Molla Sadra (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 15 Temmuz 2010 2.6K kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok
Molla Sadra (ra)
Bu yazıyı değerlendirin

[Ö. H/1050, M/1629]

GÜNEŞ’İN DOĞUŞU

Cemadiulevvel hicri 980 yılında Mirza İbrahim b. Yahya Kıvam-i Şirazi’ye (r.a) yıllarca beklediği haberin müjdesini verdiler. Bir erkek çocuğu olmuştu. Aceleyle evine geldi. Ahdine vefa ederek ismini oğlunun adını Muhammed koydu. Hayatta olduğu sürece bu ilahi lütuf ve merhametin şükranesi olarak Allah rızası için her gün bir sikke sadaka veriyordu.

Mirza İbrahim, Fars bölgesinin tanınmış tacirlerdendi. Kalbinin meyvesi Muhammed’in eğitimi için tecrübeli ve meşhur öğretmenler seçti.

Muhammed 16 yaşlarındayken babası ticaret için onu Basra’ya gönderdi. Orada üç ay kaldı. Bu zaman içerisinde Irak’taki kutsal türbeleri ziyaret etti. Üç ay sonra babasının ölümü üzere Şiraz’a döndü. Bir süre babasının işlerini devam ettirdi. Muhammed tahsilini sürdürmek için babasının dükkân ve ticaret işlerini dayısına bırakarak İsfahan’a gitti.

MOLLA SADRA’NIN (R.A) ÜSTATLARI

Molla Sadra döneminde İran’da Kazvin’den sonra İsfahan İslami ilimler merkezi oldu. Bu nedenle de önde gelen meşhur âlimler ve üstatlar İsfahan’da ikamet etmekteydiler. Molla Sadra ilk olarak büyük irfan üstadı Şeyh Bahaî (r.a) ile tanıştı ve böylece ilmi ve ahlaki şahsiyeti bu büyük üstadın eliyle şekillendi. Geri kalan ahlaki erdemlerini de dönemin meşhur fakihi Mir Damad’ın yanında tamamladı.

Molla Sadra Şeyh Bahaî’nin (r.a) yanında hadis, rical, fıkıh ve usul derslerini okudu.

Mir Damad’tan felsefe, kelam ve irfan, Ebu’l Kasım Mir Findereski’den tıp, astroloji ve matematik öğrendi. Molla Sadra zaman geçtikçe ilmin bütün dallarında büyük başarılara imza atıyordu. Özellikle felsefe dalında görüş sahibi olmuştu. Geçmiş felsefecilerin kitaplarını inceleyerek onların zayıf noktalarını tespit ediyor ve hiçbir zamanda onların görüşlerinin karşısında teslim olmuyordu.

Molla Sadra (r.a) Esfar adlı kitabının mukaddimesinde şöyle diyor: “Ben tüm gücüm ve gençliğimle kendimi ilahi felsefeye adadım. Gücüm yettiği kadar felsefi konuları elde ettim. Bu alanda İslam öncesi ve sonrası felsefecilerin kitaplarından yararlandım. Müracaat ettiğim her birinden faydalanarak içi inciler dolu sedefler elde ettim.

Molla Sadra eşine az rastlanır filozoflardandır. Yüce ve ilahi ruhu onu padişahlar karşısında eğilmekten alıkoyuyordu. Onun bu davranış ve tavırları bir takım kıskançların öfke ve kinine sebep olmuştu. Kıskançların hasedinden güvende olmak için İsfahan’dan doğum yeri olan Şiraz’a ailesinin yanına döndü.

Tarihte Molla Sadra’nın (r.a) Şiraz’dan hicreti ve yeniden oraya dönüşü hakkında elimizde kesin bilgiler yoktur. Ancak bu hicret ve dönüşün 1010- 1020 tarihleri arasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Çünkü Şiraz valisi Allahverdi Han’ın Molla Sadra adına medrese inşa etme tarihi ve medrese inşasının bitmeden hicri 1021’de öldürülmesi, işkencelere maruz kalarak Şiraz’ı terk edip Kum’un etraf köylerinde birine yerleşmesi bu görüşleri teyit etmektedir.[1]

Ayetullah Seyyid Ebu’l Hasan Kazvini’den şöyle nakledilir: “Molla Sadra Şiraz’a döndüğünde kendini âlim zannedenlerden o kadar eziyet ve ihanet gördü ki kendi vatanı Şiraz’ı terk edip Kum’un etraf köylerinden birine sığınmak zorunda kaldı. Ancak orada boş durmadı. Sürekli rabbiyle münacat ediyor, farizalar ve müstahablarla meşgul oluyordu. Dünya süslerinden el çekerek Kum’a 30 km uzaklıktaki Kehek köyüne yerleşti. Orada sürgün yaşaması ve toplumdan uzaklaştırılması bir takım başarılara imza atmasına vesile olmuştu. Kehek’te ne kadar kaldığı ve yok denecek kadar kıt imkânlara sahip o köyde nasıl yaşadığı hakkında elimizde kesin bir bilgi yoktur. Ancak o büyük arif Esfar kitabının Rencnamesinden şöyle yazmıştır: “Yalnızlığa itilmiş ve kırık bir kalple inzivaya çekildim. Arzularımı bir kenara koyarak farizalarla meşgul olup ve geçmişi telafi etmeye başladım. Burada ne kitap yazdım nede ders verdim. İnsanlardan uzaklaştım ki dünyanın düşmanlığı bana kolaylaşsın. Bu yüzden tüm gücümle rabbimin dergâhına yönelerek ibadete başladım.

Bu durum uzun bir zaman devam etti. Molla Sadra’nın üstadı Mir Damad’a yazdığı mektupta ruhi ve cismi durumuna değinmişti.

Molla Sadra (r.a) uzun bir zaman Kehek’te nefis tezkiyesiyle meşgul oldu. Bu zaman içerisinde kendi tabiriyle bir takım ilahi sırlar kendisine keşfoldu. Molla Sadra (r.a) uzun bir süre orada kaldıktan sonra vatanı Şiraz’a geri döndü. Bazı yazarlar onun Şiraz’a dönmesinin sebebi hakkında şöyle yazmışlardır: “Safevi padişahlarından İmamegali Han, babasının Molla Sadra adına yaptırdığı medreseyi faaliyete geçirmesi için onu Şiraz’a davet etti.

Molla Sadra (r.a) Şiraz’a dönerek öğrenci yetiştirmeye başladı. Kısa bir müddette ismi tüm beldelerde işitilmeye başladı. Takva, ibadet, züht ve irfanı dillere destan olmuştu. İlim ve hikmet âşıkları uzak ve yakın diyarlardan o büyük ve arif üstadın huzurlarından istifade etmek için Şiraz’a akın ediyorlardı.

MOLLA SADRA’NIN (R.A) ESERLERİ

Molla Sadra yetenekli ve kalemini iyi kullanan bir yazardı. Yazdığı eserlerinde eşsiz bir fesahat ve belagat örneği dikkatleri çekmektedir. Büyük üstatların tabiriyle Şia kültüründe iki kişi hoş bir beyana ve güçlü kaleme sahiptir. Ayrıca gelecekte bile onların emsali çıkmayacaktır. Biri Şehid-i Sanidir. O, fıkıhı güzel ve akıcı bir üslup ile kaleme almıştır. Diğeri de Molla Sadra’dır. Felsefeyi son derece akıcı ve sade bir dille yazmıştır.

Molla Sadra (r.a) kırkın üzerinde değerli kitaplar kaleme alarak sonraki nesillere bıraktı.

Yazdığı eserlerinde felsefi konuları Kuran-ı Kerim ve hadislerle kanıtlamıştır.

Molla Sadra’nın (r.a) eserlerinden bazıları:

1-Esfar’u Erbea; Bu kitabı ömrünün sonlarına doğru Kehek’te sürgünde yaşadığı zaman kaleme almıştır. İslam âleminde felsefe dalında ondan daha içerikli ve güzel bir kitap yoktur. Tabir yerindeyse felsefede bir şah eserdir. Günümüzde de felsefecilerin yaralandıkları en temel kaynak kitap sayılmaktadır.

2-Tefsir

3-Şerh’u Hidaye

4-İbni Sina’nın Şifa kitabına yazdığı haşiye

5-Şerh’u Usul-i Kâfi

MOLLA SADRA’NIN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Bu büyük arif, filozof ve ilahi âlimin öğrencilerinin kimler olduğu konusunda kesin bilgiler yoktur. Ancak meşhur öğrencilerinden bazılarının şunlar olduğu söylenmektedir:

1-Feyz-i Kaşani (r.a), Molla Sadra’nın damadı.

2-Molla Salih Mazenderani (r.a)

3-Mirza Kıvamuddin Tebrizi (r.a), Molla Sadra’nın damadı.

4-Muhammed İbrahim (Molla Sadra’nın oğlu)

MOLLA SADRA’NIN (R.A) AİLESİ

Molla Sadra Ziyadi, Ziyaü’l Ûrefa lakabıyla bilinen Muhammed b. Mahmud er-Razi’nin damadıdır. Molla Sadra’nın bu bereketli evliliğinden dört kızı ve iki de oğlu oldu.

1-İlk çocuğu Ümmü Gülüsüm: Hicri 1019 yılında dünyaya geldi.

Felsefeyi babasının öğrencilerinden diğer ilimleri de babasından öğrendi.[2]

2-Muhammed İbrahim: Hicri 1021[3] yılında dünyaya gelen Muhammed İbrahim babasının öğrencilerindendi. Kendi döneminin arif, abid ve muhaddislerindendi. Çok sayıda kitap yazmıştır.

3-Zübeyde Hatun: Hicri 1024’de dünyaya geldi. O âlime, abide, edibe ve Kuran hafızıydı.[4]

4-Zeyneb: Hicri 1097 yılında dünyaya gelen Zeynep âlime, fazile, edibe, filozof, abide ve zahide biriydi. Babası ve kardeşinin yanında ilim öğrendi. Hicri 1097 yılında vefat etti.

5-Nizameddin Ahmed: Edib, hekim, şair ve arif biriydi. Hicri 1031 yılında Kaşan’da dünyaya geldi ve Recep 1074’te de vefat etti.

6-Masume Hatun: Hicri 1033’te dünyaya geldi. Âlim, edib, muhaddis, abid, zahit ve Kuran hafızıydı. Babası ve kız kardeşleri Zübeyde ve Ümmü Gülüsüm’ün yanında ilim tahsil etti. Hicri 1093 yılında da vefat etti.

MOLLA SADRA’NIN (R.A) VEFATI

Bu büyük arif 71 yıllık yaşamında yedi kez yaya olarak hacca müşerref oldu. Bereketli yaşamını da bu yolda sona erdirdi ve ebedi yurduna göçtü.

Molla Sadra (r.a) yedinci veya sekizinci hac gidişi veya dönüşü Basra’da hastalanarak hicri 1050 yılında dünyadan giderek oraya defnedilir. Şimdi o zatın mezarından bir eser olmasa da o manevi ruhu ve bırakmış olduğu eserleriyle ilim ehlinin kalbinde yaşamaktadır.

————————

[1]-Esfar, c.1, s.4.

[2]-Mustedrek’u Ayani’ş-Şia, c.3, s.43.

[3]-Meadinu’l Hikme, s.15.

[4]-Ayanu’ş-Şia, c.3, s.83.

———————-

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar


Yorum Bırak