Kızıl Destan

Yazar: beytül ahzan Tarih: 30 Ağustos 2009 2.1K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok
Bu yazıyı değerlendirin

Allah’ın adıyla

Bütün yaratılmışlardan ve yaratılacaklardan üstün olan varlıklar ; Allah’ ın nuruyla yaratıldığı vakit , o ondört nur beliriverdi ; nasıl bir alem olduğu bilinmeyen bir mekanda…Yeryüzünün en parlak ondört yıldızı.Kalbimin en hızlı on dört çarpış sesi. Günler arasında en çok ışık saçan on dört gün. Geceler arasında en çok aydınlık saçan on dört ay. Kahhar olan Allah ‘ın en güzel on dört tecellisi.Hayata desen ve mana kazandıran on dört renk.Her biri birbirinden güzel on dört gül.İçlerinden biri en güzeli ; Muhammed…Alemlere rahmet olarak yaratılan , maşuğuna aşık , içi merhamet dolu bir kul.Yaratıldığı gibi rahmetini ve merhametini saçtı aleme. Dünya anlamını kazandı.Alemler onun hörmetine varedilmişdi.Yaratıcılığını ispat eden Allah kainata en güzel insan eserini göndermişdi. Muhammed dünyaya gelmişdi. Emindi , güvenilirdi , sıkıntılar onun eliyle giderilirdi.

Rahmanın aşığı bu mukaddes varlık , aldığı görev ile yaratıcısını aleme sunacaktı.İslamın bayrağını yüce Rahman onun eline vermişdi.O bayrak Muhammedin eliyle dalgalandı , hafif esen rüzgara karşı.Uzun vuslat sonrası , bu şerefli insanın hasretine dayanamayıp yoktan vareden Allah, aşığını katına , huzuruna aldı.Muhammet dünyaya gözlerini kapamışdı.Son görevini yerine getirerek İslam’ı tamamladı Muhammed. “Ey peygamber , Rabbinden sana indirileni apaçık tebliğ et.Eğer bunu yapmazsan , onun elçiliğini yapmamış olursun.Allah seni insanlardan korur.Şüphesiz Allah kafirleri doğru yola iletmez.”(maide 67) Ve Ali’yi insanlığa ilan etti.Fakat gün ortasında , güneşe karşı uçuşan kör sinekler insanların gözlerine dolmuşdu.Göremediler Ali ‘ yi. Muhammed’in beka alemine göçmesini arzulayan ,makam ve mevki derdiyle yanıp tutuşanlar İslam’a en ağır darbelerden bir tanesini vurdular. Arsızlık diz boyu olmuştu. Muhammed’in dini ar perdesini delen katil sinekler tarafından delindi. Zalimler elinde çiğnenen İslam sancağı , yirmi beş yıl sonra kainatın ikinci efendisi Ali ‘ nin eline geri dönmüştü. Anlamını kazanmaya başlamıştı ki İslam ; o sırada ise dinini dünyalarına satanlar tarafından katledildi Ali .Ve “Kâbenin Rabbine andolsun ki kurtuldum” diyerek , mevlasına göçetti Ali. Sıra güzelde idi . Güzele anlam kazandıran Hasan . Çöl ortasında etrafında ki onca sıcaklığa, susuzluğa, kimsesizliğe ve onca haşarata karşı direnen ve ayakta durmaya , meyveler vermeye çalışan yalnız Hasan. Korumak için dedesinin getirdiği mukaddes dini , etrafındaki zalimler yetmiyormuşcasına, üstelik sadık dost olarak bildiklerine karşı da mücadele etti. Geçici dünya zevkleri kör etmişdi hakkı göremeyen gözleri .En sadık olarak bilinen insanlar tarafından bile terk edildi Hasan.Yaralanıp da kanadı kırılan bir kelebeğin , çöl ortasındaki haşaratlar arasına düşüp de toprağa çekildiği gibi mezara gönderildi Hasan. Peygamber evladı olan ve cennet gençlerinin efendisi olan bu insanın tabutu ok yağmuruna tutuldu. Zira insanlık artık peygamber emanetine bile saygı ve sevgi göstermiyordu…

Sıra İslamın sancağına en büyük oku atacak soysuz oğlu soysuz Yezid’e gelmişdi.”Andolsun ki , dünyada tatmadığım zevk kalmadı “diyen mel-un Muaviye’nin oğlu  zalim Yezid.Ve bu sancağa vurulmak istenen bu en büyük darbeye karşı , rahmani duruşunu sergileme sırası güzelcikteydi.Yezid, Muhammed’ in dinini saltanat dinine dönüştürmeyi amaçlıyor ve Allahın emir ve yasaklarını çiğniyordu. Muhammed’ in getirdiği yasaklar artık caiz hale gelmiş ve İslam unutulmaya yüz tutmuştu.Rahmanın en sevgilisi Muhammed’in eliyle dalgalanan bu sancak ; zalimlerle savaşıyordu. Gelmiş , geçmiş ve gelecek olan tüm insanların en zalimine karşı , Muhammedi adımlar atma sırası güzelcikdeydi.Adı Hüseyin. Ondört gül içerisinde rengi kırmızı olan tek gül..Kanı rahmanın dini uğruna akmak için çağlayan ve akacağına dair ahdetmiş bir gönül.Takvalılar silsilesinde en mahzun ve en zalimce koparılan , soldurulan bir gül.

İslam ağacının dalları budakları kesilmişdi , solmaya meyilleniyordu.Zalimler anlaşılan unutmuştu yüceler yücesi Rahmanın şu sözünü : ”Bu dini ben getirdim ve ben koruyacağım.” Muhammed’ in eliyle gönderilen bu İslam sancağı Hüseyin’ in eliyle tekrar dalgalandı. Mekke-i Mükerreme’de zuhur eden , Medine-i Münevvere’de yayılan İslam dini  KERBELA’da Huseynin eliyle korundu. Zalimlerin ellerinde solmaya yüz tutan bu ağaç Hüseyin’in , onuncu günde ; “Allahım teslimim emrine ve razıyım rızana” nidasıyla yeşerdi.” Allahım bu zalim topluluğun ellerinde nasıl bir duruma düştüğümü sen görüyorsun” sözü dışında; bütün kelimeler anlamını kaybetti o gün.

Onuncu gün ; on dört gül içerisinde rengi kırmızı olan o tek gül rengini sararttı ve akıttı damarlarında akan o kızıl kanını.Rahmana aşık tüm yaratılmışlar adına aşikar etti  Hüseyin aşkını mahbubuna. İslam ağacını kanıyla suladı Hüseyin.Yılmadan , biran duraklamadan , başı dik , rahmani duruşunu sergiledi . Ve yetmiş iki kişiydiler zalime direnen , ölümü bile yenen ölümsüzler. Muhammed’ in ahlakının , güzelliğinin canlı duruşu olan oğlunu , hakka doğru yürüyen bu sayılı kervanın bayraktarı ve güven kaynağı olan kardeşini ,kardeşinin emaneti olan yiğenini ,anne kucağında henüz dil açmamış ve peygamber ashabının eş ve kız kardeşlerinin çocuklarının neşe kaynağı olan altı aylık bebeğini feda etti Kur-an’a. Gökyüzü o altı aylık bebeğin kanıyla  boyandı.İnsanlık aleminden seçilmiş yetmiş iki yiğit ; “Bin canımız olsa senin yoluna feda ederiz” dedikleri Hüseyin için vazgeçtiler dünyadan. Hüseyin’siz dünya onlar için amaçsız ve gayesiz yaşam idi…

İslamı yoketmeye , Muhammedi unutturmaya, yeniden cahiliye adetlerine dönmeye , kadınları satılık eşya gibi tanıtmaya , kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeye , taştan ve topraktan putlar yapıp onlara tapmaya ve yüceler yücesi rahmanın güzelliğini örtmeye çalışan zalim yezide karşı , İslam gemisine kaptanlık etti Hüseyin. Çünkü o ceddinin buyurduğu gibi kurtuluş gemisidir.”Huseyn kurtuluş gemisidir , ona binen kurtulur , binmeyen ise helak olur  gider.”(Hz.Muhammet (s.a.v)) .İslam dini uğruna nelerin yapılması gerektiğini ve rızasını kazanabilmek için rahmanın ; nelerden vazgeçilmesi gerektiğini canlandırdı Allah; tarihin en beyaz ve en temiz sayfasında.O denli canlandırdı ki Rabbi ondan razı , oda Rabbinden razı oldu.”Ey huzura eren nefis,sen Rabbinden hoşnut , Rabbin de senden hoşnut olarak Rabbine dön.Gir kullarımın arasına.Gir cennetime.(Fecr 26-30)

Onuncu gün , doğudan ve batıdan doğdu güneş …Kan ağladı toprak.Fırak tersine akmaya başladı ve utandı.Ağaç Hüseyin’e ağladı.Huseyin’in başını arkadan kestikleri hançer ağladı.Fakat başı kesilirken bile o mukaddes varlık ; karşısında ki bu zalim topluluğa iyiliği emretmeye devam ediyordu hâlâ. Makam ve mevki uğruna , zalimlerin ellerinde solduruldu o kıp kızıl gül , ümmeti gerçekleri bildikleri halde… Hak dinin o gün ki canlı duruşu; dünya da bile özgür kişiler olmayı bilemeyenlere karşı , ahtlerine vefa etmeyenlere karşı ve atalarının gittikleri sapkın yolu arzulayanlara karşı yaratıcısı olan Allah’ın güzelliğini ortaya çıkardı .Bü yüzden Hüseyin, tarih sayfalarından asla silinmeyecek o kıpkızıl kanıyla , kızıl destanını yazmış , mahbubuyla sürekli halvette olan ve duruşu kıyametedek insanlık aleminde , mazlumun zalime direnişine örnek olacak bir ekoldür Hüseyn …

ALİ KAÇAN


Yorum Bırak