ve müşriklere karşı değil, karşı konulamayan  her zalime karşı yapılabilir.

7. Kerbela/aşura törenlerinde niçin başlar yarılıyor, sırtlar zincirlerle dövülüyor. Bu İslam’a aykırı değil midir?

Cevap: Bu olayı şuna benzetebiliriz: Her gün alimler mezarlarda mum yakılmaması, bez bağlanmaması, mezarlara adak adanmaması konusunda söz söylemelerine rağmen yine de özellikle mübarek gün ve gecelerde bu bidatlar cahil halk tarafından yapılmaktadır. Şia alimleri Aşura merasimlerinde taşkınlık yapılmaması, kan dökülmemesi yönünde birçok söz söylemesine rağmen yine de cahil insanlar bunu yapmaktadır.

Ayetullah Uzma Hamanei’e sorulan ve onun fetva kitabında yer alan  iki örnek veriyorum:

Soru 368: Aşura günü başa kama ile vurmak, ateş ve kor üzerinde yalın ayak yürümek gibi ruhi ve bedeni zarara sebep olan ve ayrıca diğer İslam mezhepleri uleması, izleyiciler ve yine halkının gözü önünde Şia’nın karalanmasına ve küçük düşmesine sebep olan merasimler hakkındaki görüşünüzü açıklar mısınız?

Cevap: İnsana zarar veren veya din ve mektebe leke getiren her iş haramdır; müminlerin bunlardan kaçınmaları gerekir. Zikredilen davranışların birçoğu halkın yanında Ehl-i Beyt (a.s) mektebine hakaret edilmesine ve mektebin lekelenmesine sebep olmaktadır. Bu ise en büyük zarar ve ziyandır.

Soru 369: Başa gizli bir şekilde vurmak helal midir? (Çünkü kimse görmeyeceği için dine ve mektebe zarar da gelmez) Yoksa bu konudaki fetvanız genel midir?

Cevap: Kama vurmak, örfen hüzün ve keder belirtilerinden sayılmamanın yanı sıra Ehl-i Beyt İmamları (a.s) zamanında ve onlardan sonraki dönemlerde rastlanılmış bir davranış değildir. Bu amelin Ehl-i Beyt İmamları (a.s) tarafından özel veya genel olarak onaylandığına dair bir rivayet de nakledilmemiştir. Günümüzde bu amel mektebimize leke getirdiği ve küçük düşürücü davranış sayıldığı için hiçbir şekilde caiz değildir.

Son Söz:

İmam  Gazalinin müthiş bir sözünü hatırlatmak isterim. “Bir mezhebi veya herhangi bir görüşü, onu anlamadan ve özüne tamamıyla vakıf olmadan reddetmek kör ve ahmakça bir davranıştır.”


Yorum Bırak

  1. Sezgin dedi ki:

    İmam ve ayetullahların peygamberler gibi masum yani günahsız olduğuna inanmak gibi islamın ruhuna uymayan birşeye şianın inanmasını neden izah etmediniz.

  2. kerbela aşığı dedi ki:

    bende bir Şia Caferi Aleviyim ama şuna deyinmek isterim İmam Cafer-i sadık (a.s) buyurudu: AŞURA GÜNÜ FERYAT EDİN SİNE DÖVÜN KENDİNİZDEN GEÇİN ÜSTÜNÜZÜ BAŞINIZI YIRTIN BİR YERDEN OKUMUŞTUM AMA TAM HATIRLAMIYOM SELAMLAR OLSUN EHLİ BEYT AŞIKLARINA . YA ELİ MEDET

  3. Fatih dedi ki:

    Yazı çok derine inmeden yüzeysel bir biçimde Şia’ya yöneltilen ithamlara cevap olmuş. kimisi cahillik,kimisi aşırı tarafgirlik kimisi fitnecilikten bir kısmı da samimi meraktan ileri gelen ithamları cevaplarlarken üstad Bediüzzaman ın güzel bir sözü de takiyye başlığında paylaşılmış.ümit ederim ki üstadın Şia hakkındaki görüşleri de merak edilip bu vesile ile okunur.

  4. İbrahim Hakkı dedi ki:

    İki şey sormak istiyorum birincisi ben sünnilikten şialığa geçtim.Tanidiklarim şiiliğin münafiklik olduğunu söyleyerek beni sünni yapmak istiyorlar takiyye yaparak gizlice şiiliği yaşamak caiz midir Ikincisi yaşadığımız ülkenin yüzde doksani sünni yani sünninin arkasinda cuma kilmak caiz midir

    • kadir dedi ki:

      yazık sana yazık

      • erdal çaça dedi ki:

        Sevgili Kadir kardeşim asıl kendine yazık eden sensin iki yol var Hz.Ali yolundan gidenler ve ona karşı olanlar Ehli sünnet mezhebine tabi olan kardeşlerimizi tenzih ederim onların yanlış yolda oldukları konusundan bir iddiam yoktur ancak Ehlibeyt ve onun izinden gidenleri karalamak Emevi zihniyetidir yarın mahşehde Hz. Ali nin yüzüne nasıl bakacaksın gerçi bu zihniyetle onu görme şerefine nail olamayacağın aşikar. Takiye konusuna gelince sen ve senin gibi düşünenler Ammar bin Yasir ve Resulullah arasında geçen konuşmayı araştırsınlar.

        • Furkan dedi ki:

          Hz. Ali hakkında kötü düşünen herhangi bir müslümana rastlamadım bu güne kadar. Ama birçok şii’den ehl-i sünnete ithafen “siz küfürdesiniz, yanlış yoldasınız.” sözünü işittim. Kötü bir iş yapan insana “yezidin tohumu seni!” diye kızan insanlarla dolu olan bir toplumda Hz. Ali düşmanlığı yapıldığını söylemek kadar saçma bir şey olamaz.

    • erdal çaça dedi ki:

      sevgili kardeşim öncelikle doğru yolda olduğunu bilmen gerek. Hz.Ali ve onun yolundan gidenler şüphesiz peygember yolundan gidenlerdir zira resulullahı en iyi tanın Hz.Ali dir dolayısı ile onun sünnetini de en iyi bilen odur. Eleştiriler narmaldir Hz.Ali düşmanları ezelden beri hep var olmuştur ve var olmaya devam edecektir bunlar Muaviye zihniyetidir oda Hz. Ali düşmanı değilmiydi 40 yıl mimberden Hz. Ali ye lanet okutan Muaviye değilmiydi şimdi de Muaviyenin izinden gidenlerin Hz. Ali ve onun yolundan gidenlere hor gözle bakmaları normaldir. Siz Allah yolundan ayrılmayın ve anlatılanlara kulak asmayın

  5. Sümeyye dedi ki:

    bu cevapta emeviler de hz aliye küfretmek lanet etmek başlamıştır diyorsunuz ve ardından ezanda da bu sözcüğün bulunduğunu söylüyorsunuz ve bunun bir emevi adeti olduğunu söylüyorsunuz sonra bunu hadisle tasdikliyorsunuz .hz Muhammed sav zamanında da mı hz ali ve muaviye meselesi vardı ?
    Cevap: Tarihte, Muaviye ile birlikte Hz. Ali’ye (a.s) küfretmek lanet etmek âdeti başlamıştır. Bu Emevi adeti Ömer b. Abdulaziz’in zamanına kadar sürdü. Bu durumda Ehl-i Beyt imamları Hz. Ali’nin (a.s) faziletini vurgulamak için “Eşhedu enne Aliyyen veliyyullah” cümlesini ezanda söylemişlerdir.
    Şia fıkıh kitaplarına bakıldığında da görülecektir ki bu cümle ezandan bir parça değildir ve bu cümleyi ezanın bir cüzü niyetiyle söylemek caiz değildir. Kurbet [Allah’a yakınlaşmak] kastıyla okunmalıdır.
    (Hadislerde, Selman, Ebuzer ve Mikdad gibi bazı sahabelerin de ezanda “Aliyyen veliyyullah” dedikleri geçer. Buna itiraz edenlere Resulullah, “Ali veliyyullah değil mi?” der. Onlar da evet öyledir derler. Resulullah (s.a.a) “Öyleyse ne sakıncası vardır” buyurur.
    Yine buyurmuşlar: “Bana salavat getirdiğinizde Ehlibeytime de (Aliye de) salavat getirin.”
    Bugün “Aliyyen veliyullah” demek artık bir simge haline gelmişt

  6. Mustafa imam dedi ki:

    Öncelikle selamun aleykum arkadaşlar.ben bir ehli sünnet olarak kimsenin ön yargılı olmayıp bir araştırsın. Ondan sonra fikrini söylesin. Bu şiaların arasına sızan bazı yahudiler vs. Şii sünni çatışmasından nemalamanlar ortalığı kızıştırıyor. Dinimiz hoşgörü dini ahir zamanda ortalığı germeye çalışanlara lanet olsun. Aynı allaha inanıyor aynı peygambere ümmetiz.yani hep biriz. Şii kardeşler aranızdakileri temizleyemzseniz. Sıkıntı ortadan kalmaz osmanlı zamanında o kadar millet bir arada yaşamış ve bu sıkıntılar olmamış ne şii sünni nede kürt türk cunki hoşgörü vardı. Ve fitnecilere tamah etmezlerdi. Allah müslüman din kardeşlerimizin arasına muhabeti daim eylesin…

    • Cüneyt dedi ki:

      Güzel…. şia sünni kardeştir. Müslümandır haktır. Hurafelerden arınmak için herkes kendi kaynağını Kurana arz etsin. Ben şia değilim ama ehlibeyt gerçeğinide bizden gizleyen sünniliğide masum göremem.

  7. Selam dedi ki:

    Allah razı olsun.. İnşallah, bu vesile ile tarih boyu sürdürülegelmiş iftiraların kökünü kazıyorsunuz.. Allah muvaffak etsin..

  8. Anar dedi ki:

    Bilmiyorum sunlari neye dyanarak yaziyorsunuz ama onu bilinki Sielerin adi altinda sadece araya ihtilaf salmak isteyenler boyle konusa bilir. Onu kim demiski Sieler Kurani Kerimin Muhammed Peygember s.a.v a deyil Ali e.s a nazil olmasini istemisler. Elhemdulillah hepimiz Muslumaniz Ve bir tek Peygamberimiz var Muhammed Peygember s.a.v ve bir tek Canimiz var O da Ali E.s dir. Vesselam

  9. Kahraman dedi ki:

    Hocam elinize saglik diyerleri gibi ayristirici yazmadiginiz icin tesekkuller allah hakkin yardimcisi olsun

  10. necla dedi ki:

    böyle şuursuz düşünceliler yalnızca kendilerine zarar vrirler. KURBAN OLURUM FATIMA ya İMAM ALİ MYRTAZAya İMAM HASAN MÜÇTEBya İMAM HÜSEYİN ŞÜHEDAya Allah şefatinizi nasip etsin Allahın selamı üzerinize olsun.

  11. necla dedi ki:

    En baştaki arkadaş İmam Ali as için ilk üç halifeye uyduğunu kabul ettiğini söylüyor.BENİ DİNLE KARDEŞ SENİN BELLİKİ dini akiden bayağı eksik İmam Alinin elinden zorla Allahın emir buyurduğu halifeliğini aldıklarını bilmiyorsun herhalde.Eğer din konusunda bişey öğrenmek istersen kardeşim ehlibeyt ile Kuranın sözlerinin bir oluşuna bakacaksın yani yalancı hadiscilerin ebu hureyre vs gibi insanların değilde imamlarımıza bir göz atacaksın oldumu.Sana tavsiyede bulunayım Bilmediğin konuda konuşma özellikle ŞİAlar hakkında.söylediğin her söz Ahirette aleyhine dönüşebilir sevgili kardeşim

    • rüzgar bozkurt dedi ki:

      necla kardeşim ne güzel ehlibeytin isimlerini güzel sıralı yazdın büyük hariflerle taktir edilecek bir davranış saygı sergiledin ama güzel kardeşim onları yaratan ALLAHIN ismini niye küçük yazıyorsun

  12. Dellaholau dedi ki:

    Yukarda Turkan Yigen rumuzuyla isim yapan şahsı muhterem Said-i Nursiyi ne kadar tanıyorsun ne kadar biliyorsun hayıtını okudun mu eserlerini okudun mu İlk önce Tarihçei Hayatını sonra Tüm Risale-i Nur külliyatını bir oku sonra gel yorum yap günaha girme Allah dostlarına kötü söz söyleme bilmediğinin düşmanı olma önce öğren sonra düşman olunacak bir yönü varsa ondan sonra ol. O ki tüm ömrünü İslama adamış zerre kadar dünya menfaatı olmayan kendisine çorba getiren köylüye bile çorbanın ücretini veren bir zattı. Darul Hikmetül İslamiyede çalıştığı dönemlerde hacca gitmek için biriktirdiği o cüzzi sayılabilecek mebla ile tüm hayatını geçirmiş kimseden zerre miktarada para, hediye vs kabul etmemiştir 27 kez zerihrlenmiş ve onlarca yıl hapishanelerde süründürülmüştür ama o girdiği her hapiste her hapishaneyi medrese-i yusufiyeye çevirmiş 3-4 cinayet işleyip mahpusa düşen insanlar ondan aldıkları dersler sayesinde karıncayı incitmez duruma gelmiş topluma muzır olan insanlar topluma yararlı ferdler olarak tekrar bir nevi hayat bulmuşlardır. Belki benim burda yazdıklarım devde piredir Tarihçei hayatını oku nurları oku ondan sonra gel yorum yap o asla ama asla ehli beyte düşman olmamış bilhassa sevgisini aşılamıştır kim hangi şuurlu müslüman ehli beyte düşman olabilir ki anlamış değilim lütfen fitnecilerin münafıkların oyununa gelmeyelim İslamın şu asırda ne halde olduğu ortada böyle yaptıkça daha da kötüleşecek artık birbirimizi anlamanın doğruyu yanlışı tüm bağnazlıklarımızı bir kenara koyup tespit etmenin zamanı geldi de geçiyor küffar bizimle resmen kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyor kedi kimmiş fare kimmiş göstermeliyiz. Allah tüm müslümanlara birlik şuurunu verir inşallah

  13. ramis dedi ki:

    yukarıdaki yazıları okuduğumda aslında hem şia ehlinin hemde ehli sünnet ehlinin birbirlerini iyi tanımadığına karar kıldım.bir sünni müslüman olarak ehli beyt-i canımdan çok seviyorum.ama unutulmasınki ehli beyt hz ali(r.a)hz fatıma dan ibaret deildir.hz aişe hz hafza anamızda ehli beyt dendir.bizler hz ali ve hz muaviye ssavaşında hz alinin haklı olduguna inanıyor ve allah hz muaviyeye rahmet etsin günahlarını bağışlasın diyoruz.amma aynı şeyi yezid için söylemiyoruz yezid e ise allah lanet etsin diyor vede anlayış bakımından bizlerde hz ali taraftarı olduğumuzu sonuna kadar söylüyoruz.ama hz ali gibi bir kahramanın 75 yaşına gelmiş bir ihtiyardan (hz ebu bekr)korkupta biat edeceğine inanamıyorum.allaha emanet olun.inşallah ayrılıkların olmadığı bir islam coğrafyasında bulusuruz.

  14. Ahmed dedi ki:

    Bir Risale-i Nur talebesi olarak bu sitedeki ehl-i iman kardeşlerime derim ki: Kur’an-ı hakimin bu zamandaki en büyük bir tefsiri olan Risale-i Nur’ları okuyunuz. Zira insan bilmediğine düşmandır. Oradaki meselelere herkesin ihtiyacı var. Bugün tüm dünyadaki hristiyanlar bile Nur’ları okuyup imana geliyorsa, japonyadaki budistler okuyup müslüman oluyorsa, islam dairesi içerisindeki gerek ehl-i sünnet gerek şia ve aleviler bu hakikatlere bigane kalamazlar. Zira bu hakikatler bizzat Kur’an hakikatleridir. Sünnetin hakikatlarıdır.Ve Kur’anın en büyük duasiyle cümlemi bitiriyorum: cenab-ı hak ayaklarımızı sırat-ı mustakimde sabit kılsın amin.

  15. erkan dedi ki:

    şiayı reddedenin kalbi mühürlenmiştir demektir demekki gazali’ninde kalbi mühürlenmiş bunu kabul ediyorsan seninde kalbin mühürlenmiş demektir şialığı reddeden peygamberi(saa) reddeder hz Ali(as) reddeder işte yanıldığınız bir nokta ise şia mektebi bir mezheb değildir müslümanlığın özüdür. İsmail kardeş peygamberler bile nefisleri ile mücadele ediyorlardı şimdi bu günah işledikleri anlamınamı geliyor

    • Mesut ERDEM dedi ki:

      Şia yo reddeden neden peygamberi reddetsin. Peygamber şia miydi? Sizin peygamberiniz Ha. Ali kabeniz kerbela olmuş. Rabbim yoluna çevirsin sizi.

  16. ibniabidin dedi ki:

    İmam Gazalinin müthiş bir sözünü hatırlatmak isterim, demiş ve “Bir mezhebi veya herhangi bir görüşü, onu anlamadan ve özüne tamamıyla vakıf olmadan reddetmek kör ve ahmakça bir davranıştır.” sözünü nakletmişsiniz. İmamı Gazali hazretleri araştırmış ve şiayı reddetmiştir. Böyle manipülasyon cevaplarla insanları aydınlatırmış gibi kafalarına soru takmaktan ve ehlisünnete dil uzatmaktan sakınmadığınız aleni görülmektedir. Zannetmeyin ki insanları aldatacaksınız. Aldatamazsınız. Bidat ehli olan şiayı doğru bir mezhebmiş gibi göstermekte başarılı olamayacaksınız. Şimdi bu yorumumu da silersiniz siz…

  17. ismail dedi ki:

    Peygamber Efendimiz (S.a.v.) kızına kendi nefsini kurtarmaya bak, ben sana Allah dilemezse yardım edemem derken diğer ehli beytin günahsız olduğunu düşünmek abesle iştigaldir. Burdan ehlibeyt için kötüdür deniliyor gibi bir mana çıkarılmaz inşallah.

  18. Furkan dedi ki:

    ya kardeşim bırakın said nursi’nin sözlerini ilahileştirmeyin bunları kuran ın ve hz. muhammed , hz. Ali nin ve diğer allah resulünün soyunun sözlerini dinleycenize dedenizin döneminde yaşamış kiişileri takip ediyorsunuz bana ehl-i sünnet te yanlış görünen bir şey de şu hz.muhammedin ve onun ailesinin (sülalesinin=ehl-i beyt’inin)günah işlediklerini düşünmeleri biyerde okumuştum belki ark.lar biliyordur biz ehl-i beyt i temiz kıldık mı öle bişiydi bu işte

  19. Turkan Yigen dedi ki:

    Said Nursinin sozleri kaynak olarak gosterilmesine icten uzuldum. Dinler arasi diyalog faliyetinden haberdarmisiniz? Bunlar Ehlibeyt prensibine zittir. Bu zat Hz. Ebu Talibin imanli olmayisini ama ikinci dunya savasinda olenlere mazlum dedigini bilmiyormusunuz?

  20. murat dedi ki:

    bir insanın doğru isabetli bir sözünün olması onun her sözünün doğru olduğunu göstermez! 😉

  21. süleyman akkuş dedi ki:

    madem said nursinin sözünü referans alıyorsunuz said nursi diyor ki;
    Amma Şîa-i Hilâfet ise, Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı
    mahcubiyetinden başka hiçbir hakları yoktur. Çünkü bunlar Hazret-i Ali’yi (r.a.) fevkalâde sevmek dâvâsında oldukları halde tenkis ediyorlar ve sû-i ahlâkta bulunduğunu onların mezhepleri iktiza ediyor. Çünkü diyorlar ki, “Hazret-i Sıddık ile Hazret-i Ömer (r.a.) haksız oldukları halde, Hazret-i Ali (r.a.) onlara mümâşât etmiş, Şîa ıstılahınca takiyye etmiş, yani onlardan korkmuş, riyâkârlık etmiş.” Acaba böyle kahraman-ı İslâm ve “Esedullah” ünvanını kazanan ve sıddıkların kumandanı ve rehberi olan bir zâtı riyâkâr ve korkaklıkla ve sevmediği zatlara tasannukârâne muhabbet göstermekle ve yirmi seneden ziyade havf altında mümâşât etmekle, haksızlara tebaiyeti kabul etmekle muttasıf görmek, ona muhabbet değildir. O çeşit muhabbetten Hazret-i Ali (r.a.) teberrî eder.

    İşte, ehl-i hakkın mezhebi hiçbir cihetle Hazret-i Ali’yi (r.a.) tenkis etmez, sû-i ahlâk ile itham etmez, öyle bir harika-i şecaate korkaklık isnad etmez ve derler ki: “Hazret-i Ali (r.a.) Hulefâ-i Râşidîni hak görmeseydi, bir dakika tanımaz ve itaat etmezdi. Demek ki, onları haklı ve râcih gördüğü için, gayret ve şecaatini hakperestlik yoluna teslim etmiş.” Kitap : Lemalar
    Bölüm : Dördüncü Lem´a
    Sayfa No : 31

  22. süleyman akkuş dedi ki:

    Münafık öldükten sonra namazı kılınmaz” mealindeki ayet, o zamandaki ihbar-ı İlahi ile bilinen kat i münafıklar demektir. Yoksa zan ile, şüphe ile münafık deyip namaz kılmamak olmaz. Madem der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tevbe etse, namazı kılınabilir. O Aliköyde Aleviler çok olduğunu ve bir kısmı Rafiziliğe kadar gidebilmesi nazarıyla, onların en fenası da, münafık hakikatine dahil olmamak lazım gelir. Çünkü münafık itikatsızdır, kalbsizdir ve vicdansızdır, Peygamber (a.s.m.) aleyhindedir. (Şimdiki bazı zındıklar gibi.) Alevi ve Şiilerin müfritleri ise, değil Peygamber (a.s.m.) aleyhinde, belki Al-i Beytin muhabbetinden, ifratkarane muhabbet besliyorlar. Münafıkların tefritlerine mukabil, bunlar ifrat ediyorlar. Hadd-i şeriattan çıktıkları vakit, münafık değil, ehl-i bid a oluyorlar, fasık oluyorlar; zındıkaya girmiyorlar. Hazret-i Ali (radıyallahu anh), yirmi sene hürmet ettiği ve onlara Şeyhülislam mertebesinde onların hükmünü kabul ettiği, Ebu Bekir, Ömer, Osman a (radıyallahu anhüm) ilişmeseler, Hazret-i Ali (radıyallahu anh) o üç halifeye hürmet ettiği gibi, onlar da hürmet etseler, farz namazını kılsalar, yeter.
    Hem, madem Risale-i Nur şakirtlerinin en büyük üstadı, Peygamberden (a.s.m.) sonra Celcelutiye nin şehadetiyle İmam-ı Ali Radıyallahu Anhtır; onun muhabbetini dava eden Şiiler, Aleviler, Risale-i Nur’un derslerini Sünnilerden ziyade dinlemeseler, Al-i Beyte muhabbet davaları yanlış olur. Zaten kaç sene evvel, o Alevi köyünde üç Ali nin himmetiyle masumlar Risale-i Nur u şevkle yazmalarını işittim. Hatta o zamanda, o köyü de duama dahil etmiştim. İnşaallah, yine orada imam olmak istenilen kardeşimiz Ali nin himmetiyle ve Hafız Ali nin (r.h.) varisi Küçük Ali gibi kardeşlerimizin gayretiyle, onların hakkındaki dualarım boş gitmeyecek; o köydeki iki kısım Sünni, Alevi ittifak edecek.

    • bekir dedi ki:

      şimdiye kadar bize öğretilen kalıptan çıkar gibi sözlerle yaşadığımız dini yaptığımız amelleri ibatetleri.neden imamların ehlibeytin naklettikleriyle değilde başkalarının naklettikleriyle yaptık.oysa tek güvenilir kaynak ehlibeyttir bence.neden hz alinin naklettiği 580 tane hadisten sadece 20 tanesini buhari .15 tanesinide müslim alıyor. geride kalan 545 tane hadisi buhari ile müslim neden nakletme gereği duymuyor neden neden

      • Kıyamlar Durmaz dedi ki:

        Efendim bunlar mantıkla dusunulecek seyler degildir ki eger sayet boyler bir strateji uygularsaniz bu ashabi kiram ve bir cok saglam kaynagi dahi inkar etmis olursunuz …

      • Mesut ERDEM dedi ki:

        Peki el- kafi de neden 1tane hz. Aişe hadisi yok. O müminlerin annesi degil mi ? Sizin bu herşeyi dramatize etme huyunuz farslardan geçmiş size. Ayrıca neden bazı fırkalarınız 7 imam bazıları 5 inam bazılarında 6. İmam farklı böyle allah tarafından imamlık verildi diyorsunuz her birinde farklı. İmamet islamin şartlarındandır diyor şia . Birtane ayet yok bununla ilgili . Bakin ayette olmayan şeyi var demek sizi dinden çıkarır.