Seyyid Ali Hamaney’in Kısaca Hayatı -2

Yazar: beytül ahzan Tarih: 19 Ocak 2011 2.6K kez okundu Yakın Tarih 2 Yorum
Bu yazıyı değerlendirin

DEVRİM ÖNCESİ MÜCADELESİ

Ayetullah Hamaney yiğit, takvalı ve çok cesur bir mücahittir. Bereketli hayatının sayfalarını diliyle, ka­lemiyle ve pratik olarak gerçekleştirdiği Allah yolundaki mücadeleleri doldurmaktadır. Özellikle de İmam’ın 1962’de başlattığı İslami kıyamın ilk gününden bu yana bir dakika bile mücadeleden geri kalmamıştır.

Hz. Ayetullah Hamaney bu konuda şöyle diyor:

“Mücadele ve siyasi hayata atılmam 1952–1953 yıllarında gizli bir gücün beni, Merhum Nevvab Safevi’ye doğru itmesiyle başladı.

Bir gün Merhum (Seyyid Şehid) Nevvab Safevi bulunduğum medreseye gelerek çok ateşli bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında İslam’ın diriltilmesi ve dünyaya hakim kılınması gerektiğini ifade etti ve Şah ile İngilizlerin komplolarını dile getirerek: “Bu memleketin, yöneticilerinin hepsi yalancıdır. Bunlar Müslüman değildirler.” dedi.

O andan itibaren Nevvab Safevi vasıtasıyla kalbimde İslam inkılabı ümidi doğdu. Evet bizim kalbimizde inkılap ateşini ilk kez Rahmetli Nevvab Safevi yaktı. 1954–1955 yıllarında mücadeleyi başlattık. Şöyle ki; Farruh adında bir şahıs Meşhed’e vali olarak atanmıştı, bu adam İslam’ın zahirine bile riayet etmiyordu. O zamanlar genellikle Muharrem ve Sefer aylarında Meşhed’de olan tüm sinemalar kapatılırdı. Ama o ilk önce Muharrem ayının on dördüncü gününe kadar kapattırdı, itirazlar çoğalınca yirmisine kadar uzattı. Bu sırada biz toplantı yaparak marufu emretme ve münkeri nehyetme hakkında bildiri yayınlayıp, her tarafa dağıtmaya başladık.”

1962’DEN SONRAKİ MÜCADELESİ

Alimler ve talebeler korkusuz ve ihlaslı bir şekilde İmam Humeyni ve diğer taklit mercilerinin sözlerini İran halkının tümüne duyuruyorlardı. Ayetullah Hamaney’in bu konuda da yapıcılığı ve çok üstün başarıları vardı. Onun faaliyetleri o kadar yoğun ve etkiliydi ki 1962 yılında, 15 Hurdad kıyamını vücuda getiren İmam Humeyni’nin üç önemli ve tarihi mesajını Meşhed’e götürdü.

Birinci mesaj alimlere, hatiplere ve heyet başkanlarına idi. Bunlardan İsrail’i protesto etmeleri ve “Feyziye Medresesi’nde Şah Rejimi tarafından işlenen cinayeti halka açıklamaları isteniyordu.

Merhum Ayetullah’il Uzma Milani’ye ve Meşhed’in büyük âlimlerinden birine yönelik olan ikinci ve üçüncü mesajlarda ise Muharrem ayının 7. günü mücadelenin açıkça başlatılması isteniyordu.

Ayetullah Hamaney bu yolculuğunda yol üzerinde olan halka hitaben camilerde konuşma yaparak kıyamın yaygınlaşmasına sebep oldu.

O yılın Muharrem ayı çok iyi bir fırsattı. İmam ve diğer alimler Muharrem ayının çalışmalarını programlayarak ayın ilk gününden, altıncı güne kadar olan günleri, dini esaslar ve genel konulara, yedinci günden itibaren ayın sonuna kadar olan günleri ise rejimle ilgili gerçekleri açıklayarak halka duyurulmasına ayırmışlardı.

Ayetullah Hamaney, Şah’ın başbakanının memleketi olan “Bircand” da konuşma yapmayı üstlenmişti.

O, Muharremin 7. günü kalabalık halkın katıldığı yas merasiminde olağanüstü heyecan ve ateşli bir konuşmayla Kum’daki Feyziye Medresesine Şah Rejimi tarafından yapılan zulmü halka açıkladı; halk din büyüklerine yapılan hakarete dayanamayıp şiddetle ağlıyorlardı. Hz. Ayetullah Hamaney bu olayla ilgili olarak şöyle söylüyordu: “Minberden indiğimde rejim güçleri tarafından tutuklanmamı engellemek için halk etrafımı sararak öylece beni camiden dışarı çıkardılar.”

Muharremin 9. günü sabahı, minbere çıkarak yine çok etkili bir konuşma yaptı; Şah’ın uşakları genelde Tasua ve Aşura (Muharremin 9. ve 10.) günleri alimleri tutuklamazlardı, buna rağmen korkularından onu tutukladılar. Önce Savak’a daha sonra tahrip olmuş bir ceza evine sevk ettiler. Zaruri ihtiyaçlardan bile mahrum bırakılan bu zindanda, sakalını tıraş etmekle tehdit ettiler. Daha sonra tahrik için ot yoldurmak gibi işlere zorlandı, yaklaşık on gün hapiste kaldı.

Serbest bırakıldıktan sonra tekrar alim arkadaşlarını bir araya toplayıp o zamana kadar yapılan işlerin değerlendirmesini yaparak, tüm şehir ve kasabalara seferler düzenlemeyi ve bu vesileyle halkı aydınlatmayı kararlaştırdılar.

Bunun üzerine Kirman’da bir kaç gün âlimler, talebeler ve dindar insanları bir araya toplayıp konuşmalar yaptıktan sonra Zahidan’a doğru hareket etti. Ramazan ayının on beşinci günü İmam Hasan’ın (a.s) doğumu münasebetiyle bir konuşma yaptı, aynı gece Savak[1] tarafından tutuklanıp, uçakla Tahran’a oradan da korkunç işkenceleriyle meşhur olan “Kızılkale” zindanına götürüldü. Yaklaşık iki ay bu zindanda çeşitli işkence­lere, hakaretlere maruz kaldı.

Serbest bırakıldıktan sonra bu kahraman âlim ilk iş olarak “Kaytariyye Cezaevi’nde tutuklu bulunan İmam Humeyni’yi ziyaret ederek ona: “Bu Ramazan’da sizin yokluğunuzdan dolayı yeterli istifade edilemedi. Onun için şimdiden gelecek Muharrem ayına program hazırlamalıyız.” dedi.

Ayetullah Hamaney Ramazan ve Muharrem aylarından gerekli şekilde faydalanmak ve faaliyet alanını genişletmek için Kum’da alimlerle bir toplantı düzenleyip teşkilatlanma çalışmalarına başladılar. Daha sonra tüzüğünü de hazırladıkları bu teşkilatı oluşturan alimlerden bazıları şunlardır: Ayetullah Mişkini, Şehit Ayetullah Kuddusi, Merhum Ayetullah Rabbani Emlaşi, Merhum Ayetullah Rabbani Şirazi, Ayetullah Haşimi Rafsancani, Ayetullah Misbah Yezdi, Ayetullah Azeri Kumi ve Ayetullah Emini Necefabadi vb…

1965 yılında Ayetullah Azeri Kumi’nin yakalanmasıyla evinde bulunan teşkilatın tüzüğünü ele geçirdiler. Teşkilatın kurucularından bazıları yakalanmış, bazıları da kaçmıştı.

Ayetullah Hamaney, Rafsancani ve Misbah Yezdi o sırada Tahran’da idiler. Bu olaydan önce önsözünde ve dipnotlarında Savak’ın gerçek yüzünü açıkladığı “Gelecek İslam’ındır” adlı kitabı tercüme ettiğinden dolayı Savak tarafından takibe alınmıştı. Bu kitap daha baskıda iken basımı durdurulmuş ve matbaacılardan iki kişi tutuklanmıştı. Daha sonra başka yoldan basılıp yayınlanmıştı.

1966 yılında tutuklulardan bir kısmının serbest bırakılmasıyla olay eski şiddetini kaybetti.

Ayetullah Hamaney’i, 1967 yılında Meşhed’de yazmış olduğu kitap gündeme getirilerek bir kez daha tutukladılar. Yaklaşık olarak dört ay hapsettiler. Savak, her ne kadar işkence yaptıysa da hiç bir sonuç elde edemedi.

Ayetullah Hamaney serbest bırakıldıktan sonra Meşhed’de kalarak. talebeler, üniversiteliler ve halkı eğitmek amacıyla tefsir derslerine başladı. Çok geçmeden bu dersler mücahidler ve inkılapçıların merkezi haline geldi.

Bu derslerin amaçlarından biri de imanlı, değerli ve teşkilat kurabilecek şahısları tanımak, muhtaçlara yardım ulaştırabilmekti. O zaman Firdevs’de vuku bulan depremin verdiği hasarları onarmak için Meşhed ulemasının ve imanlı işadamlarının yardımıyla talebeleri toplayarak “Firdevs”e gitti ve ulema yardım vakfını kurdular.

Bu konuda Hz. Ayetullah Hamaney şöyle diyor: “Biz Firdevs”e gittiğimizde bir jandarma taburu bölgedeydi. Emniyet müdürlüğü baskı yaparak bizi bölgeden çıkarmak istediler. Eğer burayı terk etmezseniz zorla çıkaracağız diye tehdit ediyorlardı. Biz de çıkmayacağımızı belirttik; arkadaşlardan bazılarının korkmaya başlaması üzerine ben, “korkmamalıyız; çünkü biz halka yardım amacıyla geldik, halkın gücü de bizimledir. Kızılay’ın verecek hiç bir şeyi yok, olsa bile vermezler.” dedim ve pratikte de böyle oldu. Tağutun gönderdiği görevliler hiç bir şey yapmadan geri döndüler biz de işimize devam ettik.”

Ayetullah Hamaney’in tefsir dersleri defalarca Savak tarafından yasaklandı. Bazen evini muhasaraya alıp, kimseyle görüşmesine izin vermiyorlardı.

Hz. Ayetullah Hamaney’in sadece konuşması değil, yazdığı, tercüme ettiği kitaplarda inkılabi fikirleri yaymada çok etkiliydi. “İmam Hasan’ın (a.s) Sulhu”, “Gelecek İslam’ındır”, “Hindistan Özgürlük Hareketinde Müslümanlar” adlı kitapları gençlere inkılap ruhunu aşılayan eserlerindendir.

Bu yüzden 1968 yılında Kum’da tutuklanarak, delil yetersizliğinden aynı gün serbest bırakıldı.

Ayetullah Hekimi’nin vefatından sonra 1969 yılında tekrar tutuklandı. Bu defa gerçekleşen tutuklanması dört aydan fazla sürmüştür. Serbest bırakıldıktan sonra Hz. Ayetullah Hamaney faaliyetlerine tekrar devam etti. Diğer örgütlerle ilişki kurarak birlikte hareket etmeyi kararlaştırıp, çalışmaya başladılar. 1970 yılında şah rejiminin 2500. kutlama törenlerinde elektrik santralının patlatılması üzerine, tekrar tutuklanarak acımasızca işkencelere maruz kaldı, karanlık ve rutubetli hücrelere kapatıldı. Ama bunca işkenceler karşısında bu cesur mücadeleciden hiç bir şey öğrenmeden, iki ay sonra serbest bırakmak zorunda kaldılar.

Serbest bırakıldıktan sonra mücadele ve faaliyetlerine aralıksız devam eden Ayetullah Hamaney Meşhed’de olan İmam Hasan (a.s) cami cemaatının ısrarı üzerine bu camide cemaat imamlığını kabul etti ve tefsir derslerine yeniden başladı. Bu faaliyet çok etkileyiciydi. Şehit Mutahhari ve Bahüner Meşhed’de bu programları yakından izleyip etkilenmişlerdir. Merhum Ayetullah Talagani diyordu ki: “Ayetullah Hamaney geleceğin ümididir. Meşhed’e gittiğinizde mutlaka onu ziyaret edin.”

Şehit Recai’de bu konuda şöyle diyor: “Benim 1973’de hücrede geçirdiğim günler gerçekten bir cehennemdi. Bütün hücrelerden sabahlara kadar ağlama ve inilti sesleri geliyordu. Burada sanki “ne ölüyorlar, ne de sağ kalıyorlar” ayeti kerimesi gerçekleşiyordu. Bunca işkencelere rağmen Şah’ın Savak’ı İmam Humeyni’nin yılmak bilmeyen bu talebesinden mahkemede delil olabilecek en ufak bir şey dahi öğrenemediler. Jimmy Carter’in başkan olmasıyla Şah Amerika’nın emri doğrultusunda siyasetini değiştirdi; 1974 kışı serbest bırakılan Ayetullah Hamaney Meşhed’e giderek yorulmak ve yılmak bilmeyen güçlü bir ruhla mücadelesine devam etti. Bu defa yükü ve sorumluluğu daha da ağırlaşmıştı.”

1976’da İnkılabi hareketin güçlenmesi üzerine zalim Şah rejimi ortamı kontrol edebilmek için Ayetullah Hamaney’i tutuklayıp bir kaç gece gözaltına aldıktan sonra “İranşehr”e sürgün ettiler. İranşehr’in sıcak havası cihat ve mücadeleden bıkmayan bu ruhu yormaya yetmeyecekti. Orada da mücadeleci alimlerle bir araya toplanıp Şii ve Sünniler arasında vahdeti sağlamaya öncülük etti.

O yıl İranşehr’i sel bastı, halkın çoğunun evi sular altında kalarak, çöllere döküldüler. Ayetullah Hamaney Firdevs’deki tecrübesinden yararlanarak talebeleri toplayıp hemen bir yardım teşkilatı oluşturdu. Bu teşkilat halka kısa zamanda o kadar çok yardım yaptı ki, bunların yönlendirilmesi Savak’ı hayrete düşürdü. Savak müdürü Hz. Ayetullah Hamaney’i çağırarak bu hususta ona şöyle diyor: “Dün akşam emniyet komisyonuna ne kadar tembel ve beceriksiz olduklarını ve bir sürgünün yaptıklarının, ortamı tamamen değiştirdiğini söyledim!.”

Bu sürgün bir yıl devam etti. İnkılapçıların çalışmalarının şiddetlenmesi ve kontrolün elden çıkması üzerine Hz. Ayetullah Hamaney Meşhed’e dönerek daha şiddetli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.

——————–

[1]- Savak: Şah Rejiminin gizli emniyet teşkilatı

Abna.ir

Yazının ilk bölümünü okumak isteyenler linke tıklasın: Seyyid Ali Hamaney’in Kısaca Hayatı -1

Yazının üçüncü bölümünü okumak isteyenler linke tıklasın: Seyyid Ali Hamaney’in Kısaca Hayatı -3


Yorum Bırak

  1. […] Yazının ikinci bölümünü okumak isteyenler linke tıklasın: Seyyid Ali Hamaney’in Kısaca Hayatı -2 […]

  2. […] Yazının ikinci bölümünü okumak isteyenler linke tıklasın: Seyyid Ali Hamaney’in Kısaca Hayatı -2 […]